T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1381 KARAR NO : 2026/239 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.05.2023 NUMARASI : 2021/786 E. - 2023/381 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.02.2026 İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2023 tarih 2021/786 E. - 2023/381 K. sayılı kararın Dair…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1381 KARAR NO : 2026/239 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.05.2023 NUMARASI : 2021/786 E. - 2023/381 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.02.2026 İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2023 tarih 2021/786 E. - 2023/381 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 08.06.2021 tarihinde, müvekkiline ait ... plaka sayılı araç ile Manisa İli, Yunus Emre İlçesi, Güzelyurt Mahallesi, İngostad Bulvarı ile 19 Mayıs Bulvarında davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan .... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tanzim edilen kaza tespit tutanağında davalı tarafın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, araçta oluşan hasarın tespiti amacıyla İzmir 13. SHM dosyasında tespit talebinde bulunulduğunu, mahkemece aldırılan raporda aracın onarılamayacak derecede hasar gördüğü ve pert total işlemine tabi tutulması gerektiğinin beyan edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL hasar ve onarım bedeli, 100,00 TL değer kaybı, 100,00 TL araç mahrumiyet tazminatı ve delil tespit masraflarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 03.11.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile hasar onarım bedeli istemini 42.000,00 TL'ye yükselterek başvuru tarihi olan 20.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesi ile, dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 1131451521 no.lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; mahkemece müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde teminat limiti ile sorumlu bulunulacağını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayın gerçekleşme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın reddi gerektiğini, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesî'ne gönderilmesi talebi ile davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, kazaya ilişkin olarak davacı tarafından müvekkil şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını ve dava şartı olan zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediğini, iş bu nedenle huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirkete ZMMS Poliçesi ile sigortalı .... plaka sayılı aracın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, iş bu nedenle davanın reddi gerektiğini, araç mahrumiyet bedelinin, aracın işletilememesinden doğan kazanç kayıpları gibi yansıma zararlar ZMMS teminatı dışında olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, davalıya ZMMS poliçesiyle sigortalı .... plakalı aracın dava dışı sürücüsü .... 'in yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, aracının hızını yolun icap ve şartlarına göre uyarlamayıp dikkatini istikametine vermediği, yaklaştığı kavşakta kendisine hitaben yanan kırmızı fasılalı ışığını dikkate almayıp tedbirsiz ve tehlikeli geçişe yöneldiği, yönelirken de kendinden önce kavşağa girmiş davacı aracını fark etmeyip yandan çarpması sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/a maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile üst düzeyde etken olduğu; davacının ise yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, mevcut hızı ile yaklaştığı kavşağı gereği gibi kontrol etmediği, sol istikametinden gelen kavşağa girmekte olan sigortalı araca mevcudiyetini belirttir ikazda bulunmadan kontrolsüz ve mevcut sürati ile geçiş yapmak istemesi nedeniyle 2018 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile alt düzeyde etken olduğunun belirtildiği, böylece meydana gelen kazada mahkemece davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun takdir edildiği, somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacıya ait .... plakalı araçta trafik kazası nedeniyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil 72.295,06 TL'lik hasar meydana geldiği, kaza ile hasarın örtüştüğü, aracın riziko tarihi itibariyle değerinin 57.500,00 TL olduğundan aracın onarımın ekonomik olmadığından pert-total işlemine tabi tutulması gerektiği, sözkonusu aracın sovtaj değerinin 15.500,00 TL olduğu, buna göre davacının gerçek zararının 57.500,00 TL-15.500,00 TL=42.000,00 TL olduğu , davacıya ait aracın değer kaybının oluşması için tamirinin ekonomik olması gerektiği, davacıya ait araç pert -total işlemine tabi tutulması gerektiğinden değer kaybı oluşmadığı, davalı sigorta şirketinin ... plakalı hususi aracı kaza tarihini de kapsayacak şekilde 27/03/2021- 27/03/2022 tarihleri arasında ZMSS (trafik) poliçesiyle araç başına maddi hasar bedeli olarak 43.000,00TL limitle sigortaladığı, davalı sigorta şirketinin KTK.nun 85-91.maddeleri gereğince hasar bedelinden sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunduğu, davacının davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı, ancak başvurunun hangi tarihte yapıldığının gerek davacı tarafından sunulan belgelerden gerek davalı sigorta şirketinden gelen yazı cevabından tespit edilemediğinden davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabul edildiği, davalıya sigortalı aracın ticari araç olmadığından yasal faiz talep edilebileceği, davacının bedel arttırım dilekçesi ile hasar bedeli istemini 42.000,00 TL'ye yükselttiği, davalı sigorta şirketinin dava dışı araç sürücüsü olan ....'in kusuru olan %75 oranında meydana gelen zarardan sorumlu olduğundan hasar bedelinin 31.500,00 TL'sinden sorumlu olduğu, bu miktarın poliçe limiti içinde kaldığının anlaşıldığı, araç mahrumiyet bedeline ilişkin zararın ise kazadan kaynaklanan dolaylı zarar mahiyetinde olduğu ve davalı trafik sigortacısının sadece doğrudan zararlardan sorumlu olduğu, bu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 31.500,00 TL hasar bedeli maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 02/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının değer kaybı bedeli ve araç mahrumiyet bedeli maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının sadece vekalet ücreti yönünden mahkeme kararını istinaf ettiğini, kötü niyetli olduğunu, alacağı geç ödeyerek müvekkilini zarara uğratmak istediğini, bilirkişinin müvekkili hakkındaki kusur tespiti ile mahkemenin kusur dağılımının hatalı olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, aksi kabul edilse dahi ilk derece mahkemesinin kusur dağılımının hatalı olduğunu, müvekkiline en fazla % 5 kusur takdir edilmesi gerektiğini, davalının, avukatlık ücreti konusundaki talebinin reddedilmesi gerektiğini, mahkemenin dava tarihini temerrüt tarihi olarak kabulünün hatalı olduğunu, temerrüt tarihinin sigortaya başvuru tarihi olan 20.06.2021 tarihi kabul edilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, kısmen kabul kısmen red kararı verilmiş olması sebebiyle müvekkili sigorta şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin yapılan değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki tarafın da vekalet ücretinden sorumlu tutularak, vekalet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınması gerektiğini, reddedilen tutar olan 10.500,00-TL üzerinden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mevcut şekilde hüküm kurulmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli, değer kaybı bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda 08/06/2021 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile dava dışı .... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araçlar arasında maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, araç sürücülerince kendi aralarında kaza tespit tutanağı tutulduğu, davadan evvel davacı yanca araç üzerinde dava konusu taleplere ilişkin delil tespiti yaptırıldığı, otomotiv bilirkişisi tarafından sunulan 30/07/2021 tarihli raporda davacı aracının pert olarak kabul edilerek gerçek hasar bedelinin 42.000,00 TL, ikame araç bedelinin ise 3.125,00 TL olarak hesaplandığı, değer kaybı oluşmayacağı kanaatinde bulunulduğu, davacı yanca yukarıda belirtilen gerekçeler ile kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçecisi aleyhine açılan davada İDM'ce makine ve trafik bilirkişilerinden alınan 23/06/2021 tarihli kök ve 17/03/2023 tarihli raporlar kapsamında her ne kadar kusurun oransal tespiti yapılmamış ise de dosya kapsamına göre davacının % 25, davalı yana sigortalı araç sürücüsü....'in ise % 75 kusurlu olduğu kanaatine varılmakla birlikte makine bilirkişisi kanaatleri kapsamında davacı aracının kazadan kaynaklı pert işlemine tabi tutulması ile bu kapsamda gerçek hasar bedelinin 42.000,00 TL, ikame araç bedelinin ise 3.125,00 TL olduğu yönünde kanaatler benimsenerek açılı davanın yukarıda belirtilen şekilde kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 6100 sayılı HMK 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Esasen hâkimin bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Bu husus çok doğrudur. Ancak, hâkim kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamaz. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsi bilgisi ile kusur belirleyemez. Bu görüşü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2.4.1986 gün ve 1984/4-847 E, 1986/338 K; 8.11.1995 gün ve 1995/19-601 E, 938 K; 2.4.2003 gün ve 2003/4-185 E, 263 K; 7.3.2007 gün ve 2007/11-94 E, 113 K; 19.3.2008 gün ve 2008/11-262 E, 260 K; 14.5.2008 gün ve 2008/11-392 E, 377 sayılı kararları da doğrulamaktadır. Hâkim özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde şahsi bilgisi ile kusur belirlemesi yapamayacağına göre, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırması gerekecektir. Bu görüş de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 8.12.2004 gün ve 2004/4-642 E, 648 K; 2.3.2005 gün ve 2005/11-81 E, 118 K; 30.1.2008 gün ve 2008/11-42 E, 45 K; 5.11.2008 gün ve 2008/4-655 E, 664 sayılı kararlarında vurgulanmıştır. Tatbikat ceza davasındaki kusurun hukuk hâkimini bağlamayacağını, hukuk hâkiminin yeniden kusur incelemesi yaptırması gerektiğini içtihat ettiğine ve bilirkişi incelemesi yapılmasının gerektiğini vurguladığına göre, somut olayda hâkimin bilirkişi heyeti yerine geçip kusur belirlemesi yapması gerektiğini ileri sürmesini benimsemek mümkün değildir. Bilirkişi müessesi tenkit edilebilir. Verdikleri raporlar hukuki çerçevede yok sayılabilir. Ama o müessese kaldığı sürece yeniden rapor alınmasını gerektiren durumlarda, başka bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılabilir. Yoksa hâkim bilirkişi heyeti yerine geçirilemez. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren durumlarda da şahsi bilgisine göre kusur belirlemesi sonucu karar vermesi istenilemez. Şimdiye kadarda hukuk dairelerinin tümü bilirkişi incelemesi yapılmasını icap ettiren hallerde bilirkişiden rapor alınmasının şart olduğunu içtihat etmişlerdir. (Yargıtay HGK'nun 24.12.2008 tarih ve 2008/4-734 E. ve 2008/766 K.) Somut olayda, iddia edilen kazada kusur durumu teknik bilgi ve incelemeyi gerektirmektedir. İDM'ce kazaya karışan tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve davacının taleplerinin yerindeliğinin tespitine yönelik bilirkişi incelemesine dosya tevdi edilmekle birlikte dosyaya 23.06.2022 tarihli kök rapor sunulmakla her iki araç sürücüsünün de kazada kural ihlali niteliğinde davranışının bulunduğu kanaatine varılmakla birlikte rapora yapılan itirazlar kapsamında bu sefer, kusur tespitine yönelik itirazın karşılanmasına yönelik ek rapor alınmasına karar verildiği ve kazandırılan ek raporda da kusurun yüzdesel tespiti yapılmamakla birlikte mahkemece benimsenen kusur oranının resen tespitinin yapıldığı yönünde kanaat kapsamında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de söz konusu yüzdelik tespitinin tahkikat aşamasında değil, gerekçede benimsendiği görülmekle birlikte taraflara kusurun bu şekilde belirlendiği yönünde tespite ilişkin savunma hakkı tanınmamıştır. Bu durumda mahkemece kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının ve gerektiğinde kusur oranı da içerecek şekilde net ve ayrıntılı olarak belirlenebilmesi için dosyanın önceki rapor sunan adli trafik bilirkişisinden kazaya karışan tarafların kusur durum ve oranlarının net ve ayrıntılı olarak belirlenebilmesi ve ayrıca kusura yönelik davacı yan itirazları da değerlendirir şekilde ek rapor alınması, yeniden alınacak ek rapora itirazların olması halinde gerektiğinde bu itirazlar da değerlendirilmek suretiyle kusurun çelişkiye yol açmayacak şekilde, açık ve anlaşılabilir bir biçimde tespiti gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD. 02.12.2013 tarih ve 2013/18451 tarih ve 2013/16902 K.4.HD'nin 23.12.2024 tarih ve 2022/17142 E. - 2024/13577 K.) Bu nedenle de kusura ilişkin davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından kazaya karışan tarafların kusur durumlarının oransal olarak tespiti için yukarıda belirtilen şekilde önceki rapor sunan bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre davacı taleplerinin tarafların haklılık durumuna göre yeniden değerlendirilmesine yönelik açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek kusur bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre, usulü kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre ise her ne kadar İDM'ce dava kısmen kabul edilmekle kusur mahkemece değerlendirildiğinden ret yönündeki yargılama gideri ile vekalet ücreti davalı üzerinde bırakılmaması kararı verilmiş ise de davacı yanca olayda davalı yana ZMMS'li araç sürücüsünün tam kusuruna dayalı iş bu dava açıldığından ve mahkemece takdiri indirim yapılmasını gerektiren bir hal olmadığından kusur mahkemece belirtilen şekilde takdir edilse bile ret tutarı üzerinden davacı aleyhine değerlendirme yapılması gerektiği, bu kapsamda İDM'ce yukarıda belirtilen şekilde kusurun net bir biçimde tespitinden sonra oluşacak sonuca göre davanın kısmen kabulünün gerekmesi halinde değer artırım miktarı göz önüne alınarak ret edilen tutar üzerinden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmekle aksi yöndeki değerlendirme doğru bulunmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN AYRI AYRI KABULÜNE, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/05/2023 tarih, 2021/786 esas ve 2023/381 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.