Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca 5/9/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmış ve 24/8/2016 tarihinde meslekten ihraç edilmiştir. Başvurucu, FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmalar kapsamında 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 20/7/2016 tarihlerinde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde "Yasa dışı veya yasal herhangi bir örgüte üye değilim. Bu bağlamda Fetullahçı terör örgütü ile de bir bağım yoktur ... Öğrencilik yıllarımda ve meslek hayatımda hiçbir zaman Fetullah Gülen cemaati ve terör örgütü içerisinde yer almadım. Ankara Hukuk mezunuyum. Kredi Yurtlar Kurumuna ait Dikimevi öğrenci yurdunda kaldım. Cemaate ait yurt yada evlerde kesinlikle kalmadım. HSYK'nın neden bu şekilde bir tasarrufta bulunduğunu bilmiyorum. Ancak yanlış yapılmış olabileceğini yada yanlış bir bilgiye istinaden bu şekilde bir tasarrufta bulunabileceğini düşünüyorum. Yoksa yukarıda da belirttiğim gibi benim kesinlikle fetullahçı terör örgütüyle bir ilişkim yoktur ...Ben 2010 ve 2014 HSYK seçimlerinde herhangi bir grup yada kişiyle hareket etmedim. Bir propaganda da bulunmadım. Yada bu amaçla bir geziye katılmadım. Herhangi bir gruba yada kişiye ne mesafeli durdum nede yakın durdum. Herkese eşim mesafedeydim. Eşim yaşadığımız olaylardan dolayı psikolojik olarak rahatsızdır. Annem ileri derecede alzimer hastasıdır. Kayınpederim yine ileri derecede kanser hastasıdır. Tedavileri ile ben yakından meşgul oluyorum. Hakkımda adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına da razıyım. Suçlamaları kabul etmediğimden salıverilmemi talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Başvurucu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle 20/7/2016 tarihinde başka şüphelilerle birlikte Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu hakkındaki talep yazısında başvurucunun "... üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, 5271 sayılı CMK'nun 100/ maddesinde belirtilen tutuklama nedenleri ve 100/ fıkra bentte belirtilen katalog suçlardan olmasısuça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın vd. maddeleri uyarınca" tutuklanmasına karar verilmesi istenmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliğince 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasındaki ifadesinde de Cumhuriyet Savcılığında verdiği beyanı tekrar ederek tutuksuz yargılanmayı talep etmiştir. Başvurucu, Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 20/7/2016 tarihinde üzerine atılı suçlardan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelilerin üzerilerine atılı suçları işledikleri konusunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilere atılı suçların CMK' nun maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, suçların yasadaki cezasının üst sınırı itibariyle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve delillerin karartılma ihtimalinin bulunduğu, kaçma şüphelerinin varlığı da nazara alınarak şüphelilerin CMK' nun 100 ve devamı maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi]." Başvurucu bu karara itiraz etmiş, itirazı inceleyen Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, tutuklamanın tarihi, süresi, kolluk tutanakları ve aşamalardaki ifadelere göre de kuvvetli suç şüphesi bulunmakla, adli kontrol tedbiri yetersiz kalacağından ve Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20/07/2016 tarih ve 2016/242 Sorgu sayılı tutuklama kararında usule ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiş[tir]." İtirazın reddi kararı 3/8/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/9//2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca 14/10/2016 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından fezleke düzenlenmiştir. Fezlekede başvurucu hakkında HSYK tarafından verilen görevden uzaklaştırma/meslekten çıkarma kararlarının olduğu belirtilmiş ve başvurucunun ifadesine yer verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/3/2017 tarihinde soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumunu değerlendirerek başvurucunun tahliyesini talep etmiştir. Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/3/2017 tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Atılı suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunmayışı, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu dikkate alınarak tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu kanatine varılarak tahliye talebinin kabulüne ... [karar verildi]." Anayasa Mahkemesi 7/1/2019 tarihinde, soruşturma mercilerinden başvurucuya yönelik tutuklamaya ve tutukluluğun devamına esas teşkil eden delillerin bildirilmesini istemiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/5/2019 tarihli cevap yazısında başvurucu hakkında düzenlenen HTS analiz raporunu ve emniyet veri havuzunda yapılan sorgulama sonuçlarını göndermiştir. Veri havuzunda yapılan sorguda FETÖ/PDY ile ilgili bir kayda rastlanmadığı belirtilmiştir. HTS analiz raporunda başvurucunun FETÖ/PDY şüphelileri ile telefon görüşmelerinin olduğu, FETÖ/PDY iltisaklı Turgut Özal Hastanesini iki defa aradığı, iki defa bu Hastaneden arandığı ve yirmi bir defa mesaj aldığı belirtilmiştir. Başvurucunun konutunda yapılan arama esnasında el konulan tüm dijital materyallere ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen 2/1/2020 tarihli bilirkişi inceleme raporunda; başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olunduğunu ortaya koyacak herhangi bir bilgi, belge, kayıt ve şifreli haberleşme programına rastlanmadığı belirtilmiştir. Başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-