1. Hukuk Dairesi 2011/11933 E. , 2012/235 K. "" MAHKEMESİ : İSKENDERUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağına davalının haksız olarak müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, elatma olgusunun keşfen saptandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tar…
**1. Hukuk Dairesi 2011/11933 E. , 2012/235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSKENDERUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağına davalının haksız olarak müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, elatma olgusunun keşfen saptandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yere elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu yerin dere yatağında kaldığı, üzerinde değişik yaşlarda meyve ağaçlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı, devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yere davalının haksız olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Ne var ki, gerek dava dilekçesinin, gerekse mahkeme kararının usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasanın 27. maddesi (HUMK’nun 73. maddesi) uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Öte yandan, tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı adres araştırması ve tespitin yöntemi 7201 Sayılı Tebligat Kanununda gösterilmiş, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 48 ve devamı maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür.