Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/10/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirilmeyeceğini ifade etmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 25/5/2010 tarihinde askere sevk edilen başvurucunun, zorunlu askerlik hizmetini yaptığı sırada hastalanması üzerine 19/5/2011 tarihinde tedavisine başlanmış, 26/8/2011 tarihli raporla verilen iki aylık hava değişimi süresi sonunda Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinin (GATA) 27/10/2011 tarihli sağlık kurulu raporu ile başvurucu hakkında "1-Tüberküloz periferik lenfadenopati (TÜBERKÜLOZ LENFADENİT) 2-Spastik Parapleji (SPASTİK PARAPAREZİ) 3-Polinöropati, tanımlanmamış" tanısı konulmuş ve "Askerliğe elverişli değildir" kararı verilmiştir. Afyonkarahisar Devlet Hastanesince düzenlenen 8/4/2014 tarihli sağlık kurulu raporunda, başvurucunun zorlukla ayağa kalktığı ve ayakta durma pozisyonu elde ettiği, yardım olmaksızın yürüyemediği bulgularına yer verilmiş, paraparezi(geçirilmiş tüberküloz) teşhisi ile engel oranının % 60 olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, yaşadığı sağlık sorununun askerlik görevinin sebep ve tesiriyle meydana geldiğini belirterek vazife malulü sayılması ve aylık bağlanması talebinde bulunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 22/9/2014 tarihli kararıyla başvurucunun talebi, hastalığın görevi nedeniyle ve etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dilekçesinde; askere gitmeden önce Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü Verem Savaş Dispanseri tarafından yapılan taramada tüberküloz olmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine askere sevk edildiğini, acemi birliğinde iken komando seçimi amacıyla sevk edildiği Kayseri Asker Hastanesince yapılan muayene sonucunda askerliğe elverişli olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir. Başvurucu askerlik hizmetine devam ederken başlayan öksürük, ateş, hâlsizlik ve gece terlemesi şikâyetlerinin artması üzerine sevk edildiği Elazığ Asker Hastanesi tarafından 25/8/2011 tarihli raporla tüberküloz teşhisi konulduğunu, usta birliğine katıldıktan sonra izin kullanmadığını, birlik dışına dahi çıkmadığını, idarenin gerekli hijyen ve sağlık tedbirlerini almaması sonucu hastalandığını, hastalığın oluşmasında hiçbir kusur ve kastının bulunmadığını ifade etmiştir. AYİM Üçüncü Dairesince yapılan yargılama dosyasına sunulan Savcılık görüşünde başvurucunun sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş olan maluliyetinin askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediği hususunda yetkili bir sağlık kuruluşundan rapor alınması gerektiği bildirilmiştir. Anılan Dairenin 19/3/2015 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde AYİM İkinci Dairesinin 21/112012 tarihli ve E.2012/17, K.2012/1077 sayılı kararında yer verilen GATA Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinin hazırladığı Tıbbi Kanaat Raporuna atıf yapılmıştır. Kararda özetlendiği şekliyle raporda; çocukluk çağında vücuda alınan tüberküloz basillerinin bağışıklık sistemi tarafından kontrol altında tutulabildiği ve uzun süre vücudun çeşitli yerlerinde hastalık oluşturmadan kaldığı, daha sonra henüz kesin olarak bilinemeyen nedenlerle özellikle bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlarda bu basillerin aktif hâle geçerek hastalık yaptığı, Türkiye'de hastanın da dâhil olduğu yaş grubunu kapsayan erişkin tip akciğer tüberkülozunun çoğu zaman bu şekilde ortaya çıktığı, ayrıca yaşamın herhangi bir döneminde hasta kişilerle uzun süreli ve yakın temas sonucu basilin alınması ile tüberküloz hastalığının oluşabildiği görüşlerine yer verilmiştir. AYİM kararının gerekçesinde, benzer uyuşmazlıklarda Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerine yaptırılan bilirkişi incelemelerine de atıf yapılmıştır. Kararda özetlendiği şekliyle söz konusu bilirkişi raporlarında; tüberkülozlu hastalarda hastalığın ne şekilde ortaya çıktığının Türkiye’de ve dünyada günümüz koşullarında ayırt edilemediği, hastanın tüberküloz basilini çok önceki yıllarda örneğin çocukluğunda almış olabileceği gibi tüberküloz hastası olan bir koğuştan da almış olabileceği, hastalığın oluşumunda bir dış etken olarak askerliğin sorumlu tutulmaması gerektiği, davacının diğer askerlerle aynı koşullarda askerlik yaptığı da bilindiğine göre tüberküloz hastalığından askerlik hizmetinin sorumlu tutulmaması gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir. AYİM ayrıca, kararına dayanak aldığı tıbbi kanaat ve bilirkişi raporlarından hareketle hastalığın belirli bir zaman diliminde oluştuğunu, davacının maluliyetine neden olan rahatsızlığın oluşumunda somut bir olayın gerçekleşmediğini, aynı koşuldaki her askerin aynı şekilde etkilenmesi hâli dışında kişinin bünyesinin zayıf olması nedeniyle meydana çıkabilecek rahatsızlıkların vazifeden kaynaklanmış olduğunun kabulünün 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun öngördüğü esaslara uygun olmadığını belirtmiştir. Kararda sonuç olarak davacının askerlik hizmeti sırasında malul olduğu anlaşılmakla birlikte maluliyetinin oluşumunda görevin neden ve etkisinin ortaya konulamaması nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka uyarlı olduğu, dava dosyasında hastalığın bizzat askerlik vazifesinin sebep ve tesiriyle oluştuğuna dair herhangi bir bilgi ve bulguya rastlanılmadığından, durumun ayrıca bilirkişi marifetiyle tespitine gerek görülmediği ifade edilmiştir. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/9/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 7/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5434 sayılı Kanun'un "Vazife malullüğü aylığı" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık bağlanır." 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Vazife malûllüğü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir." 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.'' 1602 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''