8. Ceza Dairesi 2024/21676 E. , 2025/10784 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1025 E., 2024/1339 K. SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekl…
8. Ceza Dairesi 2024/21676 E. , 2025/10784 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1025 E., 2024/1339 K. SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma Kararı Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2022/214 Esas, 2022/537 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.12.2022 tarihli ve 2022/2987 Esas, 2022/3264 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan açılan davanın şikayet süresinde kabul edilmeyerek düşürülmesine dair kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 12.02.2024 tarihli ve 2023/2162 Esas, 2024/1114 Karar sayılı kararı ile; "...1.Sanık hakkında kurulan hükümde, hakkı olmayan tecavüz suçu niteliği itibari ile temadi eden suçlardan olup temadinin devam ettiği süre içerisinde suçtan zarar görenin şikayet hakkının da devam ettiği, 6 aylık şikayet süresinin temadinin devam ettiği sürece işlemeyeceği, iddianameye konu eylemin hazırlık soruşturması aşamasında devam etmesi karşısında; yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerekirken şikayet hakkının süresinde kullanılmadığından bahisle düşme kararı verilmesi, 2. Suçun temadi etmiş olması nedeniyle suç tarihinin hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihi olan 18.02.2022 tarihi olduğunun gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur..." şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma Kararından Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.05.2024 tarihli ve 2024/1025 Esas, 2024/1339 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına direnilmesine, sanık hakkında, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan açılan kamu davasının, şikayet süresinde kabul edilmeyerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 73/2. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; Direnme kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, atılı suçun niteliği itibariyle kesintisiz suçlardan olduğunun açık olduğuna, zincirleme ve kesintisiz suçlarda şikayet süresinin kesintinin meydana geldiği veya zincirin sona erdiği tarihte başlatılmasının ceza ve ceza usul yasalarının kabul ettiği esaslara uygun olduğuna, şikayet tarihinde halen suçun sanık tarafından işlenmeye devam ettiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine, re'sen gözetilecek nedenlerle usul ve yasaya aykırı direnme kararının bozulması gerektiğine ilişkindir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; Sanık hakkında müsnet suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken düşme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/8-240 Esas, 2020/193 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un “Hakkı olmayan yere tecavüz” başlıklı 154. maddesi; “Bir hakka dayanmaksızın kamuya veya özel kişilere ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir. Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapteden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fikrada yazılı cezalar uygulanır. Kamuya ait veya özel suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fikrada yazılı cezalar uygulanır.” şeklinde hüküm altına alınmış iken anılan maddenin birinci fıkrası 14.03.2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmakla yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun’un birinci maddesi ile; “Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.” şeklinde yeniden düzenlenerek kamuya ait taşınmaz mal veya eklentileri bu fıkra kapsamından çıkartılıp anılan fıkrada düzenlenen suçun takibi şikâyete bağlı hâle getirilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerine yönelik gerçekleştirilmesi gereken üç ayrı seçimlik hareket düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi; malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etme, ikincisi; sınırlarını değiştirme veya bozma, üçüncüsü ise hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olma eylemleridir. İşgal, bir taşınmaza fiili olarak müdahale etmektir. Diğer bir ifade ile başka birinin toprağını ele geçirmek, yönetimi altına almak anlamına gelmektedir. İşgal teriminin yapısı gereği aktif bir harekette bulunmayı gerektirir. Örneğin, bir kimsenin taşınmazına duvar örmek, ekip sürmek, yol geçirmek, bu taşınmaza ev yapmak, bina yapmak, o taşınmaza ağaç dikmek bu anlamda işgal sayılır. Eylemin maddede düzenlenen anlamda işgal olarak nitelendirilmesi için, malikmiş gibi işgalde bulunulmuş olması gerekir. Bu da içeriğinde bir sürekliliği ifade eder. Bu anlamda işgal fiili temadi eden eylemlerdendir. Suç eylemin yapılması ile oluşur ancak işgal hâlinin ortadan kalkması ile sona erer (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 2. Baskı, 4. Cilt, 2014, s.4977-4979.). 5237 sayılı Kanunun “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar” başlıklı 73. maddesi; “(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. ...” şeklinde hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrasında şikâyet hakkının kullanılabilmesi için altı aylık bir süre öngörülmüştür. Dava zamanaşımı süresinin başlangıcını belirleyen ve 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesinin altıncı fıkrasında; “Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde hüküm altına alınan düzenlemeden farklı olarak 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin ikinci fıkrası, 765 sayılı Kanun'a paralel bir şekilde bu sürenin zamanaşımı süresinin geçmemesi koşuluyla, mağdurun veya suçtan zarar görenin, fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren işlemeye başlayacağı şeklinde düzenlenmiştir. Kesintisiz suçlarda şikâyet süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağına ilişkin öğretide, "Kesintisiz (mütemadi) suçlar bakımından şikâyet süresinin ne zaman işleyeceği konusunda bir sorun olmadığını düşünmekteyiz. Kesintisiz suçlarda son hareketin yapıldığı tarihte suç tamamlanmış sayılacağı için şikâyet süresinin de en erken bu tarihten itibaren işleyeceğini kabul etmek gerekir." (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 15. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2019, s. 703.), "Şikâyet süresi, teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz (mütemadi) suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme (müteselsil) suçlarda son suçun işlendiği andan itibaren işlemeye başlar (CMK m.12; TCK m.66/6). Aksi takdirde, suç işlenmeye devam ederken şikâyet süresinin dolması gibi bir durum yaşanması söz konusu olabilir. Ancak, uygulamada ilk öğrenme anı esas alınmaktadır. Yargıtayın, Yasa'da açıklık bulunmadığı gerekçesiyle, ilk öğrenme anının esas alınmasına işaret eden içtihatları yerinde değildir. Çünkü böyle bir uygulama kesintisiz ve zincirleme suçun hukuki niteliğiyle bağdaşmadığı gibi; mağdurun da suç işlenmeye devam etmesine rağmen şikâyet hakkını kullanamaması sonucunu doğurur. Şikâyet süresini kesintinin meydana geldiği veya zincirin sona erdiği andan başlatmak, hukukumuzda zamanaşımı (TCK m. 66/6) ve yetkili mahkeme konularında (CMK m. 12) kabul edilen esaslara da uygun olacaktır. Şikâyet süresinin kesintisiz suçlarda kesintinin, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği andan itibaren işlemeye başladığını söylemek, ondan önce kullanılamayacağı anlamında anlaşılmamalıdır. Hak, hareketin yapıldığının öğrenilmesiyle doğar, şikâyet süresi ise suçun sona ermesiyle başlar." (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 15. Baskı, Beta Yayımcılık, ..., 2018, s. 100.), "Şikâyet süresini fiili öğrenmeden başlatan TCK. 73/2 maddedeki 'fiil' tabirini ani suçlardaki tamamlanmış eylem anlamında almak, kesintisiz ve zincirleme (temadi ve teselsül eden) suçlarda temadi ve teselsülün son bulduğunu öğrenmeden itibaren süreyi hesaplamak lazımdır. Aksi takdirde suç işlenmeye devam ettiği hâlde şikâyet edememek gibi mantıksız ve haksız bir durum hasıl olacaktır. Aynı şekilde, kesintisizlik ve zincirleme işleme söz konusu olmadığı hâlde, suçun tamamlanma anı daha sonra kabul edildiğinde, süre tamamlanmadan başlatılmalı, fakat bu başlatma şikâyet hakkının daha önce doğduğunun kabulüne engel olmamalıdır." (Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2017, s. 599.), "Yargıtay uygulamasında fiilin ilk öğrenilme anı esas alınır. Mütemadi ve müteselsil suçlarda temadi ve teselsül sonunda suçun işlenip tamamlandığı kabul edilirse de 765 sayılı TCK’nın 108. maddesinden bunlardan söz edilmediğine ve bu iki türdeki tamamlanma anlarına itibar edilmesinin sanığın aleyhine olacağına dair Yargıtayın görüşüne katılmak olanaklı değildir." (İsmali Malkoç-Mahmut Güler, Uygulamada Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler 1, 1. Baskı, Adil Yayınevi, Ankara, 1996, s. 754-755.), "Kanaatimizce kesintisiz suç, kesinti gerçekleşinceye kadar işlenmeye devam ettiğinden şikâyet süresi de ancak kesintinin gerçekleştiği andan itibaren başlamalıdır." (Mahmut Koca-... Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2015, s. 117.) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür. Şikayet süresinin başlama tarihi fiilin öğrenilmesine bağlı bir süre olup mütemadi suçlarda işlenmeye devam eden bir fiil sözkonusudur. Bu itibarla fiilin devam ettiği sürece şikayet hakkının da devam edeceği kabul edilmelidir. Aksi halde fiilin işlenmeye devam etmesine rağmen şikayet hakkının kullanılamaması gibi hukuk sisteminin kabul etmeyeceği bir durum ortaya çıkacaktır. Bu itibarla, hakkı olmayan tecavüz suçu niteliği itibari ile temadi eden suçlardan olup temadinin devam ettiği süre içerisinde suçtan zarar görenin şikayet hakkının da devam ettiği gözetilerek 6 aylık şikayet süresinin temadinin devam ettiği sürece işlemeyeceği, katılanın şikayette bulunduğu tarihe kadar sanığın taşınmazı kullanmaya devam ettiğinin dava dosyası kapsamındaki delillerden anlaşılması karşısında şikayetin süresinde yapıldığının kabulü ile yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerekirken şikayet hakkının süresinde kullanılmadığından bahisle düşme kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş; açıklanan nedenle Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 12.02.2024 tarihli ve 2023/2162 Esas, 2024/1114 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 16.12.2025 tarihinde karar verildi.