8. Hukuk Dairesi 2016/2885 E. , 2017/15158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından da duruşmalı olarak temyiz edilmeş, ancak duruşma tebliğat masrafı olarak pul eklenmediğiden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra, Dairece dosya incelendi,
**8. Hukuk Dairesi 2016/2885 E. , 2017/15158 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından da duruşmalı olarak temyiz edilmeş, ancak duruşma tebliğat masrafı olarak pul eklenmediğiden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili, dava konusu 57 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan 14m2 sinin tapusunun iptali ile üzerindeki bahçeli kagir binanın kal’ini ve 57 parsel önünde yer alan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının 92 m2 inin işgalinden dolayı müdahalesinin men’i ile kal’ini talep etmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde 54 parselden söz edilmişse de maddi hata olan bu hususu yargılama sırasında düzeltmiştir. Davalı vekili; kıyı kenar çizgisinin usulüne uygun belirlenmediğini, kullanım ve bina inşasının iyi niyetli olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; ilk kararda davanın 10 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığından tapu iptal talebinin reddine, 29.06.2009 havaleli bilirkişi raporunda kahverengi ve mavi ile gösterilen dava konusu bitişik alanda (117m2) davacının müdahalesinin önlenmesine, bu alan üzerindeki yapının kal’ine şeklinde karar verilmesi üzerine, hüküm, hem davacı hem de davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.07.2012 tarih, 2012/4888 esas ve 2012/6953 karar sayılı ilamıyla “ çekişme konusu 57 parsel sayılı taşınmazın önünde bulunan ve mülkiyet sınırı dışında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyı kenar çizgisi içinde kalan 117 m2 kısma davalının bina ve duvar yapmak suretiyle müdahale ettiği keşfen saptanmak suretiyle el atmanın önlenmesi ve bu kısımdaki yapı ve muhdesatların yıkımına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu kısma yönelen temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün el atmanın önlenmesi ve yıkım ile ilgili bölümünün onanmasına, Davalıya ait tapu kaydı kapsamında 57 parsel içinde bulunan ve kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı anlaşılan 14 m2 taşınmaz bölümüne gelince; bu bölümle ilgili kamu yararı nedeni ile davalıya ait tapunun 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca 1975 yılında belirlenen kıyıda kalması sebebiyle iptal edilerek, kayıt dışı bırakılıp bırakılamayacağı hususunda işin esasının ve dava konusu taşınmaz bölümünün 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilerek mahkemece bu konudaki görüşün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bu yönden bozulması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün tapu iptali ve terkin ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ilgili bölümlerinin 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMKnun 428. maddesi gereğince bozulmasına” karar verilmiş ve davalı vekilin karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Bozma üzerine mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafından 57 parsel ilişkin talebin bilirkişi raporlarında 57 parselin mülkiyet sınırı içinde ve fakat kıyı kenar çizgisi dışında olduğu gerekçesiyle reddine, 57 parsel dışında kalan fen bilirkişisinin 17.06.2014 tarihli ek raporunda “B”harfiyle gösterilen kıyı olarak belirlenen 28,25 m2 lik kısmın tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinine, 57 parsel dışındakalan A+B =113,46 m2 olarak belirlenen alana davacı tarafın vaki müdahalesinin men’i ile tecavüzlü yapıların kal’ine şeklinde karar verilmiştir. Hüküm, hem davacı ve hem davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; Kıyı Kanunu gereği tapunun iptali ile kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısma yapılan müdahalenin men’i ve kal ile dava konusu parselin önünde kalan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kısma yapılan müdahalenin men’i ve kal’e ilişkindir. 1)Aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde görülmemiştir. 2) Hükmün 3. ve 4. fıkralarında belirtilen hususlarda verilmiş olan 23 .07.2009 tarih 2007/681 esas ve 2009/468 karar sayılı ilk karar hakkında, dairemizin 10.07.2012 tarih 2012/4888esas ve 2012/6953 karar sayılı ilamıyla onandığından anılan tapusuz yerler hakkında kesinleşen önceki hükümle “29.06.2009 havaleli bilirkişi raporunda kahverengi ve mavi ile gösterilen dava konusu bitişik alanda (A+B=117m2) davacının müdahalesinin önlenmesine, bu alan üzerindeki yapının kal’ine” şeklinde karar verildiğinden ve bu karar bölümü onandığına göre, yeniden karar verilmesine yer olmadığı halde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün HUMKun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 3. fıkrasında yer alan “Balıkesir ili, Edremit ilçesi, Güre Mahallesi, Tuğlayeri Mevkii, 57 parsel nolu taşınmaz dışında kalan fen bilirkişisinin 17/06/2014 tarihli ek raporunda "B" harfi ile gösterilen kıyı olarak belirlenen 28,25 m2 lik kısmın tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinine,” ve 4. fıkrasında yer alan “Balıkesir ili, Edremit ilçesi,Güre Mahallesi, Tuğlayeri Mevkii, 57 parsele ilişkin açmış olduğu dava dışında kalan A+B=113,46 m2 olarak belirlenen alana davacı tarafın vaki müdahalesinin men'i ile tecavüzlü yapıların kal'ine,” cümlelerinin çıkarılmasına yerine “ 23 .07.2009 tarih 2007/681 esas ve 2009/468 karar sayılı ilk karar hakkında, dairemizin 10.07.2012 tarih 2012/4888esas ve 2012/6953 karar sayılı ilamıyla onandığından anılan tapusuz yerler hakkında kesinleşen önceki hükümle “29.06.2009 havaleli bilirkişi raporunda kahverengi ve mavi ile gösterilen dava konusu bitişik alana (A+B=117m2) davacının müdahalesinin önlenmesine, bu alan üzerindeki yapının kal’ine” şeklinde karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına” cümlesinin eklenmesine Yerel Mahkeme hükmünün 1086 sayılı HUMKun 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, davacı ve davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının yukarıda ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine,taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.