10. Hukuk Dairesi 2016/9942 E. , 2016/11993 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerin 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davalı D... Tur. ve San. Tes. İşl. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın reddine, diğer davalı yönünden ise kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan G... T…
**10. Hukuk Dairesi 2016/9942 E. , 2016/11993 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerin 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davalı D... Tur. ve San. Tes. İşl. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın reddine, diğer davalı yönünden ise kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan G... Tur. ve Maden. A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davada, meslek hastalığı nedeniyle 30.04.2009 tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili istenmiş olup, mahkemece verilen ilk karar Dairemizin 26.09.2013 günlü ilamı ile davalı ... Tur. Mad. A.Ş.’nin asıl işveren diğer davalı D... Tur. ve San. Tes. İşl. Taah. Tic. Ltd. Şti.’nin ise alt işveren oldukları ve meydana gelen olayda kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığı, buna göre uygun bir kusur raporu aldırıldıktan sonra usuli kazanılnış hakkında gözetilmesi suretiyle yeniden inceleme yapılmak üzere bozulmuş, mahkemece bozmaya uyduktan sonra gerek asıl-alt işveren ilişkisi gerekse kaçınılmazlık hususu dikkate alınmaksızın düzenlenen kusur raporu dayanak alınarak ilk karar gibi karar verildiği görülmektedir. Öncelikle, Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)