3. Hukuk Dairesi 2021/7761 E. , 2022/2499 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İZMİR 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerin…
**3. Hukuk Dairesi 2021/7761 E. , 2022/2499 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İZMİR 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, mide rahatsızlığı nedeniyle davalı doktora başvurduğunu, reflü teşhisi üzerine, davalının kendisine kapalı yöntemle mide reflüsü ameliyatı yaptığını, operasyondan sonra 2013 yılı sonlarında tekrar rahatsızlanarak davalı doktora yeniden başvurması üzerine, mide kapağındaki dikişin açılmış veya ipin kasılmış olabileceğinin belirtilmesi üzerine 18/09/2013 tarihinde tekrar kapalı yöntemle hiatus hernisi ameliyatı olduğunu, akabinde şikayetlerinin artması üzerine yeniden hastaneye başvurduğunu, sol akciğerine göğüs tüpü denilen bir plastik boru yerleştirildiğini ve tedavisinde göğüs tüpünden yediği gıda artıklarının gelmesi üzerine tekrar hastaneye sevk olduğunu, devamında yapılan tetkiklerde mide başlangıç kısmında dikiş yerinde kaçak, o bölgede akciğere direk açılan absenin tespit edildiğini, kaçağın kapatıldığını, abse bölgesine dren yerleştirildiğini, 1 ay tedavi gördüğünü, bu tedaviden yaklaşık 15-20 gün sonra tekrar rahatsızlanması ve göğüs tüpünün takılmış olan yara yerinde kızarıklık ve şişlik oluştuğunu görmesi üzerine yeniden davalı doktora başvurduğunu, davalının iltihap oluşmuş diyerek yarayı hemen uyuşturup kestiğini ve bol miktarda abse boşaldığının görüldüğünü, tedaviye başlandığını, şikayetlerinin geçmemesi üzerine Ege Üniversitesi göğüs cerrahisine başvurduğunu, tedavisinin yapıldığını, ancak devam eden süreçte kontrollerinde akciğerdeki absenin düzelmemesi üzerine İstanbul Yedikule göğüs cerrahisine başvurduğunu, orada ameliyat olduğunu ve diren yerleştirildiğini, özen göstermeyen davalı doktorun kusurlu fiilinin yol açtığı durumun kendisinin tarifsiz acı çekmesine neden olduğunu ruh ve beden huzurunun bozulduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL maddi ve 95.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalırdan tahsilini istemiştir. Davalı, kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. İlk derece mahkemesince ‘davacıya yapılan işlemlerin tıp kurallarına ve literatürüne uygun olduğu, malpraktis olarak değerlendirilemeyceği, dosya içersinde yer alan 07/03/2016 tarihli ve 17/02/2017 tarihli ATK İhtisas Kurulu Heyet Raporları ile anlaşıldığından davalı hekime yöneltilebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.