Başvuru, binanın belediye tarafından yıktırılması nedeniyle mülkiyet hakkının, davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; binanın belediye tarafından yıktırılması nedeniyle mülkiyet hakkının, davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1947 doğumlu olup Almanya Federal Cumhuriyeti'nin Aachen şehrinde ikamet etmektedir. Başvurucu 2008 yılından önce Almanya'ya taşındığını ve Almanya'da yaşadığını belirtmektedir. Başvurucu, İstanbul ili Avcılar ilçesi Ambarlı Mahallesi'nde kâin 41 pafta 16953 parsel numaralı taşınmazda bulunan sitedeki bir adet bağımsız bölümün malikidir. Başvurucunun evi 1999 yılında meydana gelen depremden dolayı hasar görmüş ve hasar durumu "orta" olarak tespit edilmiştir. Güçlendirme işlemlerinden sonra 12/2/2001 tarihinde taşınmaz için tekrar yapı kullanma izni düzenlenmiştir. Ancak daha sonraki tarihlerde -meydana gelen heyelanların da etkisiyle- binada çatlaklar oluşması üzerine Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü tarafından binanın durumu incelenerek 2008 yılında rapor tanzim edilmiştir. Avcılar Kaymakamlığının binanın heyelan bölgesinde olduğu ve can güvenliği için hemen tahliye edilmesi gerektiği yönündeki yazısından sonra Avcılar Belediyesi Encümeninin 1/8/2008 tarihli kararıyla binanın yıkımına karar verilmiştir. Yıkım kararı, yıkıma konu evde tebligata çıkarılmış; başvurucunun adreste bulunamaması üzerine 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun maddesi uyarınca ihbarnamenin bir suretinin 9/7/2008 tarihinde evin kapısına asılması ve tebliğ evrakının muhtara teslimi suretiyle tebliğ edilmiştir. Bina 17/8/2008 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerince yıktırılmıştır. Başvurucu, yıkım işlemini 2/6/2011 tarihinde öğrendiğini belirterek 6/12/2011 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ve Avcılar Belediyesine başvurmuş, hukuka aykırı yıkım kararı sebebiyle 000 TL tazminat ödenmesini talep etmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yapılan başvuru 16/1/2012 tarihli yazıyla reddedilmiştir. Başvurucu 2/2/2012 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, emsal bazı kararlardan söz ederek binanın yıkımında idarenin hizmet kusuru bulunduğunu savunmuş ve 000 TL maddi tazminatın ödenmesine hükmedilmesini istemiştir. İdare Mahkemesi 15/1/2014 tarihli ara kararıyla Avcılar Belediyesini de hasım mevkiine dâhil etmiştir. Avcılar Belediyesi aynı konuda İstanbul İdare Mahkemesinde de dava açıldığını belirterek derdestlik itirazında bulunmuştur. İdare Mahkemesi 26/12/2014 tarihli kararıyla konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun aynı taleple Avcılar Belediyesine karşı İstanbul İdare Mahkemesinde dava açtığı, anılan Mahkemece bu davada 23/11/2012 tarihinde başvurucu lehine tazminata hükmedildiği ve tazminatın başvurucunun avukatına ödendiği vurgulanmıştır. Kararda, eldeki davanın farklı hasımla mükerreren açıldığı belirtilmiş ve maddi tazminatın da ödendiğine işaret edilerek davanın konusuz kaldığı açıklanmıştır. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, yıkım işleminden Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da kusurunun bulunduğunu ve onun aleyhine de tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) 9/3/2017 tarihinde kararı bozmuştur. Bozma kararında, başvurucu yıkım kararından 6/12/2011 tarihinde haberdar olduğunu iddia etmiş ise de 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun maddesi uyarınca gerekli işlemlerin tesis edilerek ilgili mevzuat uyarınca kararın tebliğ edildiği ve başvurucunun en geç yıkım işleminin gerçekleştiği 27/8/2008 tarihinde yıkım kararını öğrendiğinin kabulü gerektiği ifade edilmiştir. Bozma kararında, davanın süre aşımından reddi gerektiği belirtilmiştir. Karar düzeltme istemi Dairenin 8/11/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bozma kararına uyan İdare Mahkemesi 28/2/2018 tarihinde Daire kararındaki gerekçeye atıfla davayı süre aşımından reddetmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucu; kendisine tebligat yapılmadığını, Almanya'da ikamet etmesi sebebiyle yıkım kararından haberdar olamadığını belirtmiştir. Başvurucu, zabıta memurlarının 2008 yılında yeterli araştırma yapması hâlinde adresinin Almanya'da olduğunu öğrenmelerinin mümkün olduğunu vurgulamış; 2004 yılında Ambarlı Mahallesi Muhtarlığına adresinin Almanya'da bulunduğuna dair bildirimde bulunduğunu ifade etmiştir. Avcılar Belediyesinin tebligat görevlisinin tapu idaresinden araştırması durumunda adresinin Almanya'da olduğunu tespit edebileceğini belirten başvurucu, tebligatın 27/8/2008 tarihinde yapılmış sayılmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Daire 26/12/2018 tarihinde kararı onamıştır. Karar düzeltme istemi Dairenin 14/6/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 15/7/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdari dava türleri şunlardır: ...b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, ..." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ... gündür." 2577 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." 7201 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." 7201 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." 7201 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. (Mülga: 19/3/2003-4829/18 md.)Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasiyle Dışişleri Bakanlığıne, oradan damemuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. (Ek : 6/6/1985 - 3220/8 md.) Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir."