Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ Bankanın müşterilerinden tahsil amacıyla ciro edilerek Bankaya teslim edilmiş olması dolayısıyla bankanın meşru hamili bulunduğu, borçlusu ... , lehtarı ... ..., keşide tarihi 06/08/2021, vade tarihi 30/01/2022 olan 8.000,00 TL tutarlı bono, bankanın uhdesinde ve zilyetliğinde iken transferi sırasında kargo mahiyetinde iken bono aslının zayi olduğu, bu suretle davacı bankanın rızası hilafına elinden çıktığı ve kargo aracında zayi olduğu, söz konu
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin sigorta şirketi nezdinde ----karşı sigortası temin edilen ---- emtianın----- taşınması işinin------ kadar olan -------- devamında ----kadar --------olan nakliyesi işinin tamamı ---- tarafından üstlenildiğini, davalı------ kapsamında, söz konusu malların --- tarihinde alt taşıyıcı --- firması tarafından temin edilen ---- adet olmak üzere yüklendiğini, malların ---- tahliye edilerek ---- aktarıldığını, sevkiyatın------- yüklerin ------içerisinde kaymalarından dolayı kısmen hasara maruz kaldıkları belirlenmiş olduğunu----- tarafından yapılan -------- hasar tespit edildiğini, hasarın paletlerin -----aralarında boşluk olacak şekilde yüklenmiş olması scbebiyle sevkiyat sırasında kayarak hasara maruz kaldıklarının belirlendiğini, yaptırılan ekspertiz sonucu tespit edilen ---- tarihinde sigortalı mal alıcısının muvafakati üzerine ---- hesabına ödendiğini, ödenen tazminat sebebiyle TTK'nun 1472/1 maddesi gereğince, müvekkili sigorta şirketi sigortalısının, zarardan mesul olanlarla zarara sebebiyet verenlere karşı dava ve talep haklarına halef olduğunu, davalı şirket, ---- tarihli navlun faturası ile malların ----- kadar olan tüm sevkiyatını üstlenmiş olmakla sevkiyat sırasında oluşan hasardan TTK'nun taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümleri kapsamında sorumlu bulunduğunu, ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı şirkete rücu yazısı gönderilmiş ise de sorumluluğu bulunmadığının ileri sürüldüğünü, ------- Esas sayılı ilamsız icra takibine de itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, en son dava öncesi müracaat edilen arabulucu görüşmelerinde de uzlaşma sağlanamadığından yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğunun doğduğunu bildirmiştir.