2. Hukuk Dairesi 2016/21064 E. , 2018/8364 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 02.07.2018 günü temyiz eden davalı-davacı ... vekili Av. ... ve karşı taraf d…
**2. Hukuk Dairesi 2016/21064 E. , 2018/8364 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 02.07.2018 günü temyiz eden davalı-davacı ... vekili Av. ... ve karşı taraf davacı-davalı ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının reddedilen kendi boşanma davasına yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğin kabul edilen boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Mahkemece davalı-davacı kadının "üç gün evli kaldıktan sonra apar topar yurt dışına döndüğü, eşini sevmediğini ve istemediğini beyan ettiği" gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek davacı-davalı erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı-davacı kadının eşini sevmediğini söylediği hususu ispatlanamadığı gibi, davacı-davalı erkek tarafından usulüne uygun şekilde "kadının eşini sevmediği, eşini istemediği" şeklindeki vakıalara dayanılmadığından kusur belirlemesinde nazara alınması mümkün bulunmamaktadır. Tarafların evlenmelerinden sonra davalı-davacı kadının "düğünden sonra apar topar Almanya'ya dönmesi" olayı ise, davalı-davacı kadının evlilik öncesinde bu ülkede yaşadığı ve evlilik sonrasında tarafların birlikte Almanya'da yaşamayı kararlaştırdıkları, davalı-davacı kadının davacı-davalı eşinin Almanya'ya gitmesi amacıyla işlemleri gerçekleştirmek amacıyla tarafların ortak kararıyla düğünden 10 gün kadar sonra Almanya'ya dönmesi şeklinde gerçekleştiğinden davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu durum karşısında mahkemece davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenen vakıaların usulüne uygun şekilde ispatlandığından söz edilemez. Bu itibarla davacı-davalı erkeğin de davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.