10. Hukuk Dairesi 2023/10535 E. , 2023/13392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2968 E., 2023/958 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/337 E., 2021/333 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince b
**10. Hukuk Dairesi 2023/10535 E. , 2023/13392 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2968 E., 2023/958 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/337 E., 2021/333 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların anneleri ...'in 2015 yılı Şubat ayında vefat ettiğini, sağlığında iken eşinden kendisine 4/a kapsamında bağlanan ölüm aylığının tahsis edildiğini, 28.01.2003 tarihinde vefat eden babasından 4/b kapsamında ölüm aylığı aldığını, Kurumun 03.12.2014 tarihinde ...'in babasından ölüm aylığı aldığını, 4/a'ya tabi ölüm aylığını ve bu aylık tutarının büyük sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilen ücret tutarından fazla olduğu nedeniyle 4/a ölüm aylığından kesildiğini, ...'in 2 ay sonra öldüğünü, Kurumun bu ödemeleri davacılardan istediğini, bu işlemin Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu belirterek Kurum işleminin iptalini, kesilen aylık tutarlarının kesinti ve ödeme tarihlerinden yasal faizi ile ödenmesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, zamanaşımı ve yetki itirazında bulunduklarını, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını, 1479 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince ölüm aylığından yararlanmak için 3 tam yıl olan sürenin 5 tam yıla çıkarıldığını, 1996/13- sayılı Genelge gereğince geçimini sağlayan gelir kavramının 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücretin üzerinde olduğunu, bu miktarın esas alındığını, bu uygulamanın 04.10.2000 tarihinde 619 sayılı KHK ile değiştirilerek 3 tam yılın 5 tam yılına çıkarıldığını, bunun iptali ile 08.08.2001 tarihinde düzenleme yapıldığını, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 45 nci maddesi eski hali ile uygulanırken 4956 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile 3 tam yıl 5 tam yıla çıkarıldığını, 01.10.1972-04.10.2000 ve 08.08.2001-02.08.2003 tarihleri arasında ölen sigortalıların hak sahiplerine aylık sağlanması sırasında mülga 1479 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını, çocuklara, ana, babaya aylık sağlanabilmesi için 2013/26 nolu Kurum Genelgesinin uygulanarak yetim aylığının kesildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacıların murisi ...'e 28.01.2003 tarihinde 0164163279 sicil no ile tahsis edilen 4/b'ye bağlı yetim aylığını durduran 03.12.2014 tarih, 17547561 sayılı Kurum işleminin iptali talebinin reddine, davacıların murisi ...''in babasından dolayı aldığı yetim aylıklarının 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (b) bendine göre hak düşürücü süreye uğramayacak olan 5 yıllık kısmına isabet eden Kasım/2014 itibariyle kesilmesi ve kendisine yapılan 15.384,79 TL yersiz aylık ödemelerinin geri istenmesinin yerinde olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece talep edilen yersiz ödemelerin iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de bu ödemelerin faiziyle ödenmesi gerektiği yönünde bir hüküm kurulmadığı gibi hangi ödemeye hangi tarihten itibaren ne kadar hangi oran üzerinde faiz işleyeceğine karar vermediğini, emsal Yargıtay kararı gereğince davacının hem eşinden hem babasından ölüm aylığı bağlanmaya hak kazandığını, engel bir yasal düzenleme olmadığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yersiz ödemelerde on yıllık geçmişe dönük ödemelerin talep edilebildiğini, bilirkişinin 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacıların talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, yersiz ödemelerin Kurumca geri istenmesinin yerinde olduğunun belirtilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesine ilişkin kararın nereden ve nasıl kaynaklandığının anlaşılamamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davacılar vekilinin ve davalı vekilinin ayrı ayrı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Taraf vekilleri, istinaf dilekçeleri ile benzer nedenlerle eksik incelmeye dayalı kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacılar murisinin eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken; babasından dolayı kendisine bağlanan yetim aylığının Kurumca kesilmesi işleminin iptali ile kesilen aylıkların faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Davaya konu uyuşmazlığın çözümü yönünde, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesi gerekmektedir. Kanunlar, metinlerinde belirtilen tarihte yürürlüğe girer ve buna bağlı olarak hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkileyip etkilemeyecekleri, yani, geçmişe etkili olup olmadıkları ile ilgili mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, kural olarak her kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir.(Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73). 3. Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır. “Kanunları uygulama durumunda bulunanların da, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak yolda yorumlamamakla yükümlüdür. (Yargıtay HGK; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E. 1988/232 K; 13.10.2004 tarih ve 2004/10-528 E. 2004/533 K; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E. 2005/241 K; 14.03.2007 tarih ve 2007/3-121 E. 2007/128 K. sayılı kararları)” 4. Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanun'un “Eş ve Çocuklara, Ana ve Babaya Tahsis Yapılması” başlığını taşıyan 45 inci maddesinin 2229 sayılı Kanun'la değişik ilk fıkrasının (c) bendinde; sigortalının geçimini sağlayacak başka geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun bekâr kız çocuklarına ölüm sigortasından aylık bağlanacağı, anılan Kanunun “Ölüm Aylığının Kesilmesi” başlığını taşıyan 46’ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise; bağlanan ölüm aylığının ancak sigortalının kız çocuğunun evlenmesi halinde kesileceği belirtilmiştir. 5. Bu arada, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile 1479 sayılı Kanun'un 45 ve 46 ncı maddeleri değiştirilerek, sigortalının bekâr kız çocuklarına bir sosyal güvenlik Kanunu kapsamında çalışmamaları veya bu Kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almamaları şartıyla ölüm aylığı bağlanabileceği ve bağlanan aylığın ancak evlenmeleri ya da bir sosyal güvenlik Kanunu kapsamında çalışmaya başlamaları halinde kesileceği kabul edilmiş, anılan KHK Anayasa Mahkemesince iptal edilerek, 08.08.2001 tarihinde yürürlükten kalkmış, ancak bu defa 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile; “...bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malül olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine...” ifadeleri kullanılarak maddenin içeriği değiştirilmiştir. 3. Değerlendirme Davacılar murisinin eşinin 4/a sigortalısı iken 07.09.2000 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı 23.09.2000 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, babasının 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 29.01.2003 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 01.02.2003 tarihi itibariyle babası üzerinden ölüm aylığı bağlandığı, davalı Kurumun 03.12.2014 tarihli yazısı ile mülga 1479 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince "gelir unsuru" şartının arandığı ve davacının da eşinden dolayı aldığı aylığın 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücretin üzerinde olduğu değerlendirilerek babanın vefat tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesinde geçimini sağlayacak bir geliri bulunduğundan bahisle babadan alınan ölüm aylığının iptal edildiği, anılan Kurum işlemi üzerine açılan işbu dava ile söz konusu Kurum işleminin iptali, kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespiti istenmiştir. Mahkemece uyuşmazlığa konu Kurum işlemi yerinde görülmek suretiyle 5510 sayılı Kanun'un yersiz aylıkların istirdadına ilişkin 96/b madde hükmü gözetilmek suretiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu yaklaşımı ve kararı isabetsizdir. Çünkü gerek davacıların murisi olan ...'in Bağ-Kur sigortalısı babasının ölüm tarihi olan 29.01.2003 ile anılan vefat sonrası muris anne ...'e bağlanan ölüm aylığının aylık bağlama tarihi olan 01.02.2003 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun'un yukarıda bahsedilen 2229 sayılı Kanun ile değişik 45 inci madde hükmü yürürlükte olup, anılan yürürlük maddesi ise "geçimini sağlayacak başka geliri olmayan evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanması" öngörülmekte olup, davacılar murisi anne ...'e kocası ... Tecimer'den bağlanmış olan aylığın kıt kanaat bir imkan sağlaması ve geçimini sağlamaya yeterli olmayacağının izahtan vareste olduğu gözetilmek suretiyle davacılar murisinin her iki aylığa da hak kazandığı, giderek bu dönemle ilgili kendisine çıkarılan yersiz ödeme borcunun da haksız olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.