13. Hukuk Dairesi 2016/3565 E. , 2016/6795 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı şirket ile aralarında hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının çalıştırdığı işçilerden birinin işçilik a…
**13. Hukuk Dairesi 2016/3565 E. , 2016/6795 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı şirket ile aralarında hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının çalıştırdığı işçilerden birinin işçilik alacaklarının tahsili için açtığı davayı kazanarak kendilerinden 9.231,04 TL tahsil ettiğini, aralarındaki sözleşme ve mevzuat gereği bu miktardan davalının sorumlu olduğunu bu nedenle 9.231,04 TL nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.090,54 TL' nin 31.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcut olup dava, asıl işveren davacı İdarenin, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Tarafların serbest iradesi ile imzalanan sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğindeki genel şartname hükümleri tarafları bağlayıcı nitelikte olup, Genel Şartnamenin “yüklenicinin çalıştırdığı personel çalışanların hakları ve çalışma şartları ” başlıklı altıncı bölümünün çalışanların özlük hakları başlıklı 38. maddesinde yazılı hukümler uyarınca davalı, dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olmak üzere kendi dönemine isabet eden tüm işçilik haklarından sorumludur. Mahkemece, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi ve eki niteliğindeki genel şartnamenin yukarıda bahsedilen ilgili hükümleri uyarınca davalının işçiyi çalıştırdığı dönemle sorumlu olduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerekir. Buna göre, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davalının dönemi ile sorumlu olduğu meblağın tamamından davalı yüklenicinin sorumlu olduğu gözetilerek yapılacak inceleme sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanlış değerlendirmeye dayalı olarak taraflara yarı yarıya sorumluluk verilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 3-Davalının temyiz itirazları yönünden ise, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davalı tarafından dönemsel olarak sorumlu olduğu alacaklar hesaplandığı halde işlemiş faiz ve icra masrafları yönünden dönemsel olarak hesaplama yapılmadan direkt olarak bu kalemin yarısından davalının sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Bu kalem yönünden de davalının dönemi ile sınırlı olmak üzere tam sorumlu olduğu kabul edilip yapılacak değerlendirme ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, 3. bentte açıklanan nedenler ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 158,32 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.