8. Hukuk Dairesi 2016/5977 E. , 2016/9958 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali, Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.05.2014 gün ve 363/180 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği …
**8. Hukuk Dairesi 2016/5977 E. , 2016/9958 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali, Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.05.2014 gün ve 363/180 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, tapuda davalı ... adına kayıtlı 1813 ada 2 parsel (eski 320 ada 2 parsel) sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını açıklayarak bu kısmın tapu kaydının iptaline, davalının elatmasının önlenmesine ve bu kısımda kalan muhdesatın kal'ine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1813 ada 2 parsel (eski 320 ada 2 parsel) sayılı taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesi ile fen bilirkişi ....'un 17/11/2003 tarihli krokili raporunda (B) harfi ile işaretli 88,55 m2'lik kısmın tapusunun iptali ile kıyı olarak tapudan terkinine, fen bilirkişisi raporunda işaretli bu kısımdaki 12 m2'lik binanın kal'ine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece, dava konusu taşınmaz başında iki defa keşif yapılmıştır. İlk keşif jeolog bilirkişi, mimar ve fen bilirkişiden oluşan üçlü bilirkişi kuruluyla yapılmış, dosyaya sunulan 17.11.2003 tarihli bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın 88,55 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, taşınmaz üzerinde bulunan binanın 12,00 m2'lik kısmı balkon olmak üzere toplamda 25,50 m2'lik kısmının da tecavüzlü alanda kaldığı belirtilmiştir. İkinci keşif ise; üç jeolog bilirkişi, inşaat mühendisi ve fen bilirkişiden oluşan beşli bilirkişi kuruluyla yapılmış, dosyaya sunulan 21.06.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın toplamda 88,55 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, taşınmaz üzerinde bulunan binanın 12,00 m2'lik kısmının da tecavüzlü alanda kaldığı belirtilmiştir. Her iki raporda da keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin çakıştığı belirtilmiş, ancak kıyı kenar çizgisinin içerisinde kalan yapı miktarında farklılık oluşmuştur. Mahkemece, bilirkişi kurulu raporları arasındaki bu çelişki giderilmemiş, hükme esas alınan 17/11/2003 tarihli bilirkişi kurulu raporunun hangi gerekçeyle tercih edildiği kararda belirtilmediği gibi, kurulan hüküm de bu rapora uygun olmamıştır. Ayrıca her iki keşifte de yapılan bilirkişi uygulaması yeterli olmayıp, gözleme dayalı olarak rapor düzenlenmiştir. Bundan ayrı, dava konusu 1813 ada 2 parsel, 2007 yılında yapılan imar çalışmasında 320 ada 2 parselin imar uygulamasına tabi tutulması sonucunda oluşmuştur. Dosyaya sunulan her iki bilirkişi kurulu raporunda da değerlendirme 320 ada 2 parsele göre yapılmış, mahkemece bu raporlardan ilki hükme esas alınmıştır. Ancak 320 ada 2 parselin tapudaki niteliği tarla ve yüzölçümü 994 m2 iken, imar uygulamasıyla oluşan 1813 ada 2 parselin niteliği arsa ve yüzölçümü 853,27 m2'dir. Bu durumda imarla oluşan yeni parsel ile bilirkişi raporlarında belirtilen 320 ada 2 parselin sınırlarının da aynı olmadığı açık olup, mevcut hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş; önceki bilirkişilerden farklı 3 jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşacak bilirkişi kuruluyla yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişiye açıklattırılması, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle, yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Tarafların temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.