Başvuru, jandarma astsubayın zorunlu hizmet süresinden önce istifa ettiği gerekçesiyle eğitim giderlerinin yasal faiziyle birlikte iadesinin istenmesinin zorla çalıştırma ve angarya yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, jandarma astsubayın zorunlu hizmet süresinden önce istifa ettiği gerekçesiyle eğitim giderlerinin yasal faiziyle birlikte iadesinin istenmesinin zorla çalıştırma ve angarya yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/5/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1986 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvurucu 8/9/2005 tarihinde başladığı uzman jandarma okulundaki eğitimini 18/8/2006 tarihinde tamamlamış ve 30/8/2006 tarihinde uzman jandarma çavuş olarak Jandarma Genel Komutanlığında göreve başlamıştır. Başvurucu 30/8/2011 tarihinde uzman jandarmalıktan astsubaylığa nasbedilmiştir. Başvurucu 18/10/2017 tarihinde istifa dilekçesi vermiş, bu dilekçesi kabul edilerek 28/12/2017 tarihinde kamu görevinden ayrılmıştır. İçişleri Bakanlığının (İdare) 28/2/2018 tarihli yazısıyla on beş yıllık zorunlu hizmet süresini doldurmadan göreviyle ilişiği kesildiği için 728,92 TL öğrenim gideri ile 700,20 TL yasal faizi ödemesi hususu başvurucuya ihtar edilmiştir. Başvurucu 8/3/2018 tarihli dilekçeyle anılan borçlandırma işlemine itiraz ederek borcun kaldırılması talebinde bulunmuştur. Başvurucu 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun geçici maddesindeki zorunlu hizmet süresini on yıldan on beş yıla uzatan 25/8/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) maddesinin yürürlüğe girmesinden önce on yıllık zorunlu hizmetini tamamlaması sebebiyle anılan hükmün kendisi yönünden uygulanamayacağını ileri sürmüştür. İdare 23/3/2018 tarihli yazıyla talebi reddetmiştir. Başvurucu, borçlandırma işleminin iptali istemiyle 22/3/2018 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde; başvurucunun on yıllık zorunlu hizmet süresini doldurduğu tarihten sonra yürürlüğe giren ve zorunlu hizmet süresini uzatan mevzuat hükmünün başvurucu yönünden uygulanmasının hukuka, kazanılmış haklarına ve Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Dilekçede, 694 sayılı KHK'nın maddesiyle zorunlu hizmet süresi uzatılırken bunun kimleri kapsadığı konusuna açıklık getirilmediği ifade edilmiştir. Başvurucunun kazanılmış hakkının ihlal edildiğinin savunulduğu dilekçede, özlük haklarının iadesinin istenmesinin eşitlik ilkesini ihlal ettiği öne sürülmüştür. Dilekçede ayrıca 694 sayılı KHK'nın maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir. İdarenin savunma yazısında, başvurucunun istifa tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre on beş yıl olan zorunlu hizmet süresini doldurmadığından öğrenim giderlerinin tahsili yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. İdare Mahkemesi 25/9/2018 tarihinde idari işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, hukuki güvenlik ilkesine ve kanunların geriye yürümezliği ilkesine atıfta bulunularak başvurucunun göreve başladığı dönemde on yıl olan zorunlu hizmet süresini tamamladığı belirtilmiş, sonradan yürürlüğe giren mevzuatla bu sürenin başvurucu yönünden on beş yıla uzatılmasının kanunların geriye yürümezliği ve kazanılmış haklara saygı ilkelerini zedeleyeceği ifade edilmiştir. Kararda, mecburi hizmet süresini on beş yıla çıkaran düzenlemenin başvurucu yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır. İdare bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde; 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'nun maddesi uyarınca uzman jandarmaların zorunlu hizmet sürelerinin on yıl olduğu, uzman jandarmalıktan astsubaylığa nasbedilenlerin zorunlu hizmet süresinin ise aynı Kanun'un maddesi gereğince uzman jandarmalığa nasıp tarihinden itibaren on beş yıl olduğu belirtilmiştir. İstinaf dilekçesinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun maddesinde astsubayların zorunlu hizmet süreleri on beş yıl olarak düzenlenmişken 22/5/2012 tarihli ve 6318 sayılı Kanun'un maddesiyle bu sürenin on yıla indirildiği vurgulanmıştır. 24/12/2017 tarihli ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 3466 sayılı Kanun'un maddesindeki on yıllık sürenin on beş yıl olarak değiştirildiği açıklanan dilekçede, başvurucunun zorunlu hizmet yönünden tabi olduğu sürenin on beş yıl olduğu savunulmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 20/3/2019 tarihinde istinaf istemini kabul ederek İdare Mahkemesi kararını kaldırmış ve davayı esastan kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde 2803, 3466 ve 926 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine yer verildikten sonra uzman jandarmalıktan astsubaylığa geçirilenlerin mecburi hizmet sürelerinin -astsubay meslek yüksekokulunda geçen süreleri hariç tutulmak üzere- uzman jandarma çavuşluğa nasıp tarihinden itibaren on beş yıl olduğu belirtilmiştir. Kararda; başvurucunun istifa ettiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın esas alınması gerektiği ifade edilmiş, başvurucunun 30/8/2011 tarihinde astsubaylığa nasbedildiği dikkate alındığında 3466 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca mecburi hizmet süresinin on beş yıl olduğu açıklanmış, buna göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaati belirtilmiştir. Kararda ayrıca başvurucunun astsubay olması sebebiyle özel kanun niteliğinde olan 3466 sayılı Kanun'a tabi olduğu, genel kanun niteliğinde olan 926 sayılı Kanun'un başvurucu hakkında uygulanamayacağı ifade edilmiş, 926 sayılı Kanun uygulansa bile aynı sonuca ulaşılacağı değerlendirilmiştir. Nihai karar 4/5/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 23/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 26/1/2022 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına müzekkere yazmıştır. Müzekkerede; uzman jandarmalıktan astsubaylığa nasbedilenlerden 694 sayılı KHK'nın maddesiyle 2803 sayılı Kanun'un geçici maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemde on yılını doldurarak istifa etmiş olanların tabi olacağı zorunlu hizmet süresinin hangi kanuna göre belirlendiği ve bunlar aleyhine, zorunlu hizmet sürelerini tamamlamadıkları gerekçesiyle borçlandırma işlemi yapılıp yapılmadığı hususları sorulmuştur. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından gönderilen 4/2/2022 tarihli cevapta özetle şunlar ifade edilmiştir:i. Jandarma Genel Komutanlığında görevli personelin zorunlu hizmet süreleri 926 sayılı Kanun'a göre yürütülmekte iken 6/1/2017 tarihli ve 29940 sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yle (680 sayılı KHK) Jandarma Genel Komutanlığı personelinin zorunlu hizmet sürelerine ilişkin olarak 2803 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerden sonra anılan düzenlemelere göre işlem tesis edilmeye başlanmıştır. ii. 680 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 6/1/2017 tarihi itibarıyla uzman jandarma kaynağından astsubaylığa nasbedilenler ile astsubay olarak nasbedilenler arasında farklılık gözetilmeksizin zorunlu hizmet süresi on yıl olarak uygulanmıştır. 694 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 25/8/2017 tarihinden itibaren ise zorunlu hizmet süresi on beş yıl olarak uygulanmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından gönderilen cevap, buna karşı beyanda bulunması için başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Anayasa Mahkemesine gönderdiği 17/2/2022 tarihli beyanlarında özetle şunları ifade etmiştir: i. Jandarma Genel Komutanlığının gönderdiği cevaptan da anlaşılacağı üzere 694 sayılı KHK'nın maddesiyle 2803 sayılı Kanun'un geçici maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce zorunlu hizmet süresinin personel lehine olarak on yıl şeklinde uygulandığı hususu kesinliğe kavuşmuştur. ii. Bu durumu yargılama sürecinde ileri sürdüğü hâlde Bölge İdare Mahkemesinin 3466 sayılı Kanun'un maddesinin uygulandığını kabul etmesi sebebiyle adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. iii. On yıllık zorunlu hizmet süresini tamamlamasından sonra bunun on beş yıla çıkarılması hukuk güvenliği ilkesini zedelemektedir. A. Ulusal Hukuk 926 sayılı Kanun'un "Subayların ve astsubayların yükümlülüğü" kenar başlıklı maddesinin 26/3/1982 tarihli ve 2642 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik hâlinin birinci fıkrası şöyledir: "Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 15 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler." 6318 sayılı Kanun'un maddesiyle 926 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasında yer alan "15 yıl" ibaresi "10 yıl" şeklinde değiştirilmek suretiyle muvazzaf subay ve astsubayların zorunlu hizmet süreleri on yıla düşürülmüştür. 6/1/2017 tarihli ve 681 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (681 sayılı KHK) maddesiyle 926 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasında yer alan "10" ibaresi "onbeş" şeklinde değiştirilmek suretiyle muvazzaf subay ve astsubayların zorunlu hizmet süreleri on beş yıla çıkarılmıştır. 681 sayılı KHK'nın maddesi hükmü 1/2/2018 tarihli ve 7073 sayılı Kanun'un maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 926 sayılı Kanun'un "Subayların ve astsubayların yükümlülüğü" kenar başlıklı maddesinin yedinci fıkrası şöyledir: "Durumları yukarıdaki fıkralara uyanlar ile Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden her ne şekilde olursa olsun mecburî hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan veya ilişiği kesilen subay ve astsubaylar (Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde görev yapamaz şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malûlü olarak Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden ayrılanlar hariç), her yıl kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen; askerî öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanunî faizi ile birlikte tazminat olarak öderler. Öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar; Millî Savunma, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirlenir." 3466 sayılı Kanun'un "Mecburî hizmet ve yedeklik" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının 12/6/2003 tarihli ve 4892 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik hâlinin birinci cümlesi şöyledir: "Uzman jandarmaların mecburî hizmet süresi, uzman jandarma çavuşluğa nasıp tarihinden itibaren on yıl olup, yaş hadleri 56’dır". 696 sayılı KHK'nın maddesiyle, 3466 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "on yıl" ibaresi "onbeş yıl" şeklinde değiştirilerek uzman jandarmaların zorunlu hizmet süreleri on beş yıla çıkarılmıştır. 696 sayılı KHK'nın maddesi hükmü 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 3466 sayılı Kanun'un "Astsubaylığa geçirilme" kenar başlıklı maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir: "Bu madde hükümlerine göre uzman jandarmalardan astsubaylığa geçirilenler 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tâbi olurlar. Bunların uzman jandarmalıkta geçen hizmet süreleri, astsubay rütbe bekleme süresinden sayılmaz.Uzman jandarmalardan astsubaylığa geçirilenlerin mecburî hizmet süreleri, astsubay meslek yüksek okulunda geçen süreleri hariç tutulmak üzere, uzman jandarma çavuşluğa nasıp tarihinden itibaren onbeş yıldır". 680 sayılı KHK'nın maddesiyle 2803 sayılı Kanun'a eklenen "Mecburi hizmet süresi" kenar başlıklı geçici maddesi şöyledir:"Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında muvazzaf subay ve astsubay olanlar için mecburi hizmet yükümlülükleri aşağıda belirtilmiştir:a) Subay veya astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 10 yıl hizmet esas alınmak suretiyle mecburi hizmetlerinin kalan kısmı aynen devam eder.b) Subay veya astsubay nasbedildikten sonra; Jandarma Genel Komutanlığı hesabına yurt içindeki fakülte ve yüksekokullarda lisans veya lisansüstü öğrenim yapanların yükümlülükleri, buralarda geçen süreler kadar uzatılır.c) Kuvvet Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Yüksek Sevk ve İdare Akademisi eğitimlerini veya komutanlık ve karargâh subaylığı öğrenimini bitiren subayların ve Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimini bitiren astsubayların yükümlülükleri, buralarda geçen süreler kadar uzatılır.ç) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı hesabına yurt içinde tıpta, diş hekimliğinde uzmanlık veya yan dal uzmanlık eğitimi ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı hesabına yurt içinde tıpta, diş hekimliğinde veya eczacılıkta doktora eğitimini bitirenlerin yükümlülükleri, buralarda geçen sürelerin yarısı kadar uzatılır.d) Pilotaj eğitimini (pilot adaylarına verilen uçuş eğitimini) bitirenlerin yükümlülükleri sekiz yıl uzatılır.e) Yabancı memleketlere altı ay veya daha fazla süre ile öğrenim, staj, kurs, ihtisas veya görgü ve bilgilerini artırmak maksadıyla gidenlerin yükümlülükleri, masrafların ödenme şekline bakılmaksızın, gidiş ve dönüş tarihleri arasında geçen sürenin iki katı kadar uzatılır.f) Yurt dışı sürekli göreve atanan subay veya astsubayların yükümlülükleri, buralarda geçen süreler kadar uzatılır. Ancak, yaş haddinden, herhangi bir nedenle resen veya kadrosuzluktan emekli edilecekler ile tutuklulardan kendi isteği ile emekli olmak isteyenlere bu yükümlülük süresi uygulanmaz.g) (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentleri gereğince yükümlülüklere eklenecek hizmet sürelerinin başlangıç tarihleri; yükümlülük süresini tamamlamadan gidenlerin, yükümlülük süresini tamamladıktan sonra, yükümlülük süresini tamamlayarak gidenlerle, yükümlülüklerini bu süre içinde tamamlayanların kadro görevine fiilen katıldıkları tarihten başlar.Durumları birinci fıkra hükümlerine uyanlardan mezun olup olmadığına bakılmaksızın mecburi hizmetle yükümlü olduğu süre içinde, istifa edenler veya ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir suç işleyenler ya da sağlık sebebi hariç başka herhangi bir sebeple ayrılanlar, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen; öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanunî faizi ile birlikte tazminat olarak öderler.Yabancı memleketlere öğrenim, staj, kurs, ihtisas veya görgü ve bilgilerini artırmak amacıyla gitmiş olanlardan durumları bu maddede yazılı hallere uyanlar hakkında ilgili hükümler uygulanmakla birlikte, orada bulundukları süre içerisinde aldıkları aylık ve Devletçe yapılan masrafların dört katı ayrıca tazminat olarak alınır.Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde ya da Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim görüp nasbedilen muvazzaf subay ve astsubaylar bakımından da bu maddenin birinci fıkrasının (b), (ç), (d), (e) ve (f) bentleri uygulanır.Öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar; İçişleri ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." 25/8/2017 tarihlive 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın maddesiyle 2803 sayılı Kanun'un geçici maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "10" ibaresi "15" şeklinde değiştirilmek suretiyle muvazzaf subay ve astsubayların zorunlu hizmet süresi on beş yıla çıkarılmıştır. 694 sayılı KHK'nın maddesi hükmü 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun'un maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanun'un maddesiyle 2803 sayılı Kanun'un geçici maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesi şöyledir:" Hiç kimse köle ya da kul durumunda tutulamaz. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz. Aşağıdaki haller, bu madde anlamında 'zorla çalıştırma ya da zorunlu çalışma' sayılmaz:a) Bu Sözleşme’nin maddesinde öngörülen koşullara uygun olarak tutulu bulunan bir kimseden, tutulu bulunduğu sırada veya şartlı tahliyeden yararlandığı süre içinde olağan olarak yapması istenilen bir iş;b) Askeri nitelikli herhangi bir hizmet veya vicdanî reddin meşru sayıldığı ülkelerde, vicdanî reddi seçen kişilere zorunlu askerlik hizmeti yerine gördürülebilecek başkaca bir hizmet;c) Toplumun hayat veya refahını tehdit eden kriz veya afet hallerinde gerekli görülen her hizmet;d) Olağan yurttaşlık yükümlülükleri kapsamına giren her türlü çalışma veya hizmet" Cebri ve Mecburi Çalıştırma Hakkında 29 Numaralı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi'nin (29 No.lu Sözleşme) maddesi şöyledir:" Bu Sözleşmenin amaçları için, 'Cebri veya Mecburi Çalıştırma' ifadesi herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri ifade eder. Ancak 'Cebri veya Mecburi Çalıştırma' ifadesi bu Sözleşme bağlamında aşağıdakileri kapsamaz:a) Mecburi askerlik hizmeti hakkındaki kanunlar gereğince mecbur tutulan ve sadece askeri bir mahiyet taşıyan işlere hasredilen bir çalışma veya hizmet;b) Bizzat kendi kendini yöneten bir memleketin vatandaşlarının olağan kamu hizmeti yükümlülüklerinin bir parçasını teşkil eden bir iş veya hizmet,c) Çalışma veya hizmetin bir kamu makamının nezaret ve kontrolü altında icra edilmesi ve söz konusu ferdin özel kişilerin, şirketlerin veya özel-tüzel kişilerin hizmetine bırakılmaması veya verilmemesi şartıyla, bir mahkemenin verdiği mahkumiyet kararının sonucu olarak yapmaya mecbur edildiği bir iş veya hizmet;d) Olağanüstü hallerde, yani harp, felaketler veya yangın, su baskını, açlık, yer sarsıntıları, salgın hastalıklar ve şiddetli hayvan salgınları, hayvanların ve mahsule zarar veren böcek veya parazitlerin hastalık yaymaları durumunda ve genel olarak halkın bütünün veya bir kısmının normal yaşama şartlarını veya hayatını tehlikeye koyan tehlikeli veya zarar verici her türlü şartlarda yapılması mecburi bir iş veya hizmet;e) Küçük çaplı toplumsal hizmetler, yani toplum fertleri tarafından doğrudan doğruya toplum menfaatine yapılan işler, bizzat toplumun fertleri veya doğrudan doğruya temsilcilerinin bu çalışmaların gerekli olduğunu beyan etmeleri hakkının tanınması şartıyla toplum üyelerine düşen olağan kamu hizmeti mükellefiyetleri olarak mütealaa edilecektir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin zorla çalıştırma ve zorunlu çalışmayı yasaklayan maddesinin ikinci fıkrasının demokratik toplumun temel değerlerinden birini düzenlediğini belirtmektedir. AİHM, diğer birçok maddi hükmün aksine Sözleşme'nin maddesinin herhangi bir istisnaya yer vermediğini ve bu maddede düzenlenen hakkın ulusal güvenliği tehdit eden olağanüstü durumlarda dahi Sözleşme'nin maddesinin ikinci fıkrasına göre askıya alınmasına izin verilen haklardan olmadığını vurgulamaktadır (Zarb Adami/Malta, B. No: 17209/02, 20/6/2006, § 43). AİHM, başvurucunun yapmakla yükümlü tutulduğu hizmetin zorla çalıştırma ve zorunlu çalışma yasağı kapsamına girip girmediğini tespit ederken maddede altı çizilen amaçların ışığında somut olayın tüm koşullarını dikkate almaktadır. AİHM, zorla çalıştırma ve zorunlu çalışma kavramının kapsamadığı hususların belirlenmesinde ikinci ve üçüncü fıkraların bir bütün olarak gözetilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Steindel/Almanya (k.k.), B. No: 29878/07, 14/9/2010). AİHM, Sözleşme'nin maddesinin zorla çalıştırma ve zorunlu çalışma kavramını tanımlamadığına dikkat çektikten sonra bu kavramların anlamlandırılması ve kapsamının belirlenmesi için -neredeyse Avrupa Konseyine üye tüm devletlerce kabul edilen- 29 No.lu Sözleşme'ye müracaat etmiştir. 29 No.lu Sözleşme'nin maddesinde "cebri veya mecburi çalıştırma" ifadesinin herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri ifade edeceği hükme bağlanmıştır (Van Der Mussele/Belçika [GK], B. No: 8919/80, 23/11/1983, § 32). AİHM zorla çalıştırma (forced labour) kavramının maddi ya da manevi zorlamayı (cebri) akla getirdiğine işaret etmiş ve somut olayda maddi ve manevi cebir uygulanmasının söz konusu olmadığını ifade etmiştir. Zorunlu çalışma (compulsory labour) kavramına ilişkin olarak ise AİHM, bunun herhangi bir yasal yükümlülük ve zorunluluğa delalet etmediğinin altını çizmiştir. AİHM'e göre sırf taraflardan birinin diğerine çalışma edimi yüklemesi ve edim yükümlüsünün bağıtladığı bu edimini yerine getirmemesi durumunda müeyyideye maruz kalması, serbest iradeyle akdedilen bir sözleşmenin gereği olan çalışma yükümlülüğünün Sözleşme'nin maddesi kapsamında görülmesini gerektirmez. Bu anlamda AİHM ilk olarak 29 No.lu Sözleşme'de yapılan tanımda yer alan "ceza tehdidi altında" ibaresine vurgu yapmıştır. Buna göre zorla çalıştırmanın ceza tehdidi altında yapılması gerekmektedir. İkinci olarak AİHM "kişinin tam isteği olmadan" ibaresinden hareketle bu çalışmanın kişinin iradesine rağmen olması gerektiğini belirtmiştir (Van Der Mussele/Belçika, § 34). AİHM, Sözleşme'nin maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendine göre askerî nitelikteki herhangi bir hizmetin ya da vicdani ret hakkını tanıyan ülkelerde zorunlu askerlik yerine ikame edilen hizmetin zorla çalıştırma ya da zorunlu çalışma olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır (Chitos/Yunanistan, B. No: 51637/12, 4/6/2015, § 80). Ancak AİHM Sözleşme'nin maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendindeki istisnanın sadece zorunlu askerlik hizmetini kapsadığını, muvazzaf askerlik hizmetini içermediğini ifade etmiştir (Chitos/Yunanistan, §§ 83-87). Muvazzaf bir askerin zorunlu hizmet yükümlülüğünün incelendiği Chitos/Yunanistan kararında AİHM, başvurucunun askerî hizmete girmekle ortaya çıkan yükümlülüklerinin anlam ve kapsamının farkında olmadığını ileri sürmesinin bir meşruiyetinin bulunmadığına işaret etmiştir. Askerî hizmete girmenin sağladığı ana menfaatin parasız eğitim görebilmek olduğunun altını çizen AİHM; silahlı kuvvetlerin, tüm eğitim masraflarını karşıladığı gibi eğitim gören personele aylık bağladığını, ayrıca personeli sosyal güvenlik sisteminden yararlandırdığını, buna karşılık ise yeterliliğini elde etmesinden sonra personeli belli bir süre hizmet yürütme zorunluluğu altına soktuğunu hatırlatmıştır. AİHM askerî personelin eğitiminden sonra belli bir süre zorunlu hizmet görmelerinin görevlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmiş, zorunlu hizmet süresinin ne kadar olacağının belirlenmesinde devletlerin takdir marjının bulunduğunu vurgulamıştır. AİHM'e göre devletlerin silahlı kuvvetlerinin yeterli muvazzaf personele sahip olmasını temin etme, eğitim amacıyla yaptığı yatırımın geri dönüşünü garanti etme kaygısı askerî personelin belli bir hizmet süresinden önce istifa etmesinin yasaklanmasını ve bu tarihten önce ayrılanlardan eğitim masraflarının tahsil edilmesini haklılaştırmaktadır (Chitos/Yunanistan, §§ 92-94).