(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/5199 E. , 2011/9159 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.01.2004 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair verilen 03.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 12.07.2011 günü için yapılan te
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/5199 E. , 2011/9159 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.01.2004 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair verilen 03.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 12.07.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av.... ile karşı taraftan davacı vekili Av.... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 2775 ada 80 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 12 numaralı bağımsız bölümü satın aldığını ancak 1/2 payının ileride kendisine devredilmek üzere davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, ikinci kademede dava konusu hissenin bedelinin tazmini isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.06.2007 tarihli ve 2007/2954 – 7730 E.K. sayılı ilamı ile özetle “...Somut olayda davacı taşınmazın 1/2 payının kendisine ait olduğuna ve ileride mülkiyetin kendisine devredileceğine dair açıklamaları içerir davalı imzasını taşıyan 12.10.2000 tarihli "beyanımdır" başlıklı belgeye dayanmıştır. Davalı ise, belge altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, imzası kendisine ait olsa bile belgenin davacı tarafından doldurulmuş ./.. 2011/5199 - 9159 - 2 - olabileceğini, bu hususta Cumhuriyet Savcılığına dolandırıcılık iddiası ile şikayette bulunduklarını belirtmiştir. Mahkemece, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 2004/8051 sayılı soruşturmasında belgenin incelendiği, Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığına ait 12.6.2006 tarihli raporda "...12.10.2000 tarihli belge altındaki imzanın müşteki ve şüphelinin eli mahsulü olduğu hususunda müspet veya menfi bir neticeye varılamadığı..." sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten, senet altındaki imzanın kendisine ait olduğu ileri sürülen taraf senetteki imzayı inkar ederse diğer bir anlatımla sahtelik iddiasında bulunursa (HUMK.m.314) senetteki imzanın kime ait olduğu anlaşılıncaya kadar senet delil olarak kullanılamaz. (HUMK.m.317) Mahkemede imzanın savcılık soruşturması sırasında kime ait olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davacının dayandığı belgeye değer vermemiştir. Ancak, mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı bilirkişi incelemesinin HUMK’nun 308-313. maddeleri kapsamında öngörülen yöntem uyarınca yapılıp yapılmadığı açık değildir. Kaldı ki, Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı imza incelemesi yönünden yetkili tek mercii olmadığı gibi verdiği raporların mahkemeyi kesin olarak bağlayıcılığı da söz konusu değildir....Mahkemece, HUMK’nun öngördüğü yöntemle imzasını inkar eden tarafa isticvap ile yazı yazdırması imza uygulaması yaptırması tarafın resmi merciiler önünde ve diğer kurum ve kuruluşlarda atmış olduğu imza örneklerinin bulunduğu belgelerin temin edilerek getirtilmesi ve bundan sonra imza incelemesi yapmakla görevli kurumlardan birisinden rapor aldırılması gerekir. Bu yöntem incelenmeden denetime uygunluğu saptanamayan bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca gidilmesi doğru değildir....” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir. 2659 sayılı Yasanın 21. maddesi uyarınca; 12.10.2000 tarihli "beyanımdır" başlıklı belgedeki kullanılan imzanın sahte olduğu iddiasının başka bir ifadeyle imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince saptanması gerekeceği kuşkusuzdur. Oysa mahkemece, anılan husus gözardı edilerek, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünde görevli bilirkişiden 08.07.2009 tarihli rapor alınarak sonuca gidilmişse de Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 2004/8051 sayılı soruşturma dosyasında alınan 12.06.2006 tarihli rapor ile alınan bu rapor arasındaki çelişki de giderilmemiştir. ./.. 2011/5199 - 9159 - 3 - Hal böyle olunca, öncelikle yöntemine uygun biçimde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak, 12.10.2000 tarihli "beyanımdır" başlıklı belgedeki imzanın davalıya ait olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanarak ve raporlar arasındaki çelişki de bu suretle giderilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 825 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.