Ceza Genel Kurulu 2010/16.HD-114 E. , 2010/154 K. "" Tebliğname : 2010/17645 Yargıtay Dairesi : 16. Hukuk Dairesi Müşteki vekili 18.07.2008 tarihli dava dilekçesiyle, sanıkların alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçunu işledikleri iddiasında bulunması üzerine, “İİK’nun 345. maddesine göre hükmi şahsın temsilcisi hakkında dava açılması gerektiği, bu şahıslar hakkında davanın CMK’nun 170/3. maddesinde belirtildiği şekilde açık kimliğinin olması gerektiği…
**Ceza Genel Kurulu 2010/16.HD-114 E. , 2010/154 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname : 2010/17645 Yargıtay Dairesi : 16. Hukuk Dairesi Müşteki vekili 18.07.2008 tarihli dava dilekçesiyle, sanıkların alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçunu işledikleri iddiasında bulunması üzerine, “İİK’nun 345. maddesine göre hükmi şahsın temsilcisi hakkında dava açılması gerektiği, bu şahıslar hakkında davanın CMK’nun 170/3. maddesinde belirtildiği şekilde açık kimliğinin olması gerektiği, şirket yetkilisi şeklinde belirtmenin sanığı belirlemediği ve davanın usulüne uygun açılmadığı” gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Ankara 11. İcra Ceza Mahkemesince verilen 21.10.2008 gün ve 1220-2000 sayılı hüküm, müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 15.06.2009 gün ve 3489-4269 sayı ile; “Şikâyetçi vekilinin 18.07.2008 tarihli şikâyet dilekçesinin ilgili bölümünde ‘şüpheliler; .....Fındık Gıda San. Nak. ve Tic. Ltd. Şti'nin Temsil ve İlzama yetkili kişi veya kişiler’ yazmasına ve dilekçe içeriğinden ve yine dilekçesine eklediği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinden (2 Şubat 2005 tarih ve 6231 sayılı) şirket ortak ve yetkilisi olarak sanıklar E..B.. ve L.. Ba..olduğunu belirtmesi nedeniyle, dilekçede şirket yetkililerinin isminin belirtilmediği söylenemez. Hal böyle olunca, yargılamaya devamla sanıklar hakkında şikâyetin esası hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” isabetsizliğinden bozulmuştur. Yerel mahkeme ise, 15.12.2009 gün ve 135-319 sayı ile; “Ceza Hukuku mevzuatımızda bir kişi hakkında dava açılabilmesi için öncelikle maddi eylem olması, maddi eylemi işleyen kişinin failin belli olması, failin atılı suçları işlediğine dair delil veya kuvvetli emarenin olması ve fail olan kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması, hakkında dava açılarak iddianamenin kabulünden itibaren sanık sıfatını alması gerekmektedir. Şirket yetkilisi diyerek sanık hakkında dava açılması, suça sonradan sanık yaratılmasını gerektirir, Hukuk Sistemimizde suçtan sanığa erişmek ve hakkında dava açılıp sanık sıfatını aldıktan sonra yargılamanın yapılması gerekmektedir. Bunun iddianamede icra suçlarında, dava dilekçesinde sanığın açık kimliğinin belirtilmesiyle olur ve bu maddi eylemden dolayı sadece bu kişiler hakkında yargılamaya devam edilir. Böyle bir belirleme olmadığında usulüne uygun dava açılmış sayılamayacağı, İİK’nun 345. madde gereği davanın reddi gerekeceği, haklarında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan şirket yetkililerinin hakkındaki davanın reddi gerekeceği…” gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir. Bu hükmün de müşteki vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının “bozma” istemli 07.05.2010 gün ve 17645 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI