Başvuru, işe iade davasında dava dilekçesinin verildiği tarihin hatalı tespit edilmesi ve bunun sonucunda davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; davanın uzun süre devam etmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işe iade davasında dava dilekçesinin verildiği tarihin hatalı tespit edilmesi ve bunun sonucunda davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; davanın uzun süre devam etmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/4/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü tanınan ek süre sonunda 13/11/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 28/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 31/7/2015 tarihinde ibraz etmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:Başvurucu, Korgan Belediyesinde (Belediye) 26/5/2008 tarihinde işçi olarak çalışmaya başlamıştır.Başvurucu, bu arada resmî olarak 31/7/2010 ile 31/1/2011 tarihleri arasında kısa dönem askerlik hizmetini ifa etmiştir. Başvurucu 10/8/2010 tarihinde verdiği dilekçeyle 11/8/2010 tarihinden itibaren kırk gün yıllık izin kullanmak, bunun yanında 21/9/2010 tarihinden itibaren askerlik hizmetini yapması nedeniyle de dört ay ücretsiz izne ayrılmak istediğini beyan etmiştir. Başvurucunun talepleri kabul edilmiştir. Başvurucu, askerlik hizmetini 17/1/2011 tarihinde fiilî olarak tamamladıktan sonra 21/1/2011 tarihinde işe başlamak istediğini beyan ederek işverene başvuru yapmıştır. 25/1/2011 tarihli yazıyla Belediyede şu an için işçi ihtiyacı bulunmadığı, ihtiyaç olduğunda talebin değerlendirileceği, tazminatlarının 28/2/2011 tarihinde ödeneceği başvurucuya bildirilmiştir. Başvurucu, bunun üzerine 27/1/2011 tarihinde yazıya cevap vermiş; süreci tekrar anlatarak 10/8/2010 tarihinde askerlik hizmetini yerine getirmek için kırk gün yıllık, dört ay ücretsiz izin kullandığını, 17/1/2011 tarihinde askerlik hizmetini tamamladığını, 21/1/2011 tarihinde izin süresinin dolduğunu, işe başlamak için başvurmasına rağmen işe başlatılmadığını belirterek sosyal haklarının tarafına verilmesini istemiştir. Belediye 28/1/2011 tarihinde başvurucunun cevabına karşı bildirimde bulunmuş, 25/1/2011 tarihli yazıyla verilen cevabı yinelemiştir. Söz konusu yazı -başvurucunun ifadesine göre- başvurucuya 3/2/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu daha sonra Korgan Asliye Hukuk Mahkemesinde (iş mahkemesi sıfatıyla) İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesi Hâkimliği aracılığıyla feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davası açmak istemiştir.Başvurucu28/2/2011 tarihinde İstanbul 2 No.lu Mahkeme veznesi aracılığıyla başvurma harcı ile peşin harcı ödemiştir.Dava dilekçesi, aynı gün nöbetçi mahkeme olan İstanbul İş Mahkemesi tarafından muhabere defterinin 2011/33 sırasına kaydedilmiştir.Bundan sonra dava dilekçesi, İstanbul İş Mahkemesince 28/2/2011 tarihinde muhabere numarası ve tarihi belirtilerek sayman mutemedi alındı belgesi ile postaya verilmiştir. Posta 4/3/2011 tarihinde yetkili Mahkemeye ulaşmıştır. 4/3/2011 tarihinde Korgan Asliye Hukuk hâkimi tarafından dava dilekçesi imzalanarak Kaleme havale edilmiştir. Dava 8/3/2011 tarihinde 2011/27 sayıya kaydedilmiştir. Mahkeme 17/5/2012 tarihli ve E.2011/27, K.2012/64 sayılı kararla açılan davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinde dava tarihi olarak 8/3/2011 gösterilmiştir. Buna karşılık karar gerekçesinde, başvurucunun dilekçesinin 4/3/2011 tarihinde havale edildiği belirtilmiştir. Başvurucunun ve davalının temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 19/10/2012 tarihli ve E.2012/22919, K. 2012/23549 sayılı kararla dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar vermiştir. Karar şu şekildedir:"1-Davacının askerlik sebebiyle işyerinden ayrıldığı tarihte işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesi olup olmadığı, davacıdan ve davalıdan sorularak,2-Toplu İş Sözleşmesi varsa, davacının Toplu İş Sözleşmesi tarafı olan sendikaya üye olup olmadığı araştırılarak alınacak cevabın,3-Davacının askerlik için işten ayrıldığında kendisine ücretsiz izin verilip verilmediği,verilmiş ise verildiğine dair belgelerin, ilgili taraflardan istenerek alınacak cevap ve belgeler eklendikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 19/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." İstenen bilgi ve belgeler için davalı Belediyeye tebligat yapılmıştır. Belgelerin tesliminden sonra Yargıtay Hukuk Dairesi 19/11/2013 tarihli ve E.2013/33083, K.2013/25340 sayılı kararla Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın bir aylık yasal süresi içinde açılmadığından bahisle reddine kesin olarak karar vermiştir. Yargıtay kararının ilgili kısmı şu şekildedir: "...Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı ve davanın bir aylık yasal süresi içinde açılıp açılmadığıuyuşmazlık konusudur....4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir. ...Somut olayda, davacının 2011 tarihinde askerlik dönüşü işe başlama talebinde bulunduğu, davalı Belediyece 2011 tarihinde talebinin reddedildiği, bunun üzerine davacının 2011 tarihinde işe başlatılmaması nedeniyle sosyal haklarının ödenmesini istediği, işverence 2011 tarihinde işe başlama talebinin yeniden reddedildiği, bu durumda iş sözleşmesinin işverence feshedildiğinin 2011 tarihinde davacı tarafından öğrenildiği, davanın ise 2011 tarihinde bir aylık yasal süresi içinde açılmadığı anlaşılmış olup, davanın süreden reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un maddesinin Fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ... gerekmiştir."Ret kararı 31/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi şu şekildedir:"İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)2/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:"(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir." 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili yönetmelikler, Adalet Bakanlığı tarafından Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır. Yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar, mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Bu Kanun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe girer." 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şu şekildedir:"Arzuhallerin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava ikame edilmiş addolunur. 3/2/1984 tarihli ve 18301 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle mülga Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) maddesi şu şekildedir:"Dava dilekçeleri, yetkili ve görevli hâkimler veya bunların bulunmaması halinde mahkeme yazı işleri müdürü tarafından, dilekçe üzerine başvuru tarihi yazılarak doğrudan kaleme verilir.Harca tabi olmayan davalara ait dilekçeler, esas, muhabere ya da tevzi defterlerine kaydedilir.Harca tabi olan davalarda dilekçenin kaleme verilmesi üzerine, gerekli harç tahakkuk ettirilerek ilgilisinden tahsil edilir ve ondan sonra esas, muhabere ya da tevzi defterine kaydedilir. Harcın Maliyece tahsili gerektiği hallerde ilgilisine tahakkuk belgesi verilerek, harcın tahsil edildiğine dair belgenin yazı işleri müdürüne ibraz edilmesi üzerine yukarıda sözü edilen defterlere kayıt işlemi yapılır.Vezne teşkilatı bulunan yerlerde dava dilekçesinin kabulü ile harcın yatırılmasında yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.Dava dilekçesinin esas veya muhabere ya da tevzi defterine kayıt tarihi davanın açıldığı tarihtir.Dava dilekçesinin esas, muhabere ya da tevzi defterine kaydedilmesi üzerine ilgilisine kayıt gün ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı belgesi verilir. Alındı belgesinin verildiği tarih dava dilekçesine de kaydedilir.Temyiz dilekçesi, verildiği mahkeme temyiz defterine kaydolunur ve temyiz edene bir alındı belgesi verilir. Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Alındı belgesinin verildiği tarih temyiz dilekçesine de yazılır." 2/8/1995 tarihli ve 22362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle (mülga) Yönetmelik'in 18/A maddesi şu şekildedir:"Bilgisayar kullanılan hukuk ve ticaret mahkemelerinde dava dilekçeleri, harç işlemlerinin tamamlanmasını müteakip, Tevzi Bürosu bilgisayarına kayıt ettirilerek, karşılığında ilgiliye, başvuru tarihini, saatini ve mahkemenin adını içeren bir dava kayıt fişi verilir.Bilgisayar kullanan hukuk ve ticaret mahkemelerinde; dava dilekçesinin, Tevzi Bürosu bilgisayarına kayıt tarihi, davanın açıldığı tarihtir." 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun maddesi şöyledir:"İçtihadların birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudan doğruya veya Yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri karar sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bizzat yazı ile başvurması halinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur.Diğer merci veya kişilerin gerekçe göstererek yazılı başvurmaları halinde, içtihadı birleştirme yoluna gitmenin gerekip gerekmediğine Birinci Başkanlık Kurulu karar verir. Bu karar kesindir.İçtihadı birleştirme kararlarının değiştirilmesi veya kaldırılmasının istenmesi de yukarıdaki usule bağlıdır.İçtihadı birleştirme görüşmeleri, alınmış olan ilke kararları çerçevesinde yürütülür ve kararları yazılır.İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.İçtihadı birleştirme kararlarının niteliğini açıkça belirten özeti, kararın verilmesini izleyen en kısa zamanda Adalet Bakanlığına bildirilir. Adalet Bakanlığı bütün adliye mahkemelerine ve Cumhuriyet savcılıklarına bu kararları gecikmeksizin duyurur.İçtihadı Birleştirme Kurulları, genel kurulların veya dairelerin kararlarındaki gerekçe ve görüşlerle bağlı olmaksızın sorunu başka bir görüşle karara bağlayabilirler." 19/3/1984 tarihli ve 18346 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun E.1983/7, K.1984/3 sayılı kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"Özet: Harca tabi olmayan davalarda, hâkimin dâva dilekçesini havale tarihinde, harca tabi davalarda ise, harcın ödendiği tarihte dava açılmış sayılır. Ancak, dâva dilekçesinin ilgilisi tarafından daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine verildiği kalemce belgelendirilmiş ise, davanın o tarihte açıldığının kabulü gerekir.""......Bu hükümdeki (dilekçenin mahkeme kalemine kaydı) sözü dâva dilekçesinin mahkeme kalemindeki ilgili deftere (esas, muhabere veya tevzi defteri) kaydı anlamındadır. Gerçekten, dâva dilekçesi önce hâkime verilir. Hâkim, dilekçeyi (üzerine verildiği tarihi yazıp imzalamak suretiyle mahkeme kalemine havale eder. Şayet dava harca tâbi ise, davacı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca gerekli harçları da ödedikten sonra, dâva dilekçesi mahkeme kalemindeki ilgili deftere kaydedilir. Nitekim, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girdiği günden bu yana yerleşmiş uygulama bu yoldadır.Hemen belirtmek gerekir ki, az yukarıda açıklanan işlemlerin aynı günde yapılıp bitirilmesi halinde, dâvanın o gün açılmış sayılacağında herhangi bir duraksama yoktur..." 1086 sayılı mülga Kanun'un maddesi şu şekildedir:"Tatil günleri müddette dahildir. Şu kadar ki müddetin son günü tatile tesadüf ederse tarihin ertesi günü hitam bulur." 6100 sayılı Kanun'un maddesi ve maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası, maddesinin birinci fıkrası ve maddesi (Murat Gedik, B. No: 2014/1981, 18/9/2014, §§ 17-22).