4. Hukuk Dairesi 2022/1703 E. , 2023/6341 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/804 Değişik İş- 2021/804 Karar SAYISI : İHK-2021/33828 HÜKÜM/KARAR : Davalı itirazının reddi / Başvurunun kabulü SAYISI : K-2021/93888 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. …
**4. Hukuk Dairesi 2022/1703 E. , 2023/6341 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/804 Değişik İş- 2021/804 Karar SAYISI : İHK-2021/33828 HÜKÜM/KARAR : Davalı itirazının reddi / Başvurunun kabulü SAYISI : K-2021/93888 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın domates kurutma sergi alanında davacıların müşterek çocukları ...'na çarparak ölümüne neden olduğunu ve davacıların ölen çocuklarının desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek davacıların her biri için ayrı ayrı 2.250,00'şer TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 500,00 TL cenaze giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile dava değerini davacı Zeynep Şahinoğlu yönünden 187.694,00 TL'sına ve davacı Kazım Şahinoğlu yönünden 125.870,00 TL'sına yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuruya konu kazanın özel mülkün bahçesinde gerçekleştiğini, bu nedenle kazanın meydana geldiği mevkiin karayolu dışında kaldığını, tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanması gerektiğini ve başvuran lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek başvurunun reddine karar verilmesini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... şirketinin kazanın meydana geldiği yer bakımından poliçe teminatının işletilemeyeceğine ilişkin beyanları yönünden yapılan değerlendirmede, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden kazanın oluş yerinden hareketle, bölgenin kamuya açık olması ve karayolu ile bağlantısı olması nedeniyle teminat kapsamında olduğu sonucuna varıldığı, alınan kusur raporunda davalı sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğunun tespit edildiği ve alınan bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınmak suretiyle davacı anne Zeynep Şahinoğlu için 187.694,00 TL ve baba Kazım Şahinoğlu için 125.870,00 TL destek tazminatının belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile davacı Zeynep Şahinoğlu için 187.694,00 TL ve davacı Kazım Şahinoğlu için 125.870,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 500,00 cenaze masrafının 25.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvuranın tazminat talebinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, kazanın karayolu dışında özel mülkte gerçekleştiğini, cenaze ve defin giderinin poliçe kapsamında olmadığını, gerçek defin giderinin somut delillerle ispatı ile belediye tarafından karşılanıp karşılanmadığının tespiti gerektiğini, kazanın iş kazası olduğunu, SGK tarafından davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yönteminin esas alınması gerektiğini, davalı şirkete usulüne uygun müracaat yapılmadığından temerrüdün gerçekleşmediğini bu nedenle faiz talebinin reddi gerektiğini ve başvuru sahibi lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlık konusu kazanın araçların kullanılabildiği bir alanda meydana geldiği, bu nedenle kazanın özel mülkte gerçekleştiği ve zararın teminat kapsamı dışında olduğuna ilişkin davalı itirazının yerinde olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 53 üncü maddesine göre, ölüm halinde uğranılan zararlar içerisinde cenaze giderlerinin de bulunduğu, bilirkişi raporunda cenaze ve defin giderinin 500,00 TL olarak belirlendiği, desteğin kaza tarihinde 16 yaşında olduğu ve SGK kaydı bulunmadığı, başvuru sahiplerine rücuya tabi herhangi bir ödeme yapıldığına ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığı, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli iptal kararı ve Yargıtay içtihatları uyarınca tazminat tutarının belirlenmesinde progresif rant yönteminin esas alınmasının usul ve yasaya uygun olduğu, başvuran vekili tarafından davalı ... şirketine yapılan başvuruda sunulan bilgi ve belgelerin başvuru açısından yeterli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin usulüne uygun müracaat yapılmadığından davalı şirketin temerrüte düşmediği bu nedenle faiz talebinin reddi gerektiğine ilişkin itirazının yerinde olmadığı ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvuran lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ... kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın davacıların desteğine çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ölmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin giderleri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 2 inci maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur. Dosya içeriğinden; kazanın domates kurutma sergi alanı olarak kullanılan bölgede meydana geldiği, kaza sonrası Jandarma Trafik Tim ekibi tarafından tutulan 14.09.2020 tarihli tutanakta; ''...kazanın (X:27,27424- Y-:39,09874) koordinatında, domates kurutma sergisi içerisinde bulunan bağ evinin önünde meydana geldiği, bu mevkinin karayolu dışında kalması sebebiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamı alanına girmediğinden dolayı trafik kazası niteliğinde olmadığı tespit edilmiştir...'' denilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamı dışında kalması sebebiyle trafik kazası niteliği taşımadığından herhangi bir kusur dağılımı yapılamadığının bildirildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince Adli Trafik Bilirkişisinden alnan 02.05.2021 tarihli kusur raporunda ise; kaza anını gösteren kamera kaydı ile gündüz vakti çekilen kaza yeri fotoğraflarının mail üzerinden taraflardan istenildiği ve gelen cevabı yazıda kamera kaydının ve fotoğrafların olmadığı, sokağa çıkma yasağından dolayı temin edilemeyeceğinin bildirildiği, dosya içerisinde bulunan tutanakta kaza yerinin (X: 27,27424 - Y: 39,09874) koordinatında olduğu belirtilmiş olup Google haritalardan belirtilen koordinat girildiğinde kaza yeri adresine çok uzak ve farklı bir yer çıktığı, kaza noktasının karayoluna uzaklığı, arazinin etrafının çevrili olup olmadığı, fiziki bir engel bulunup bulunmadığı, kamuya açık bir şekilde herkesin rahatlıkla aracıyla kaza noktasında seyir edip etmeyeceği dosya içerisinde bulunan evraklardan anlaşılmadığından meydana gelen kazanın Karayolları Trafik Kanunu kapsamına girip girmediğinin değerlendirilemediği, Komsiyonca Karayolları Trafik Kanunu kapsamında değerlendirilmesi ihtimalinde, kusur dağılımı yapılarak davalı sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip, karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin (domates kurutma sergi alanının) karayolu ile bağlantısı bulunup bulunmadığı ve kazanın meydana geldiği yerin karayolu sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkin yapılan araştırmanın ve yukarıda söz edilen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, İtiraz Hakem Heyetince, uzman bilirkişi heyetinden dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu kazanın, meydana geldiği yerin karayolu ile bağlantısı bulunup bulunmadığı ve kazanın meydana geldiği yerin karayolu sayılan yerlerden olup olmadığı yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 2.Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 11.05.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2 nci maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. (H.G.K'nun 28.09.2011 tarihli, 2011/17-499-2011/557 sayılı kararı da bu yöndedir.) Jandarma Trafik Tim ekibi tarafından tutulan 14.09.2020 tarihli tutanaktan, kazanın domates kurutma sergisi içinde bulunan bağ evinin önünde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık Hakem Heyetince bölgenin kamuya açık olması ve karayolu ile bağlantısı olması nedeniyle kazanın teminat kapsamında olduğu kabul edilmiş, davalının karara itiraz etmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince de KTK 3 üncü maddesi uyarınca kazanın araçların kullanılabildiği bir alanda meydana geldiği ve teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar verilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda da meydana gelmesi halinde karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Buna göre, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin 2918 sayılı KTK'nın 2 nci maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan karayolu sayılan yerlerden olduğu ve rizikonun teminat kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda davalının diğer temyiz itirazları değerlendirilerek karar verilmesi kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.