Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/4756 E. , 2024/5556 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4756 Karar No : 2024/5556 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... Üniversitesi Rektörlü
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/4756 E. , 2024/5556 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4756 Karar No : 2024/5556 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 16/12/2020 tarihinde ilan edilen Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının atanmayarak diğer aday ...’ın atanmasına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; dava konusu doktor öğretim üyeliğine atanmada, bilimsel yeterlilik ve kalitenin önemli olduğu, başvuran davacı ve müdahilin akademik çalışma, yayın, yetkinlik ve performanslarının karşılaştırması yapılarak, bilimsel esaslar çerçevesinde hangi adayın atanmasının gerektiği ve dava konusu atama işleminin bilimsel esaslara uygun olup olmadığı hususlarının tespitinin özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği, dava konusu atama işlemine ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesinin ardından görevlendirilen bilirkişilerden alınan ayır ayrı raporlar dikkate alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ileri bilimsel çalışmalara katkısı ve bölümün ihtiyaçları açısından çalışmalarına gereksinim duyulduğu Fakülte’nin Yönetim Kurulu kararı ile ortaya konulmuşken, Rektörlüğün gerekçesiz biçimde tesis ettiği işlemin yetki aşımı niteliğinde olduğu, kararda bu hususun dikkate alınmadığı, yaptığı yayınların nitelik ve sayısının, bu yayınların ilan edilen program ile daha çok ilgisinin bulunduğu, üniversitenin Atama ve Yükseltme Kriterlerinde 21/04/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere değişikliğe gidildiği ve SSCI/SCI indeksli Q1/Q2 kategorisindeki dergilerde yapılan yayınlara çok daha yüksek puan verilmesinin kararlaştırıldığı, bu değişikliğin de savların doğruluğunu teyit ederek davacının atanmasının hizmet gereklerine daha uygun olduğunu gösterdiği, yerel Mahkemenin ...’nün aradığı kriterler uyarınca değerlendirmenin yalnızca Prof. Dr. ...’ın raporunda olduğunu gözetmeksizin, diğer iki raporun puan hesabına indirgendiğini dikkate almaksızın eksik inceleme ile karar verdiği, yargılamadaki özel ve teknik bilgi gereksiniminin giderilmediği, doktor öğretim üyeliği kadrosu ile alakasız kriterlere yer veren, akademik teamüldeki öncelikleri yok sayan değerlendirmelerin uyuşmazlığı çözmeye etkili bir niteliğinin bulunmadığı, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, 16/12/2020 tarihinde ilan edilen Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna yapılan atamanın hukuka uygun olduğu, işlemin, idarenin takdir yetkisi kapsamında, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edildiği, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : YÖK Gelecek Projesi kapsamında ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Eğitimde Dijitalleşme alanında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadrosuna, Eğitim Fakültesinin ... tarih ve ... sayılı teklifi ile davacı Dr. ...'in ve müdahil Dr....'ın başvuru yaptığı; Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu kararı ile başvuruda bulunan iki adayın durumlarının değerlendirmesi neticesinde davacı Dr. ...'in atanmasının teklif edilmesine karar verildiği, adayların durumlarını incelemek ve doçentlik kadrosuna atanmaları hakkında görüşlerini almak üzere 3 kişilik jüri üyelerinden jüri heyeti oluşturulduğu, seçilen jüri üyeleri adayların bilimsel çalışma ve yayınlarını kanun ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda değerlendirildiği, Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu kararı ile yapılan teklif ve doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuruda bulunan adayların başvuru dosyalarının Rektörlükçe incelemesi neticesinde, iki jüri üyesinin kişisel değerlendirme raporlarında, akademik yetkinlik bakımından ve performansı değerlendirme sonucunda Dr. ...'ın bahsi geçen kadroya atanmasının daha uygun olduğu yönünde görüş bildirdiği tespit edildiğinden bahisle, söz konusu jüri değerlendirme raporları dikkate alınarak davalı Rektörlükçe müdahil Dr. ...'ın adı geçen kadroya atanmasının uygun görülerek atama işleminin yapılması üzerine, söz konusu doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının atanmayarak diğer aday ...’ın atanmasına ilişkin davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde: "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler... c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. " hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Başvuru ve atanma süreci" başlığını taşıyan 6. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuranlar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe teslim eder. (2) Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının, profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması halinde, tespit edilecek üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten biri olarak belirlenmesi zorunludur. (3) Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine, adaylarla ilgili bilimsel yayın ve çalışmalara ilişkin dosyaları göndererek bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar. Rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vererek gerekli işlemleri yürütür. (5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının doktor öğretim üyeliğine atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı; "Atama" başlığını taşıyan 7. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra fakültelerde ilgili dekanın, diğer birimlerde müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir en çok dört yıl süre ile atanır. (2) Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. (3) Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir." kuralı yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; …bilirkişi, keşif, delillerin tespiti,… işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış olup; anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrasında; raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebinin, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerektiği, azınlıkta kalan bilirkişinin, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabileceği; 282. maddesinde ise; hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne ye verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Bir başka deyişle; idarelerin işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanılanabilecek bir durumu ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmesi, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, çözümü hukuk dışında özel ya da teknik bilgiyi gerektirecek hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı tartışmasız olup; bu kapsamda bilirkişilerce yapılacak olan değerlendirme, ancak uyuşmazlık konusu dava konusu üzerine teknik tespitler yapılarak hazırlanan bilimsel, objektif ve tarafsız raporun mahkemeye sunulmasından ibarettir. Bilirkişilerce yapılan teknik değerlendirmelerin ışığında hukuka uygunluk tespitinin Mahkemece yapılacağı tabiidir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişilerce hazırlanacak raporda; uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak Mahkemece tespiti istenilen ve hukuk bilgisini aşan teknik veya özel hususlara yönelik bilirkişiye yöneltilen sorular çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği tartışmasız olup; bilirkişilerce hazırlanan ortak raporun, bilimsel veriler ışığında hazırlanmak şartıyla, açık, anlaşılır, net ve Mahkemece değerlendirilmesi istenilen hususların her birinin ayrı ayrı gerekçelendirilmesi suretiyle açıklanarak oluşturulması gerektiği tartışmasızdır. Zira; aksi yönde hazırlanan raporun, hükme esas niteliğe haiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Burada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 279. maddesinin 2. fıkrasında; bilirkişi raporunda, ...gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebinin... bulunması gerektiği, azınlıkta kalan bilirkişinin, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabileceği belirtildiğinden, mahkemenin birden çok bilirkişi görevlendirmesi halinde, bilirkişilerin konuyu birlikte müzakere ederek değerlendirmeleri ve görüşlerine başvurulan konuda ortak bir sonuç bildirmeleri gerekir. Daha açık bir ifadeyle, bilirkişilerin ortak yazılmış tek bir rapor sunması, çoğunluğun görüşüne katılmayan bilirkişinin kendi muhalif görüşünü yazması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta ise, başvuran davacı ve müdahilin akademik çalışma, yayın, yetkinlik ve performanslarının karşılaştırması yapılarak, bilimsel esaslar çerçevesinde hangi adayın atanmasının gerektiği ve dava konusu atama işleminin bilimsel esaslara uygun olup olmadığı hususlarının tespitinin özel veya teknik bilgiyi gerektirmesi hasebiyle dava konusu atama işlemine ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği,... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Anabilim Dalı'nda profesör kadrosunda görev yapan iki öğretim üyesi ile ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Anabilim Dalı'nda profesör kadrosunda görev yapan öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyeti oluşturulduğu, Mahkemece belirlenen bilirkişilerden ayrı ayrı rapor hazırlanmasının istenilmesi üzerine hazırlanan ayrı ayrı raporların hükme esas alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulduğu görülmektedir. Mahkemenin birden çok bilirkişi görevlendirmesi halinde, bilirkişilerin konuyu birlikte müzakere ederek değerlendirmeleri ve görüşlerine başvurulan konuda ortak bir sonuç bildirmeleri gerektiği kuralı dikkate alındığında; Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın, bilirkişilerce ayrı ayrı hazırlanan raporların hükme esas alınması suretiyle çözüme kavuşturulmasında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuran davacı ve atanan ...'ın söz konusu kadro için ilan edilen şartları sağlayıp sağlamadıkları ile ilan edilen kadro kapsamında idareye sundukları akademik dosyalarında yer alan çalışmalar itibariyle anılan doktor öğretim üyesi kadrosuna hangisinin atanmasının bilimsel ve akademik açıdan daha uygun olduğunun tespit edilmesi amacıyla, dosya üzerinden yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hazırlanan rapor sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla; hükme esas nitelliği haiz olmayan bilirkişi raporları dikkate alınarak davacının atanmamasına dair işlem ile müdahilin atanmasına dair işlemlere yönelik olarak verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 25/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.