Başvuru, koruma tedbirlerinin ölçüsüz şekilde uygulandığı ileri sürülerek açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, koruma tedbirlerinin ölçüsüz şekilde uygulandığı ileri sürülerek açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/10/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında, terör örgütüne üye olma suçu kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen bir soruşturmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinde düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri ile anılan Kanun'un maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme tedbiri uygulanmıştır. Başvurucu hakkında Başsavcılık tarafından 20/2/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verilmiştir. Başvurucu; iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin tedbir kararının ilk olarak 13/12/2012 tarihinde verildiğini, tedbirin aralıksız olarak on iki kez uzatıldığını ve 6/3/2014 tarihine dek uygulandığını, teknik araçlarla izleme tedbirinin de 13/12/2012-25/2/2014 tarihleri arasında elli dört kez uzatılarak uygulandığını, usulsüz şekilde tatbik edilen söz konusu koruma tedbirleri nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek 5271 sayılı Kanun'un maddesinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açmıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kayda alınan 7/4/2015 havale tarihli dilekçesinde başvurucu; çok uzun bir süre boyunca izlendiğini, iletişiminin dinlendiğini ve kayda alındığını, özel hayata saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin güvencelerinin askıya alındığını, tedbirlerin ölçüsüz olduğunu iddia etmiş ve uğradığı manevi zararlarının karşılığı olarak 000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından Mahkemeye sunulan esas hakkındaki mütalaada, benzer taleple İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada kabul kararı verildiği belirtilerek yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme, 14/12/2015 tarihinde davanın reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5271 sayılı Kanun'un maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında tazminat istenebilecek hâllerin ayrıntılı olarak sayıldığı, bunların arasında iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme koruma tedbirlerine yer verilmediği, dolayısıyla başvurucunun iletişim tespiti ve teknik araçlarla izlenmesi nedeniyle manevi tazminat davası açma koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı ifade edilmiştir. Karşıoy gerekçesinde ise başvurucunun üzerine atılı suçun niteliği, iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla takip sürelerinin uzunluğu dikkate alındığında bir miktar manevi tazminatın başvurucuya verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu kararın bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle kararı temyiz etmiştir. 21/12/2015 tarihli temyiz başvuru dilekçesinde; açtığı davanın reddedilmesinin 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme gereğince hukuka aykırı olduğunu, ölçülülük ilkesine aykırı şekilde uygulanan tedbirler nedeniyle tazminat koşullarının oluştuğunu ileri sürmüştür. Yargıtay Ceza Dairesinin 10/9/2018 tarihli kararıyla temyiz talebinin reddine ve hükmün onanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, davanın reddine hükmedilmesinde usule ve kanuna aykırı bir durumun olmadığı belirtilmiştir. Nihai karar 5/10/2018 tarihinde öğrenilmiştir. 8/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, yargı mercilerince verilen kararlar, uluslararası düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları) için bkz. Murat Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, §§ 19- Yargıtay Ceza Dairesinin 22/3/2021 tarihli ve E.2019/1984, K.2021/2893 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri ve teknik ve fiziki takip tedbiri uygulandığı gerekçesi ile 000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece davanın reddine hükmedildiği anlaşılmakla;Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;1- Davacının kullanımında olduğu belirtilen .. numaralı telefon hattı hakkında ilgili soruşturma kapsamında iletişimin tespiti tedbirinin uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmış ise tedbir evraklarının aslı veya onaylı örneklerinin dosya arasına alınarak tedbir tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesinde düzenlenen şartları taşıyıp taşımadığı araştırılmadan davacının talebinin CMK’nın maddesinde sayılan sınırlı sebeplerden olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi, .... Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı ... bozulmasına ... karar verildi. ..."