Başvuru, polis memurları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, polis memurları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/2/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 13/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısıyla başvuru hakkında görüş bildirilmeyeceği belirtilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1967 doğumlu olan başvurucu Diyarbakır’da ikamet etmektedir. Başvurucu 27/11/2012 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi vererek 24/11/2012 tarihinde polis merkezinde kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmüştür. Başvurucu 27/11/2012 ve 28/12/2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki ifadelerinde; 24/11/2012 tarihinde saat 00 sıralarında Diyarbakır’da çarşıda dolaştığı sırada Şehitlik Polis Merkezinden birinin telefon açarak ifade için karakola gelmesi gerektiğini söylediğini, saat 00 sıralarında karakola gittiğinde kardeşleri A.K ve S.K.nin de polis merkezinde bulunduğunu, kardeşlerinin kasten öldürme suçu şüphelisi olarak karakola getirildiklerini o anda öğrendiğini, karakolun katına çıktığında bir polis memurunun kız kardeşine hakaret ettiğini ve tokat attığını gördüğünü, polis memuruna bu şekilde kardeşinin ifadesini alamayacaklarını söylediğini, bunun üzerine iki polis memurunun kendisini omzundan itekleyerek dışarı çıkardıklarını ancak kendisine vurmadıklarını, dışarı çıkarırken elbisesini çekiştirmeleri nedeniyle iç çamaşırlarının göründüğünü, polislerin kendisine küfrettiğini, dışarıda bekleyen çocukları S. ve B.nin buna şahit olduklarını, dışarı çıkartılırken kulübede nöbet tutan başka bir polis memurunun da kendisine hakaret ettiğini, karakolda bir kamera gördüğünü, olayın kamerayla kayıt edilmiş olabileceğini, bu polisleri fotoğraftan ya da canlı olarak teşhis edebileceğini, olay nedeniyle vücudunda darp ve cebir izi olmadığını söylemiştir. Müştekiye [başvurucu] 3/1/2013 tarihinde yüzleştirme yaptırılmış, başvurucu kendisiyle yüzleştirilen polis memurları S., F.T. ve A.K.den sadece F.T.yi teşhis edebildiğini, F.T.nin nöbet kulübesinde kendisine hakaret eden kişi olduğunu, A.K.nin kendisini dışarı çıkartan polislerden birine benzediğini, ancak emin olamadığını, diğer polis memuru S.yi ise tanımadığını söylemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şehitler Polis Merkez Amirliğinden 24/11/2012 tarihinde 00 ile 00 saatleri arasındaki kamera kayıtları talep edilmiştir. Polis Merkezinin 6/12/2012 tarihli tutanağı ile kamera kayıt sisteminin 20/11/2012’den bu yana elektrik akımlarındaki sorunlar nedeniyle çalışmadığı bildirilmiştir. Şüpheli F.T. 22/1/2013 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında yaptığı savunmasında; olay günü nöbet kulübesinde bulunduğunu, Cinayet Büro Amirliğinin bulunduğu kısımdan bir kadının bağırma sesini duyduğunu, o tarafa doğru baktığında bir kadının polis memurlarına bağırdığını, cinayet bürosunda görevli polis memuru nin yardım istemesi üzerine yanlarına gittiğini, kadına dışarı çıkmasını söylediğini, buna karşılık kadının kendisine “Üniforma giydin de adam mı oldun, şerefsiz, içeride kız kardeşimi dövüyorlar, memursan git onlara engel ol.” şeklinde hakaret ettiğini, bunun üzerine kolundan tutup çekerek kadını dışarıya çıkarttığını, dışarıda kadının “Kimse beni buradan dışarıya çıkartamaz.” diyerek cadde ortasında trafiği engelleyecek şekilde kendini yere attığını, kadına hakaret etmediğini, isimli polis memurunun olanları gördüğünü söylemiştir. Başvurucunun teşhis edememesi nedeniyle diğer polis memurları S. ve A.K.nin ifadesi alınmamıştır. Başvurucunun kızı B. ve oğlu S. Cumhuriyet Savcılığındaki 25/1/2013 tarihli beyanlarında; olay günü Şehitlik Polis Merkezinden aramaları üzerine annesinin karakola gittiğini, annesi gecikince birlikte karakola gitmeye karar verdiklerini, otobüsle giderken cadde üzerinde kalabalık gördüklerini, polis memurlarından birinin annelerini kolundan tutarak caddeye doğru fırlattığını gördüklerini, annelerinin de polise bağırıp çağırdığını, otobüsten inmek isteyince şoförün inmelerine izin vermeyerek evlerine bıraktığını, küfredildiğini duyduklarını, ancak kimin kime ne dediğini bilmediklerini söylemişlerdir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 25/2/2013 tarihli ve Sor.2013/31506, K.2013/3600 sayılı kararıyla, müştekinin [başvurucu] iddiasını ispatlayacak tanık beyanı ya da somut delil bulunmadığı gerekçesiyle şüpheliler A.K., F.T. ve S. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara başvurucu tarafından yapılan itiraz Batman Ağır Ceza Mahkemesinin 29/1/2014 tarihli ve 2014/188 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararının gerekçesi şöyledir:“Diyarbakır Başsavcılığının soruşturma dosyası, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve itiraz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; müştekinin olay tarihinde karakolda görevli polis memurları tarafından hakaret edildikten sonra dışarıya atıldığı iddiası ile soruşturmaya başlanıldığı, müştekinin çocukları S. ve B.nin alınan beyanlarında dışarıdan bağrışma sesleri geldiğini, ancak kimin kime ne dediğini duymadıklarını beyan ettikleri, dinlenen şüphelilerin atılı suçu kabul etmedikleri, olaya ilişkin kamera görüntüsü veya ses kaydının bulunmadığı, teşhiste şüpheli F.yi teşhis ettiği, diğer şüphelileri tam teşhis edemediği, şüphelinin müştekiyi kolundan tutarak karakol dışına çıkardığını kabul ettiği, ancak hakaret etmediğini beyan ettiği, tüm dosya kapsamında suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından müştekinin itirazının reddine karar [verilmiştir].” Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 14/7/2016 tarihli yazısıyla ret kararının başvurucuya tebliğ edilmediği bildirildiğinden 24/2/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımının bulunmadığı anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Hakaret Madde – (1) (2005 T. 5377 s. K. değ.) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.…”