T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1416 KARAR NO : 2026/75 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.05.2024 NUMARASI : 2018/725 Esas 2024/395 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemes…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1416 KARAR NO : 2026/75 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.05.2024 NUMARASI : 2018/725 Esas 2024/395 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2024 gün ve 2018/725 Esas 2024/395 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı ....A.Ş. vekili ve davalı ...A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacının ....Mahallesi ... Sk. No:...../... adresinde faaliyet gösteren.... isimli işletmenin sahibi olduğunu, olay günü olan 18.05.2018 tarihinde, davalılardan ..... A.Ş.'ye ait ... Sk. No: ..Mağazası .. / .. adresindeki işyerinde, dava dışı ..... Şti.'nin yapmakta olduğu izolasyon çalışmaları sırasında çıkan yangın neticesinde, müvekkiline ait işyerinde büyük derecede maddi hasar meydana geldiğini, davalılardan ...'ın yangın çıkan ve tapuda .... İli, ... İlçesi, ... Mah.... Ada, ... Parselde kayıtlı binanın maliki olduğunu, kaza sebebinin itfaiye yangın raporunda “Yangının ... ... personelinin izolasyon çalışması sırasında kullandığı Lpg'li yanar halde pürümüzün izolasyon malzemelerini tutuşturması veya soğutulmadan izolasyon malzemeleri üzerine bırakılması sonucu çıkmış olabileceği, cephe kaplama ve bina arasında kalan boşluğun baca gibi çalışarak yangını büyüttüğü” şeklinde belirtildiğini, davalı ... ... A.Ş.'ye ait işyerinde çıkan yangının, müvekkiline ait işyerine sıçraması neticesinde, müvekkiline ait işyerinde, binanın dış cephesi ve 1. katında yoğun olmak üzere üst katta ve zemin katta kısmen hasar meydana geldiğini ancak yangın söndürme çalışmaları ve is yüzünden tüm binanın etkilenmiş olduğunu, binanın zemin üstü ve 1. kattaki elektrik tesisatının, asma tavan üzerindeki spot armatürlerin, ses sisteminin tamamen hasar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, davalılardan .... Şirketinin haksız fiilden doğan sorumluluğunun olduğunu, müvekkiline ait işyerinde oluşan hasarın tespiti amacıyla İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/89 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ilgili dosyaya sunulan 02.08.2018 tarihli bilirkişi raporu ile, yangında hemen tüm mobilyaların yanıp kül olduğunu veya kullanılamayacak hale geldiğini, keza raflarda ve çekmecelerde bulunan son derece pahalı olan gözlüklerin ve malzemelerin de kullanılamayacak hale gelmiş olduğu beyanı ile müvekkiline ait işyerinde, optik gözlüklerden 191.935,00- TL, güneş gözlüklerinden 27.107,00- TL, inşaat masrafı olarak 480.500,00- TL, elektrik işlerinden 35.550,00- TL olmak üzere 735.092,00- TL zarar olduğunun hesaplandığını, davalılardan ... A.Ş. tarafından İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/88 D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunda ise, bina demirbaşları ve dekorasyon imalatları için 60.000,00- TL, elektrik, kamera, müzik sistemleri ve elektronik cihazlar için 40.000,00 TL, gözlük ürünlerinin bedelleri için 204.128,30 TL olmak üzere toplam 304.128,30 TL hasar olduğunu, eski hale getirme süresinin ise 1 ay olduğunun beyan edildiğini, iki rapor arasında özellikle inşaat masrafları bakımından çok büyük farklılıklar bulunduğunu, müvekkilinin iş yerinde meydana gelen hasarın tam olarak tespit edemediğini, iki rapor arasında, özellikle inşai hasarın giderilmesi hususunda büyük farklılıkların bulunduğunu, bu sebeple işbu davanın HMK.nun 107. maddesi kapsamında ikame olunan belirsiz alacak davası olduğunu, müvekkilinin, alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesi ile birlikte alacak miktarının arttırılacağını bildirerek, öncelikle, davalı bina malikinin ... İli, .... İlçesi, ... Mah.... Ada,.... Parselde kayıtlı taşınmaz mal üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla HMK'nun 389 v.d. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, davanın kabulü ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00- TL maddi hasar ile 1.000,00- TL mahrum kalınan kar olmak üzere şimdilik 251.000,00 TL'nin, haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olmasına ve sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun dava tarihinden başlatılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin ve tespit masrafları ile tespit ücreti vekaletinin müştereken ve müteselsilen davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ..... A.Ş. vekili; Davalı şirketin taşınmazda yapılacak ufak çaptaki tamirat işleri için dava dışı...... Şti. isimli şirketle belli bir bedel karşılığında anlaştığını, olay tarihinden 4-5 gün kadar önce anlaşma doğrultusunda onarım,bakım işlemlerine başlandığını, müvekkili şirketin iş yerinin bakım onarım işlemlerini yaptırmak için dava dışı .... Şti. ile belli bedel karşılığı anlaşmış olması sebebiyle aralarındaki ilişkinin bir hizmet sözleşmesinden değil eser sözleşmesinden kaynaklandığını, eser sözleşmesinde işgören (yüklenici), iş sahibinin gözetimi ve denetimi söz konusu olmaksızın ve ondan buyruk almaksızın, kendi belirlediği yer ve zaman içerisinde “bağımsız” olarak iş gördüğü sırada üçüncü kişilere bir zarar vermişse, bundan iş sahibinin sorumlu tutulamayacağını, yüklenicinin yaptığı işin uzmanı olduğunu, sonucunun gerçekleşmesini yükümlendiğini, iş sahibinden buyruk almadığını, ona karşı bağımsız olduğunu, yanında işçi çalıştırıyorsa, işçisine karşı da işveren durumunda olduğunu, iş sahibinin sorumlu olabileceği hallerin ise sınırlı olduğunu, işin uzmanı olmayan kişilere bırakılması ya da iş sahibinin talimatları doğrultusunda ve onun kontrol ve denetiminde sürdürülmekte olduğu durumlarda doğacak ve/veya doğmuş zararlardan ibaret olduğunu, ancak somut olayda, müvekkili şirket tarafından yapılacak tadilat-onarım işinin tamamen işin uzmanı olan dava dışı şirkete bırakıldığını; dava dışı şirketin tamamen müvekkili şirketten bağımsız olarak çalışma yaptığı esnada işbu davaya konu fiilin gerçekleştiğini, müvekkili şirketten almış olduğu bir talimatın da bulunmadığını, talimat almış olsa bile bu talimatın sadece müvekkili şirketin istediği sonucun nasıl olması gerektiği hususuyla sınırlı olduğunu, davacı tarafın her ne kadar kusursuz sorumluluk hallerine dayanarak husumetini taraflarına yöneltmiş olsa da; kusursuz sorumluluk hallerinin kanunda tahdidi olarak sıralanmış olduğunu, müvekkili şirketin bu hallerde sorumlular kapsamına alınamayacağını; kusursuz sorumluluk hallerinden adam çalıştıranın sorumluluğuna dayanmış oldukları varsayımında bu sorumluluğa gidilebilmesi için işçi ile bir hizmet sözleşmesi içerisinde olması gerektiğini, davalı müvekkili şirket ile ihmalleri sonucu yangının çıkmasına sebebiyet veren işçiler arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, zira işçilerin alınan ifadelerinde de açıkça belirttikleri üzere dava dışı ..... Şti'ye bağlı olarak, onun emir ve talimatı altında çalıştıklarını, öte yandan tamirat ve tadilatın işçilerin ilk defa yaptığı bir iş olmadığını, her türlü önlemi almak zorunda olduklarını, iş sırasında aletleri kullanırken ve çalışmayı bırakırken dikkatli olmak zorunda olduklarını, sıcak aletin izolasyon malzemelerinin üzerine koymamaları gerektiğini, kolay tutuşabilecek nitelikte olduğunu bilebilecek kişiler olduğunu, açıklanan sebeplerle her ne kadar davacı tarafından zararın giderilmesi maksadıyla husumetin taraflarına yöneltilmişse de bu hususun hatalı olduğunu; kusursuz sorumluluk düzeyinde dahi sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, husumete ilişkin itirazlarının reddi halinde ,dava dışı ..... Şti. isimli şirkete zararlarının tazmini için dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla davaya dahil edilmesini talep ettiklerini, her ne kadar davacı şirketçe bilirkişi raporlarında çok büyük farklılıklar bulunduğundan bahisle hasarın tam olarak tespit edilemediği beyan edilerek dava belirsiz alacak davası olarak açılmışsa da, davacının alacağının miktarını belirleyebilmesi için elinde bulunması gereken gerekli bilgi ve belgelere sahip olması, tadilatın yapılması sebebiyle elinde bulunan faturalarla ne kadar zararın bulunduğunun bilinebilecek olması sebebiyle mahkemece öncelikle en azından taraflarınca yaptırılan zarar tespitinde hesaplanan 304.128,30-TL üzerinden eksik harcın tamamlanması için süre verilmesini, belirlenen süre içerisinde harcın tamamlanmaması durumunda ise hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davaya konu olay ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/95884 Soruşturma numaralı dosyayla soruşturmanın devam ettiğini, soruşturma esnasında alınan ifadeler ve İtfaiye yangın raporundan açıkça anlaşılacağı üzere yangının dava dışı şirketin işçilerinin ihmali sebebiyle başladığını, yangının başlaması üzerine müvekkili şirket çalışanlarına haber vermek yerine olaya kendi kendilerine hortumla müdahale etmeye çalışmaları sebebiyle büyüdüğünün sabit olduğunu, yangının kısa sürede müvekkili şirket çalışanlarına haber verilseydi belki iş yerinde bulunan yangın tüpleriyle yangın büyümeden kontrol altına alınabilecek ya da hortumla müdahale etmek yerine itfaiyeye daha önce haber verilse yine bu kadar büyük zararlar doğmadan önlem alınabileceğini, yangının tamamen dava dışı şirketin çalışanlarının tam kusurlu özensiz hareketlerinden kaynaklandığını, dava dışı şirkette olay günü görev yapan işçiler arasında hizmet sözleşmesinin bulunduğunu, üçüncü kişinin eylemi sonucu yangının çıkması nedeniyle müvekkili şirket yönünden illiyet bağının kesildiğini, bu sebeple oluşan zararların da işveren konumundaki dava dışı şirketçe karşılanması gerektiğini, davalı .... adına kayıtlı, müvekkili şirket tarafından malikle yapılan kira sözleşmesi doğrultusunda kullanılan iş yerinin Y-101586363-0-0 numaralı sigorta poliçesi ile diğer davalı .... A.Ş.’ye sigorta ettirildiğini, akdedilen sigorta poliçesi kapsamında taraflar arasında uzlaşılmak suretiyle vekil edenin zararının kısmende olsa sigortacı tarafından taraflarına ödendiğini, basiretli bir tacir gibi davranan müvekkilinin kendi sigorta poliçesine üçüncü kişiler ve komşularda oluşabilecek zararlara ilişkin olarak yangın mali mesuliyet klozu ilave ettirdiğini, ancak davacı şirketin böylesine büyük ve beyan ettiği üzere değerli gözlükleri bulunan işyerini oluşabilecek herhangi bir duruma karşı sigortalatmadığını, dış cephesinde kolay tutuşabilecek nitelikte vinil branda bulunmasının da yangının kısa sürede büyümesine sebebiyet verdiğini, davacının zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan, yangının büyümesine sebebiyet veren dış cephedeki branda ile zarar arasında illiyet bağının bulunması sebebiyle oluşan zararlardan dolayı kusurunun bulunduğunu, eser sözleşmesinde iş sahibi konumunda olan dolayısıyla oluşan zararlardan iş sahibinin değil yüklenicinin sorumlu olduğuna ilişkin 2 farklı uzman görüşünü dosyaya sunduklarını, olay tarihinde dava dışı... Şti 'ye bağlı çalışan işçiler tarafından mağazanın ön balkonunda yapılan su yalıtımı çalışması sırasında çıkan yangın sebebiyle müvekkili şirkete ait işyerinin de kullanılamaz hale geldiğini, bu doğrultuda müvekkili şirket tarafından İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/88 D.İş dosyasında oluşan zararların tespiti maksadıyla talepte bulunduğunu; alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin emtia hariç 210.000,00-TL; davacı .....'in ise emtia (gözlük çerçeveleri) dahil 304.000,00-TL zararı olduğu; müvekkili şirketin mağazasındaki çalışmaların 2 ay, davacı şirketin mağazasındaki çalışmaların ise 1 ay sürede bitirilebileceğine ilişkin tespitte bulunulduğunu, ancak, davacı tarafça yapılan tespitte oluşan zararın 735.092,00-TL olarak tespitinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, her iki bilirkişi heyet raporu arasında tespit edilen zarar kalemlerinden olan güneş gözlükleri ile optik gözlüklerin zarar tutarları arasında 14.000-TL fark bulunduğunu, taraflarınca yaptırılan tespitin tamamen kayıtlı makbuzlu gözlük bedelleri dikkate alınarak yapılmışken davacı tarafça yaptırılan tespitte bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun tamamen davacının beyanıyla düzenlendiğini, beyan ettiği gözlüklerin bulunup bulunmadığı denetlenmeden raporun hazırlandığını, taraflarınca alınan raporla sigorta şirketi aracılığıyla eksper tarafından düzenlenen raporun birbiriyle uyumlu olduğunu, her iki bilirkişi raporu arasındaki en bariz farkın inşaat yapım işlerinde olduğunu, davacı tarafça alınan bilirkişi raporunda yanmadan önceki hali değerlendirilmeyerek en lüks ve en pahalı malzeme ve işçilik bedeline göre değerlendirme yapıldığını, yeni ve daha lüks inşaat faturaları üzerinden değerlendirme yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, raporun olaydan 2 ay sonra 02/08/2018 tarihinde tanzim edildiğini, taraflarınca yaptırılan tespitte tanzim edilen rapor doğrultusunda tamamen yanan müvekkili şirkete ait iş yerinin 40 gün içerisinde eski haline getirildiğini, faaliyetlerine devam etmeye başladığını, davacı şirkete ait işyerinin zemin üstü katın kısmen yandığını ancak müvekkili şirkete ait işyerinin tamamen yandığı hususunun göz önünde bulundurularak, müvekkili şirketin işyerine ait inşaata ilişkin ibraz ettikleri faturalar incelendiğinde tespitte belirtilen bedellerin ne kadar fahiş olduğu, davacı şirkete ait işyerinin en fazla 1 ay içerisinde bitirilebileceği dolayısıyla mahrum kalınan karın da bu doğrultuda tespit edilmesi gerektiğinin mahkemece de takdir edileceğini, davacı şirkete ait defter kayıtları ve mal alımı ile yaptırılan inşaata ilişkin faturalar üzerinde yapılacak inceleme sonucu davacının gerçek zararının tespit edileceğini, harici araştırmalar neticesinde davacı şirketin dava dışı .... Şti. 'den zarara karşılık 125.000-TL aldığını öğrendiklerini, bu zarara katlanması gerekenin dava dışı şirket olduğunun davacı tarafından bilindiği halde husumetin taraflarına yöneltilmesinin tamamen haksız ve kötü niyetle yapıldığını bu sebeplerle husumete ilişkin itirazlarının reddedilmesi ve esasa girilmesi halinde müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğini bildirerek davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan reddine; mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ''.... Mah. ... Caddesi ... Apt. No:.... .../...'' adresinde faaliyet gösteren ...... Şti.'nin davaya dahil edilmesi yönündeki taleplerinin kabulüne; davacı şirkete harç tamamlaması için süre verilmesine; mahkemece takdir edilen sürede harcın tamamlanmaması durumunda davanın hukuki yarar yokluğundan reddine; Mahkemece usule ilişkin itirazlarının reddedilmesi ve esasa girilmesi halinde müvekkili açısından haksız ve hukuka aykırı olan ispatlanmamış davanın reddine, yargılamada yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili; Davacı tarafından açılan işbu alacak davasının, taraflar arasındaki bir ticari ilişkiden veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenen bir iş sebebinden değil, haksız fiilden kaynaklı bir alacak davası olduğunu, taraflar arasında ticari iş olarak değerlendirilecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, dolayısıyla davanın genel mahkemeler olan İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerekirken, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, işbu sebeple açılan davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, işbu alacak davasının...... Şti.'ne ihbar edilmesini talep ettiklerini, işbu alacak davasına konu yangının, dava dışı ..... Şti. personelinin haksız eylemi neticesinde ortaya çıktığını, Türk Borçlar Kanunu kapsamında asıl sorumluluğun kusur sorumluluğu olduğunu, bu sebeple kusurlu eylemi neticesinde yangına neden olan ...... Şti.'nin işbu davaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkili ...'ın maliki olduğu ... ili,... ilçesi, ... Mahallesi ... Ada, ...Parselde kayıtlı taşınmazda bulunan ve diğer davalılardan ....A.Ş.'ye ait ... mağazasında dava dışı ....... Şti. tarafından yapılan izolasyon çalışmaları esnasında 18.05.2018 tarihinde yangın çıktığını ve bu yangın davacının işletmesi olan ...'e sıçradığını, işyerinde maddi zarara neden olduğunu, müvekkiline ait işyerinde çıkan yangın sebebiyle düzenlenen yangın raporunda “yangının .... Şti. personelinin izolasyon çalışması sırasında kullandığı Lpg'li yanar halde pürümüzün izolasyon malzemelerini tutuşturması veya soğutulmadan izolasyon malzemeleri üzerine bırakılması sonucu çıkmış olabileceği” hususunun düzenlendiğini, diğer davalılardan ....A.Ş. tarafından talep edilen ve İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/88 D.İş 2018/88 Karar sayılı dosyası ile yapılan zarar tespitine dayanak olan 21.06.2018 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda da yapılan incelemeler neticesinde İtfaiye Yangın Raporundaki görüşlerin somut olaya uygun olduğu hususunun düzenlendiğini, aynı şekilde dava dilekçesinde de yangının çıkış sebebi ile ilgili olarak İtfaiye Yangın Raporuna dayanıldığını, dolayısıyla taraflar arasında yangının çıkış sebebi açısından bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkiline ait taşınmazda çıkan yangında müvekkilinin kusurlu ve/veya kusursuz hiçbir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, aksine müvekkilinin de yangın sebebiyle mağdur olduğunu ve maddi zarara uğradığını, işbu davanın müvekkiline yöneltilmesinin usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, İtfaiye Yangın raporunda da açıkça düzenlendiği üzere ilgili taşınmazda çıkan yangının, dava dışı .... Şti. personelinin yanar halde bulunan pürümüzü izolasyon malzemeleri üzerine koyması sonucunda ortaya çıktığını, dolayısıyla 3. Kişinin açık ve ağır bir kusurunun varlığının sabit olduğunu, dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı tarafın her ne kadar müvekkilin, TBK 69. Maddesi gereğince yapı malikinin sorumluluğu çerçevesinde sorumlu olduğunu iddia etmişse de; müvekkilinin işbu madde kapsamındaki sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, bu durumun ispatının da zarar görene yükletildiğini, somut olayda ise ortaya çıkan yangının, müvekkiline ait olan taşınmazın yapımındaki bozukluktan veya bakımındaki eksiklikten değil, yanar halde bulunan pürümüzden kaynaklandığını, müvekkilinin taşınmazından kaynaklanan bir durumun söz konusu olmadığının sabit olduğunu, dava dilekçesinde, yangının 3. şahsın eylemi neticesinde oluştuğunu açıkça ikrar ettiğini, yapı malikinin sorumluluğunun, Türk Borçlar Kanunu'nda sorumluluk türlerinden “özen sorumluluğu” başlığı altında düzenlendiğini; maliki olduğu binanın veya yapının yapımı ya da bakımı ile ilgili durumlarda özen sorumluluğunu yerine getirmeyen kişilerin, ortaya çıkan zarardan kusurları olmasa dahi hakkaniyet gereği sorumlu olması gerekmesi sebebiyle, bu durumun hüküm altına alınmasının amaçlandığını, somut olayda, müvekkiline ait binaya atfedilecek hiçbir durumun söz konusu olmadığını, somut olayda yapı maliki olarak müvekkilinin sorumluluğu tartışılsa da, yapı malikinin sorumluluğunu kaldıran hususların biri olan 3. kişilerin ağır kusurunun somut olayda sabit olduğunu, dava dışı .. .. Şti. personelinin yanar vaziyetteki pürümüzü malzemelerin üzerine bırakması sebebiyle ortaya çıkan yangında 3. kişinin ağır kusurunun tartışılmayacak kadar açık olduğunu, müvekkilinin özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle kusursuz sorumlu olarak nitelendirilmesine dair iddiaların mahkemece reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin zarardan sorumlu olduğu anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile; davacı tarafın müvekkiline yönelik iddialarına karşı yapmış oldukları itirazları saklı kalmak kaydıyla, dava dilekçesinde gösterilen davalıların sorumluluk miktarı hesabının yapılmasında; ortaya çıkan yangın sebebiyle oluşan maddi zararların tespiti için öncelikle diğer davalılardan .... A.Ş.'nin talebi neticesinde İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/88 D.İş 2018/88 Karar sayılı dosyasından 21.06.2018 tarihinde Bilirkişi Heyeti Raporu düzenlendiğini, davacı tarafın zararının 304.128,30-TL olduğu kanaatine varıldığını, daha sonra ise davacı tarafından aynı hususlarda bir tespit yapılmasının talep edildiğini ve İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/89 D.İş sayılı dosyasından düzenlenen 02.08.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı tarafın zararının 735.092,00-TL olduğuna kanaat getirildiğini, yaklaşık 45 gün arayla düzenlenen her iki bilirkişi raporunda birbirinden bu derece farklı tespitlerde bulunulmasının, her iki raporunda hükme esas teşkil edecek nitelikte olmadığının açık göstergesi olduğunu, davacı tarafın müvekkiline ait taşınmazın 3. şahıslara devredilmesini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu bildirerek öncelikle görev yönünden yaptıkları itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine; işbu davanın, dava dışı ....Şti.'ye ihbar edilerek davaya katılmasının sağlanmasına, davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesine, müvekkili hakkında açılan haksız ve mesnetsiz davanın tüm sonuçlarıyla birlikte reddedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı...A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafın, delillerini sunmadığını ve müvekkili şirkete tebliğ ettiremediğini, bu kapsamda oluştuğu ileri sürülen zararın gerek rakamsal olarak gerekse varlık olarak ispata muhtaç olduğunu, dava dilekçesi ekinde müvekkiline hiçbir belgenin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin, davacının dilekçesinde gösterdiği ve elinde bulundurduğu belgeleri incelemeden cevap hakkını gereği gibi kullanmasının mümkün olmadığının izahtan vareste olduğunu, davacı tarafa delillerini sunmak ve müvekkiline tebliğ ettirmek yönünden süre verilmesini talep ettiklerini ve esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarını delillerin müvekkiline tebliğinden sonra kullanılmak üzere saklı tuttuklarını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davanın yetkisizlik nedeniyle reddini ve yetkili İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, bu nedenle davanın ilk itirazlar kapsamında incelenerek yetkili mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, davanın zarara hatalı işlemi ile neden olan “...” firmasına ihbarının gerektiğini, dava konusu olayın sigorta sözleşmesine konu bir zararı ifade etmediğini, bu nedenle davanın müvekkili bakımından husumet yokluğundan da reddi gerektiğini, ..... A.Ş.'nin müvekkili sigorta şirketi nezdinde 18.07.2017-2018 vadesinde Y-101586363 numaralı ...işyeri Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, işbu poliçe ile yangına ilişkin çeşitli teminatlar verildiğini, işbu davaya konu teminatın Yangın Mali Mesuliyet teminatı olduğunu, poliçedeki karşılığının 250.000-TL sigorta bedeli olduğunu, somut olayda davacı...'ün .... isimli işyerinin sahibi olduğunu, müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... A.Ş.'nin ise kiracı olduğunu, ilgili binanın malikinin ise diğer davalı .... olduğunu, teminat tanımına göre sigortalı kiracı olarak doğrudan kiralanana verdiği zararlardan dolayı sorumlu olduğunu ve bu sorumluluk poliçe teminatına poliçede yer alan ifadeler ile sınırlı olmak kaydı ile girdiğini, ancak huzurdaki davanın bu tazminat talebi ile ilgisinin bulunmadığını, huzurdaki davanın komşu tarafından açılmış bir tazminat davası olduğunu, kökünde yatan hukuki tanımın ise haksız fiil olduğunu, haksız fiil sorumluluğunun ise kusur sorumluluğu olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde haksız fiil, kusursuz sorumluluk, bina malikinin sorumluluğu gibi hukuki nedenlerin hemen hepsine atıf yapıldığını, ancak çok açık olduğu üzere konunun bir haksız fiil sorumluluğu olduğunu ve haksız fiil sorumluluğun en temel özelliğinin bir kusur sorumluluğu olması olduğunu, müvekkili şirket tarafından verilen teminatın kuşkusuz ki sigortalı tarafından verilmiş kusurlu zararları kapsadığını, somut olayda sigortalı ile illiyet ilişkisi kurulamadığını, sigortalıya bir kusur atfının da bulunmadığını, aksine tüm dokümanlarda zarara kusuru ile sebebiyet verenin .... Şti.’ne işaret edilmekte iken, davanın sadece müvekkili sigorta şirketine ve kat malikine ve sigortalıya yönlendirildiğini, müvekkili şirket sigortalısına ait hiçbir kusur emaresinin bulunmadığını, müvekkili şirkete yönlendirilen hasar başvurusunun reddedildiğini ve hasar talebinin zarara doğrudan neden olan ....Şti.’ye iletilmesinin bildirildiğini, müvekkili şirket nezdinde tanzim edilmiş olan poliçenin..... Şti.’nin kusuru ile üçüncü kişilere, komşulara vereceği zarara teminat vermediğini, teminatın bambaşka bir sigorta ilişkisinin konusu ve sonucu olduğunu, buna rağmen davacı yan tarafından poliçe teminatının genişletilmeye çalışılmasının beyhude bir çaba olduğunu, müvekkili şirketin sadece sigortaladığı firmanın kusuru ile komşularına vereceği işletme konusu ile sınırlı olan zararları kapsadığını bu nedenle davanın müvekkili bakımından husumetten reddinin gerektiğini, 18.05.2018 tarihinde saat 16:00 sıralarında sigortalıya ait işyerinde yangın hadisesinin meydana geldiğini, ilgili yangının firma personelinin üst kata malzeme almaya gitmesi ile fark edildiğini, olay mahallinde ilk müdahalelerin ... firması personeli tarafından yapıldığını, yangın olayı neticesinde sigortalı işyerinde mevcut emtia, dekorasyon ve demirbaş kıymetlerinde zararlar oluştuğunu, bu zararların müvekkili sigorta şirketi tarafından teminat başlıkları ve tutarları ile uyumlu olarak 15007797 numaralı hasar dosyasından giderildiğini, 22 Mayıs 2018 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Yangın Raporunda yangının çıkış nedeninin “Yangın yerinde yapılan tetkikte, yangın başlangıcının ... İlçesi, ... Mahallesi, .... Sokak N:...’da ki zemin üzeri 2 katlı, bodrumlu dubleks yapıdaki betonarme binanın ...Katındaki girişe göre sağ tarafta ... Sokağa bakan dış cephede bulunan balkon ve zemin kat ilavesi üzeri yalıtım amaçlı izolasyon malzemesi kaplanmış sundurma üstünde olduğu görülmüş olup, yapılan araştırma ve soruşturma da ....personeli tarafından yapılan izolasyon çalışması sırasında kullanılan lpg’li yanar halde ki pürmüzün sehven izolasyon malzemelerini tutuşturması ve/veya soğutulmadan izolasyon malzemeleri üzerine bırakılması sonucu yangın çıkmış olabileceği, dış cephe ile bina duvarı arasında kalan boşluğun baca vazifesi görerek yangını büyüttüğü… kanaatine varılmıştır.” şeklinde ifade edildiğini, yangın raporunun yanı sıra müvekkili sigorta şirketi tarafından olay mahallinde Endüstriyel Yangın ev Patlayıcı Maddeler Uzmanı .... tarafından yapılan inceleme sonucunda; “Bahse konu yangın olayında, yangın başlangıcının sigortalı binada tadilat ve tamirat işlerini üstlenen ... firması elemanları tarafından pürmüz ile yapılan sıcak çalışma esnasında, itfaiye tarafından düzenlenen yangın raporunda da belirtildiği üzere, izolasyon malzemelerini tutuşturması sonucu yangının başladığı… tespit edilmiştir.” şeklinde rapor düzenlendiğini, yangının ana nedeninin .... firması çalışanlarının yaptığı çalışmadaki ihmal, hata ve kusur olduğunu, bu nedenle işbu davanın .... firmasına ihbarının gerektiğini, ileri sürülen hasar talebinin müvekkili sigorta şirketi tarafından tanzim edilen poliçenin teminatına girmediğini bildirerek esasa ilişkin cevap ve delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı delillerinin taraflarına tebliğini, dava dosyasının yetkili mahkemeye yetkisizlik kararı ile gönderilmesini, davanın usule ilişkin itirazları ve husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın ihbarına ilişkin taleplerinin kabulüne, esasa ilişkin olarak davacının açmış olduğu davanın reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 18.05.2018 tarihinde İzmir Bornova’daki davalı ... AŞ’nin kiracı olarak faaliyet gösterdiği iş yerinde, ihbar olunan ......Şti. personelince yapılan izolasyon çalışmaları sırasında kullanılan LPG’li pürmüzün izolasyon malzemelerini tutuşturması veya soğutulmadan bırakılması sonucu yangın çıktığı ve bu yangının davacı ...’e ait ... mağazasına sirayet ederek maddi hasara yol açtığı, yangının meydana gelmesinde.... personelinin eyleminin belirleyici olduğu,.... AŞ ile .... Şti. arasında sözlü eser ilişkisi bulunduğu dikkate alındığında TBK 69. maddesi uyarınca ...’nın kusursuz sorumluluğunun doğduğu, bina maliki davalı ... yönünden bakım eksikliği veya yapım bozukluğu bulunmadığından illiyet bağının kesildiği, davalı ...AŞ nezdinde 18/07/2017–18/07/2018 tarihleri arasında geçerli ... İşyeri Paket Sigorta Poliçesi kapsamında yangın mali mesuliyet teminat limitinin 250.000 TL olduğu, bilirkişi raporları doğrultusunda davacı iş yerinde inşaat, elektrik/elektronik, ... ve gözlük emtiası bakımından KDV dâhil toplam 706.841,26 TL maddi hasar oluştuğu gerekçeleriyle dava dışı .... Şti. tarafından yapılan 125.000 TL ödemenin mahsubu sonrası davanın ... AŞ ile .... AŞ yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere 581.841,26 TL üzerinden kısmen kabulüne, ... hakkındaki davanın reddi ve mahrum kalınan kâra ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.05.2024 tarihli 2018/725 Esas, 2024/395 Karar sayılı ilamının yalnızca davalı ... ... yönünden davanın reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapı malikinin sorumluluğunun TBK m.69 kapsamında kusursuz sorumluluk niteliğinde bulunduğunu, dosyada mevcut 03.02.2024 tarihli üçüncü ek bilirkişi raporunda balkon ve zemin kat ilavesinin ruhsatsız ve proje dışı yapıldığının tespit edildiğini, bu haliyle davalı ... ...’ın müvekkilin uğradığı zarardan sorumluluğunun açık olduğunu, buna rağmen illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca illiyet bağının kesildiği kabul edilse dahi bunun husumet yokluğu anlamına geleceğini, bu durumda davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, dahası davalı ... ... lehine hükmedilen vekâlet ücretinin davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinden daha yüksek olmasının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek yerel mahkeme kararının davalı ... ... yönünden kaldırılmasına ve bu davalı bakımından da davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Dekorasyon San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.05.2024 tarihli 2018/725 Esas, 2024/395 Karar sayılı ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine verilen kısmen kabul kararının hatalı bulunduğunu, yerel mahkemece müvekkil şirketin sorumluluğunun yalnızca ihbar olunan .... Şti. ile kurulduğu ileri sürülen sözlü eser ilişkisine ve TBK m.69 hükmüne dayandırıldığını, oysa TBK m.69’un yapı malikinin veya intifa/oturma hakkı sahibinin bakım ve yapım eksikliklerinden doğan sorumluluğunu düzenlediğini ve somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmadığını, dosyada mevcut 19.01.2023 tarihli kusur bilirkişi raporunda yangın olayının meydana gelmesinde müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığının ve ihbar olunan ... personelinin %100 kusurlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, ayrıca ihbar olunan ...... tarafından davacıya 125.000,00 TL ödeme yapılarak zararın üstlenildiğinin de sabit olduğunu, bu durumun sorumluluğun tamamen ....’e ait olduğunu gösterdiğini, buna rağmen mahkemece tüm kusurun müvekkil şirkete yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi değil eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, eser sözleşmesinde yüklenicinin bağımsız olduğu ve üçüncü kişilere verdiği zararlardan iş sahibinin sorumlu tutulamayacağına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarının göz ardı edildiğini, eser sözleşmesinin yazılı şekle tabi olmadığı halde yazılı sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle müvekkil aleyhine değerlendirme yapıldığını, ticari defterlerin incelenmesi talebinin karşılanmadığını, ayrıca davacının yangın sonrası taşınmazı eski haline getirmek yerine lüks ve pahalı malzemelerle yenilediği, yıpranma payı ve amortisman dikkate alınmaksızın hasar sonrası durumun esas alınarak hatalı bilirkişi raporları düzenlendiğini, müterafik kusur ve davacının kendi tercihleriyle zararı artırdığı hususlarının değerlendirilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.05.2024 tarihli 2018/725 Esas, 2024/395 Karar sayılı ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine yangın mali mesuliyet teminatı kapsamında sorumluluk yüklenmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası kapsamında sigortacının sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru halinde doğabileceğini, somut olayda sigortalı ... A.Ş.’nin yangının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, buna rağmen yerel mahkemece teminat limitinin tamamı üzerinden sorumluluk tesis edilmesinin genel şartlara açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında TBK m.69 hükmüne dayanılarak hatalı bir hukuki değerlendirme yapıldığını, anılan maddenin yapı malikinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğan sorumluluğunu düzenlediğini, oysa somut olayda bu koşulların mevcut olmadığını, dosyada bulunan 19.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda yangının meydana gelmesinde....’nın kusursuz olduğunun, dava dışı .... Şti. personelinin ise %100 kusurlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, ayrıca ... ... tarafından davacıya 125.000,00 TL ödeme yapılarak sorumluluğun fiilen kabul edildiğini, bu durum karşısında sigortalı ve dolayısıyla müvekkil sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, bununla birlikte bilirkişi raporlarında yalnızca yangın nedeniyle gerekli onarım bedellerinin değil, davacının yangın sonrasında yaptığı lüks ve kişisel harcamaların da hesaplamaya dahil edildiğini, bu suretle fahiş ve hukuka aykırı bir tazminat miktarına ulaşıldığını, İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin delil tespiti dosyasında belirlenen zarar tutarının çok üzerinde hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacıya ait işyerinde oluşan yangın hasarının hasara neden olan komşu taşınmaz sahibi, işletmeci ve işyeri sigortacısından tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın işletme sahibi ve sigorta yönünden kabulüne, taşınmaz maliki yönünden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık konusu yangının davalı ...'ın maliği ve davalı .... A.Ş.'nin kiracı olarak işlettiği işyerinde gerçekleştirilen tadilat sırasında Lpg'li pürmüzün yanar halde bırakılmasından dolayı başlayıp davacıya ait işyerine sirayet ettiği olay sonrasında düzenlenen itfaiye raporu, delil tespiti raporları ve mahkemece alınan bilirkişi heyet raporuna göre sabittir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türü olan özen (olağan sebep) sorumluluğudur. 6098 sayılı TBK'nun 69/1. maddesinde "Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur" denilmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmaktadır. Sorumluluğun doğmasında, yapılıştaki bozukluk-bakım eksikliği ayrımının bir önemi bulunmamaktadır. Zira, malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir. İlliyet bağını kesen sebepler ise; mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu sözkonusu olmaz (HGK'nun 29.11.2017 tarih, 2017/3-439 Esas ve 2017/1463 Karar). Somut uyuşmazlıkta mahkemece kusur dağılımının tespitine yönelik olarak bilirkişi heyet raporları alınmış ise de raporlarda yapı malikinin sorumluluğu yönünden yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, özellikle bina dış cephesine ilişkin olarak "Buna göre, yangından önce her iki binanın dış cephe giydirme sistemlerinde kullanılan cephe elemanlarının özellikleri hakkında herhangi bir bilgiye sahip olunmadığından, davalı vekilince beyan edilen davacının işyerinin dış cephesini son derece yanıcı naylon bir malzemeyle kapladığından bu malzemenin kolayca tutuşarak yangının büyümesine neden olduğu hususunda herhangi bir değerlendirme yapılamamıştır."(19.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu) yer alan bilirkişi değerlendirmesinde açıkça yapı malzemesinin niteliği hakkında bilgi sahibi olunmadığından bir değerlendirme yapılmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. 19.12.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ile kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar ve gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin, tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı safhalarında çıkabilecek yangınların en aza indirilmesini ve herhangi bir şekilde çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlamak üzere, yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirlerin, organizasyonun, eğitimin ve denetimin usul ve esasları belirlenmiş olup, her ne kadar yangının çıkış nedeni itibariyle yapı malikinin sorumluluğu bulunmadığı dosya kapsamında sabit ise de yangının büyümesi, yayılması ve davacıya ait işyerine sirayet etmesinde yapı malikinin sorumluluğu belirlenirken anılan yönetmelik gereğince yapıda bulunması gereken özellikler ve alınması gereken tedbirlere riayet edilip edilmediğinin ve yapıda kullanılan malzemelerin hasarın oluşmasına sebebiyet verip vermediğinin irdelenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 02.03.2021 tarih 2020/488 Esas 2021/2101 Karar sayılı ilamı) Bu durumda mahkemece; davalıya ait taşınmazın tasdikli projesinin de dosyaya getirtilmek, yine binanın yangın öncesi durumuna(iç ve dış cephe malzemeleri, yangın söndürme sistemleri vb.) dair bilgi ve belgeler temin edilmek suretiyle, binanın niteliği(Kullanım amacı, büyüklük, kat vb.) itibariyle Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik'te tabi olduğu hükümler irdelenmek suretiyle, binanın yapım ve bakımında eksikliğinin bulunup bulunmadığı, yukarıda bahsedilen Yönetmelik kapsamında gerekli yangın önleme tedbirlerinin davalı yapı maliki veya tedbir sorumlusu tarafından alınmış olup olmadığı, yangının büyüyüp yayılma sebepleri ile yangına müdahalede eksiklikler olup olmadığının irdelendiği, İş Güvenliği Uzmanı (Elektrik Mühendisi), İş Güvenliği Uzmanı (yangın inc. ve güv. uzmanı), iş güvenliği uzmanı (makine mühendisi)'ndan teşkil ettirilecek en az üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak davalı yapı malikinin sorumlululuğunun bulunup bulunmadığının tam ve açık şekilde tespit edildikten sonra belirlenecek kusur durumuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazları yerindedir. Kabule göre de; dava maddi tazminat istemine ilişkin olup davanın tamamen reddi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4. düzenlemesi "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmünü haiz olup davanın tamamen reddi halinde ilgili taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde tarifenin 3.kısım 3.bölümüne göre nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması da hatalı görülmüştür. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2024 tarih ve 2018/725 Esas 2024/395 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.