T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/259 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.05.2023 NUMARASI : 2022/420 Esas 2023/324 Karar DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/259 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.05.2023 NUMARASI : 2022/420 Esas 2023/324 Karar DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25.02.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde;12.11.2015 tarihinde davalı ... AŞ'nin işleteni, davalı ... ... Sigorta Şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kaza sonucu davacı ...'in yaralanadığını, vücudunda kemik kırıkları oluşarak hayati tehlike geçirdiğini, şahsın tedavi sonrası %19 oranında engelli duruma geldiğini, ceza soruşturmasının Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinde karara bağlanıp ...'ın asli kusurlu bulunduğunu, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek; davacının kaza nedeniyle şimdilik 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle zararın tazmini yönünden şimdilik 1.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesinde; geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.761,24-TL, sürekli iş görmezlik talebini 114.711,39-TL olarak belirlemiştir. Davalı ... ... Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının kusuru, zararı ve maluliyetini kanıtlaması gerektiğini, zararlardan sigorta limiti ile sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın kısmi dava olup olmadığı hususunun araştırılmasını, geçici ve sürekli iş göremezliğe ilişkin durumun belirlenmesini, ceza yargılamasında davalının taraf olmadığını, kusur miktarlarının yanlış belirlendiğini ve ceza dava dosyasında alınan rapor ile olayın oluş şeklinin birbirleri ile çeliştiğini, davacının olayda ağır kusurlu olduğunu belirterek, yeni kusur raporu alınmasını, manevi tazminat yönünden ekonomik durumun dikkate alınmasını ve müterafik kusur indirimi yapılmasını, ticari faize karar verilmemesini ve davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ..., davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece daha önce verilen 19.07.2019 tarih, 2017/438 Esas 2019/590 Karar sayılı kararın, davalılar ... ... Sigorta şirketi, davalı ... AŞ vekili tarafından ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemiz 20.05.2022 tarih, 2020/186 Esas 2022/1289 karar sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın, yaya davacıya davalının sürücüsü olduğu aracın çarpması neticesi meydana gelen trafik kazası nedeniyle ZMMS kapsamında geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tazmini ile manevi tazminat taleplerinin karşılanması isteğine ilişkin olduğu; mahkemece daha önce yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, "Islah edilen davanın kısmen kabulü ile; 114.711,39 TL sürekli iş göremezlik ve 8.761,24 TL geçici işgöremezlik tazminatları toplamı 123.472.63 TL'nin 12.11.2015 olay tarihinden itibaren (davalı ... AŞ'nin temerrüt tarihi olan 14.06.2016 tarihinden) işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ... AŞ'nden 12.11.2015 olay tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine," dair verilen 19.07.2019 tarih ve 2017-438/590 sayılı karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2022 tarih ve 2020-186/1289 sayılı ilamı ile; gelir ve hesap yöntemine ilişkin olarak kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrasında aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 20.02.2023 tarihli raporda, davacının karşılanmamış geçici iş göremezlik tazminatı bulunmadığı, davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 705.581,74 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan tazminatın poliçe teminat limitini aştığını, poliçe limitinin 290.000,00 TL olduğu yönünde kanaat bildirildiği, raporda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve kaldırma ilamının gereklerine uygun olduğu, raporun gerekçeli ve denetime elverişli bulunduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasına karar verildiği; tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile kaldırma ilamı sonrasında yapılan ek tahkikat sonucunda alınan bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile davacının 31.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde; sürücüsü davalı ..., işleteni ... AŞ olan ve davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığı, kaldırma ilamı öncesinde yapılan tahkikat sonucunda davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusuruyla sebebiyet verdiği anlaşılan tek taraflı trafik kazası neticesinde davacının %25,2 oranında kalıcı, 9 ay süre ile de geçici mahiyette malul kaldığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de ortaya konulduğu üzere davacının kaza tarihi ile işe başladığı tarih olan 13.11.2015-03.04.2016 döneminde alabileceği gelir toplamının 11.516,66-TL olarak tespit edildiği, SGK tarafından rücuya tabi olarak 12.796,88 TL ödenmesi yapıldığı, yine bu dönem zarfında davacının yoksun kaldığı başkaca bir ödeme kalemi bulunmaması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı alacağının bulunmadığı; davacının daimi iş göremezlik zararının ise yine bilirkişi raporu ile ortaya konulduğu üzere toplam 705.581,74-TL kadar olduğu ve bu zararın tazmininden davalıların, davalı ... AŞ'nin poliçe teminat limiti ile sorumlu olması kaydıyla, müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmış ise de, davacının kaldırma ilamı öncesinde sunmuş olduğu 31.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 114.711,39-TL'nin tazminini talep ettiği, davacı vekilince son celsede davalılara karşı ek dava açmak üzere süre talep edilmiş ise de talebin eldeki davadaki yargılamayı etkilemediği ve bakiye zararın tazmini için dava açılmasının davacının muhtariyetinde olduğu, sonuç olarak açıklanan gerekçelerce "Davanın kısmen kabulü ile; Maddi tazminat istemi yönünden; 114.711,39-TL sürekli iş göremezlik tazminatının ... Sigorta AŞ yönünden 14.06.2016 temerrüt, diğer davalılar yönünden 12.11.2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin fazlaya dair isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden; 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ... AŞ’den 12.11.2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davalı ... yönünden davacının usulû kazanılmış haklarının ihlal edildiğini, önceki kararda; davacı lehine 8.761,24 TL geçici iş göremezlik tazminatına karar verildiğini, davalı ...’ın bu karara karşı istinaf yoluna başvurmadığını, bu nedenle kararın davalı ... yönünden kesinleştiğini ve davacının usuli kazanılmış hakkı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde verilen kararda da; usulû kazanılmış haklar korunarak karar verilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bu nedenle davacının, davalı ...’dan olan geçici iş göremezlik zararının hüküm altına alınması gerektiğini, buna bağlı giderlerinde de, ...’a yüklenmesi gerekiğini; mahkemece, temel haklarının da ihlal edildiğini, ek dava açma hakkının haksız olarak reddedildiğini, ek dava açılması imkanı tanınarak, akabinde davaların birleştirilmesi ve taleplerinin birlikte hüküm altına alınmasının usul ekonomisine uygun olduğunu; manevi tazminatın da uygun olmadığını, ilk kararı da bu yönden istinaf ettiklerini, talepleri gibi manevi tazminatın artırılması gerektiğini, ayrıca geçici iş görmezliğe ilişkin değerlendirmelerin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Hükme esas alınan aktüer raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, kaldırma kararındaki eksiklikleri gidermeye yeterli olmadığını, ispat hakkı çerçevesinde sundukları delillerinin nazara alınmadığını, ceza dosyasında da, değerlendirilmeyen kaza anına ilişkin kamera kayıtlarını dosyaya sundukları halde, söz konusu görüntü ve fotoğrafların, bilirkişiler tarafından değerlendirilmediğini, delillerinin incelenmediğini, davalı şirketin taraf olmadığı ceza dosyasının kesin delil kabul edildiğini, görüntülere göre davalı sürücüsünün %100 kusurlu kabul edilmeyeceğini, davada sunulan yeni deliller değerlendirmek suretiyle kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, müvekkili olan davalı lehine vekalet ücret takdir edilmemesinin de hatalı olduğunu, manevi tazminatın kısmen reddedilmiş olmasına göre, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince ve söz konusu kararın daha önce verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması üzerine verilmiş olması nedeniyle usulû kazanılmış haklar ve şekli anlamda kesinleşen yönler nazara alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici iş görmezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir. Olay tarihinde, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında, olay yerindeki kavşakta bulunan yaya geçidinden, yolun sağından, soluna geçmek isteyen, davacıya sol şerit üzerinde, orta şeride 1 m. mesafe kala, aracıyla çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutanağı, davalı araç sürücüsünün ceza soruşturmasında ve yargılamasındaki beyanı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, taraflarca istinaf konu edilmeyen maluliyet raporunda, davacının mevcut yaralanması nedeniyle %25,2 oranında maluliyetinin meydana geldiği, iyileşme süresinin 9 ayı bulduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun belirlendiği, Dairemiz kaldırma kararından önce alınan aktüer raporda davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 114.711,39 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 8.761,24 TL hesaplanması sonrasında daha önce verdiği 2017/438 E. 2019/590 K. Sayılı 19.07.2019 tarihli kararında, davacının maddi tazminat taleplerinin bilirkişi raporu ve talep gibi kabulüne, manevi tazminat talebinin 35.000,00 TL olarak kısmen kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın davalılar ... ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... ... AŞ vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmiş iken, davacının ise adı geçen davalıların istinaf başvurusu üzerine katılma yolu ile istinaf talep edebilme süresi içerisinde 26.10.2019 tarihinde istinaf ediliği, ilk karara yönelik olarak davalı ...'ın da yasal süresi içerisinde istinaf başvurusu olmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından, Dairemiz kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde, tüm davalılar açısından sürekli iş göremezlik talebi yönünden daha önce hüküm altına alınan miktar üzerinden davanın kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatının ise, geçici iş göremezlik ödemesi ile zararı karşılandığından reddine ve manevi tazminatın kısmen kabulüne yönelik, istinafa konu karar verilmiş, bu karar davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davanın, aynı zarardan sorumlu olan davalılara yönelik olarak birlikte açılmış olması, istinafa konu kararın, daha önce verilen kararın kaldırılması sonrasında verilmiş olması ve daha önce kaldırma kararının, davalı ... AŞ ve davalı ... ... Sigorta Şirketi tarafından ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesinden sonra araç sürücüsü olan davalı ...'ın ilk karara yönelik istinafı olmaması yanı sıra, ikinci verilen eldeki istinafa konu karara yönelik de istinaf başvurusunun bulunmaması nedeniyle, davalıların ihtiyari dava arkadaşı olması nedeniyle, HMK hükümleri çerçevesinde istinaf etmeyen davalıya daha önceki kaldırma kararının etkisi, yine yasal süresi içerisinde daha önceki kararı istinaf etmeyen davacının, bir kısım davalıların istinafı üzerine kararı katılma yolu ile istinaf etmiş olması nedeniyle, söz konusu istinafın, istinaf talebi bulunmayan davalı ...'a TBK'nın 166 vd maddesi çerçevesinde etkisi ile haksız fiilden zarar veren olarak sorumlu olan araç sürücüsü hakkındaki kararın kesinleşmesi durumunda, diğer sorumluların kararı istinaf etmesi sonrasından, kararı katılma yolu ile istinaf eden davacıya karşı istinaf eden davalıların sorumluluk sınırlarının üzerinde durulması gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'da usul hükümlerinin uygulanması açısından davada, bir davacı ve bir davalı olarak iki tarafın varlığı kabul edilerek, ön inceleme aşması, tahkikat, sözlü yargılama ve kanun yollarına yönelik hükümlere yer verilmiş, birden fazla davacı ya da davalı olması durumu ve davaya etkisi ihtiyari dava arkadaşlığı ve mecburi dava arkadaşlığına yönelik hükümlerde düzenlenmekle yetinilmiştir. Bu nedenle usul hükümlerinin uygulanmasında, bir davacı ve bir davalının varlığı çerçevesinde kabul usul hükümlerinin, davada, dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, dava arkadaşlığına yönelik hükümler ve yargılamada "silahların eşitliği" hükümlerinden hareketle uygulanması ve yorumlanması gereklidir. Bu çerçevede, HMK'nın 57. maddesinde " (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması." denilerek, yasal koşulların bulunması halinde birden çok kişinin birlikte dava açabileceği gibi, birden çok kişiye de birlikte dava açılabileceği kabul edilmiştir. Bu kişilerin davadaki durumları açısından ise HMK'nın 58. maddesinde " (1) İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder." denilerek, ihtiyari dava arkadaşlarının davalarının birbirinden bağımsız olduğu ve dava arkadaşlarının birbirinden bağımsız hareket edeceği kabul edilmiştir. Böylece belirli koşullarda davaların birlikte açılabilme imkanı verilmiş olmakla birlikte, davaların birbirinden bağımsızlığı korunmuştur. Bunun sonucu olarak da, aynı zarardan kaynaklansa dahi ihtiyari dava arkadaşlarından her birinin kanun yoluna başvurması kendisi lehine sonuç doğuracaktır. Söz konusu karara karşı kanun yoluna başvurmayan diğerinin kanun yoluna başvurusundan istifade edemeyecektir. Kanun yoluna olan istinaf başvurusu açısından HMK hükümlerinin ihtiyari dava arkadaşlığında değerlendirilmesinde; HMK'nın 341 vd. maddelerinde, ilk derece mahkemesinin istinaf edilebilen kararları düzenlendikten sonra, HMK'nın 345. maddesinde "(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." denilerek, kanunlarda aksi düzenleme olmadıkça kararlara karşı iki hafta içerisinde tarafların istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Söz konusu süre de taraflarca karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde, karar tüm taraflar açısından kesinleşecektir. Taraflardan birisinin istinaf etmiş olması durumunda ise HMK'nın 348. maddesinde "(1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. (2) İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir." denilerek, kararı istinaf etme hakkı olmayan ya da istinaf etme hakkı olmakla birlikte yasal iki haftalık süre içerisinde istinaf etmeyen tarafa, diğer tarafın istinafı üzerine, iki hafta içerisinde kararı istinaf etme hakkı verilmiştir. Söz konusu istinaf hakkı, kararın davacı tarafından istinaf edilmiş olması halinde karşı taraf davalıya, davalı istinaf etmiş ise davacıya, silahların eşitliliği ilkesi gereğince tanınan bir hak olup, kararda aleyhine hata görmekle birlikte istinaf hakkını kullanmayan tarafa, karşı tarafın karara rıza göstermemesi durumunda, verilen bir haktır. Katılma yolu istinaf yoluna başvuran, karşı tarafın istinaf sebeplerinden bağımız olarak her yönü ile kararı istinaf edebilecek olmasına rağmen, katılma yolu ile istinaf, asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlı ve ona tabidir. Asıl tarafın istinaf ettiği kararın istinafı kabil değilse (HMK m.341), karşı (kendi istinaf süresini geçirmiş olan taraf) taraf cevap dilekçesi (katılma yolu) ile hükmü istinaf edemez. İstinaf yoluna başvuranın istinaf talebi İstinaf Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın istinaf talebi de reddedilir. Katılma yolu ile istinaf hakkı, kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmeyen kişiye yeniden ek süre tanınarak verilen bağımsız ek istinaf hakkı değil, karşı tarafın kararı istinaf etmesi nedeniyle verilen, asıl istinafa bağlı bir haktır. Dolayısı ile bu hak, kararı tüm yönleri ile istinaf etme hakkı vermekte ise de davanın, birden fazla kişi hakkında ihtiyari dava arkadaşı olarak açıldığı ve yargılamada bu kişilerin de sorumluluğuna karar verildiği durumda, ihtiyari dava arkadaşlarından bir kısmının kararı istinaf etmemesi halinde, söz konusu davalılar hakkında her iki tarafında yasal süresi içerisinde istinafı olmaması nedeniyle karar kesinleştiğinden, ihtiyari davaların birbirinden bağımsızlığı (HMK m. 58) gereği, ihtiyari dava arkadaşlarından birsinin kararı istinaf etmesi ve davacının da bu katılarak kararı istinaf etmiş olması durumda, kararı tüm yönleri ile istinaf etmiş olsa dahi istinafın etkisi sadece asıl istinaf yoluna başvuran açısından olabilecektir. Zira, hukukumuzda, katılma yolu ile istinafa karşı, yasal süresinde istinaf etmeyen diğer tarafın katılmaya katılma şeklinde istinaf başvuru hakkı kabul edilmediğinden, aksi düşünce silahların eşitliğine aykırı olacaktır. Davada, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumda açıklandığı üzere, ihtiyari dava arkadaşlarından birisi tarafından yapılan istinafa karşı, katılma yolu ile istinaf açıklandığı üzere sadece, asıl istinaf yoluna başvurana etki edecek ise de, ihtiyari dava arkadaşları arasında müteselsil sorumluluk ilişkisi bulunması durumunda, bu etkinin sınırları açısından TBK'nın 166 ve 168. maddesindeki hükümleri de göz ardı edilmemelidir. TBK'nın 166. maddesinde "borcun sona ermesi" düzenlenmiş "Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." denilmiş "alacaklıya halef olma" durumunu düzenleyen TBK'nın 168. maddesinde de "Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." denilmiştir. TBK'nın 166/2 maddesinde ifa olmaksızın borçlulardan birsinin borcundan kurtarılmasının, diğer müteselsil borçlulara etkisi düzenlenmiş iken, TBK'nın 168/2 maddesinde birbirlerine rücu hakkı bulunan, borçlulardan birisinin durumunun iyileştirilmesinin sonuçlarına yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk çerçevesinde, açılan davalarda borçlularından birisi hakkındaki kararın şeklen kesinlemiş olması halinde, diğer borçlular hakkındaki davaların kesinleşmemiş olduğu durumlarda, ilgili hükümler nazara alınır. Bu çerçevede, eldeki dosyada ilk derece mahkemesi kararı incelendiğinde; davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde zararının hüküm altına alınan miktardan fazla olduğunu ve mahkemece ek dava açma için kendisine mehil verilmesi gerektiğini ve manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; HMK'da davacıya ek dava açılması hususunda süre verilmesine yönelik bir düzenlenme olmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararından bu yönden usulû hata bulunmaması yanı sıra, davacı tarafın zararının daha fazla olduğu ve manevi tazminatın yetersiz olduğuna yönelik itirazları yönünden ise de; zarar veren araç sürücüsü ... hakkında daha önce verilen kararın davacı tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmemiş olmasına, katılma yolu ile istinafın, tüm davalılara karşı kararı istinaf etme konusundan tarafa verilen ek istinaf süresi mahiyetinde değil, asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlı olarak verilen bir istinaf hakkı olmasına, bu nedenle yapmış olduğu istinaf başvurusu ile şeklen kesinleşen davalı hakkındaki kararın kaldırılmasının yasal dayanağının bulunmamasına, bu durumda zarar veren ... yönünden tazminat miktarlarının, daha önce verilen karar ile kesinleşmiş olması karşısında, şeklen kesinleşen miktardan fazla zararı olduğu iddiasının bu aşamada dinlemeyecek olmasına göre, davacının maddi ve manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalı ... Anonim Şirketi vekili kusur oranına, aktüer hesap raporuna manevi tazminatın miktarına itiraz ederek kararı istinaf etmiş ise de; Olay tarihinde, davalı araç sürücünün, yaya geçidini kullanarak, yolun sağından, soluna geçişi sırasında sol şerit üzerinden çarpmış olması ve davalı araç sürücüsünün ceza dosyasındaki beyanları nazara alındığında, yaya geçidinden geçen davacıya çarpmış olması nedeniyle %100 kusurlu kabul edilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği gibi, aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri yönünden ise, mahkemece alınan raporun karar vermeye ve denetime elverişli olması yanı sıra, davalının, daha önce hüküm altına alınan miktarı aşmamak üzere sorumluluğuna karar verilmiş olmasına göre davalının aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi, davacının mevcut yaralanması, kazanın meydan gelmesindeki kusur durumu ve paranın satın alma gücü nazara alındığında manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 3-Davalı vekili, manevi tazminatın kısmen kabul edilmiş olması nedeniyle lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesi kararında hüküm fıkrasında davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmiş olduğundan bu nedenle istinaf başvurusu yerinde değil ise de, kararda yargılamanın hiç bir aşamasında kendisine vekil ile temsil ettirmeyen davalı ...'da kendisini vekil ile temsil ettirmiş gibi karar verildiğinden bu haliyle karar infazda tereddüt oluşturacağından, bu nedenle istinaf sebebi yerinde görülmüştür. 4-Davacı vekilinin, davalı ... hakkındaki karara yönelik olarak usuli kazanılmış haklarının korunmadığına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Davacı ilk derece mahkemesi tarafından, davalı ... hakkında daha önce verilen kararın, davalı ... tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle, ilk verilen karar çerçevesinde usulû kazanılmış haklarının korunması gerektiğini ileri sürmüştür. Yukarıda da, açıklandığı üzere, İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 19.07.2019 tarih, 2017/438 Esas 2019/590 Karar sayılı karara karşı ... tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gibi, davacı tarafından da yasal süresinde istinaf edilmeyerek, davalı hakkındaki karar şekli anlamda kesinlemiştir. Her ne kadar davacının, diğer davalıların yasal süresi içerisinde, katılma yolu ile istinaf başvurusu olmuş ise de, söz konusu dilekçe, yasal istinaf süresi içerisinden verilmediğinden, davalı ... hakkında şeklen kesinleşen karar yönünden kararın kaldırılması sonucunu doğurmayacağı gibi, kararın diğer davalılar lehine kaldırılmış olması, istinaf etmeyen davalının, bu davalıların istinafından istifade etmesi de mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece davalı ... hakkındaki kararın gerek davalının istinafının bulunmaması nedeniyle, davacının bu davalı yönünden usuli kazanılmış hakları gözetilerek, gerekse de kararın şeklen kesinlemiş olmasına göre önceki karar çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine olacak şekilde, davacının daha önce kabul edilen geçici iş göremezlik tazminatına yönelik talebinin, bu defa davalı ... yönünden de reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden, davacının buna yönelik istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... Anonim Şirketi vekilinin ve davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi ile yukarıda 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle davalının, 4 no'lu bentte yazılı nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacının, davalı ... hakkındaki talebine yönelik olarak kararın ve davalılar yararına vekalet ücretine yönelik maddi hatanın düzeltilmesine, buna göre, davalı ... hakkındaki şekli anlamda kesinleşen karar sonrası verilen karar, sadece davacı tarafından istinaf edilmiş olduğundan, mahkeme kararındaki kesinleşen yönler korunarak, ancak söz konusu karar şeklen kesinleşmiş karar sonrasında verildiğinden davalının durumu daha fazla ağırlaştırmayacak şekilde geçici iş görmezlik zararından da sorumlu olacak şekilde düzeltilerek, vekalet ücretine yönelik olarak ise ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve bu davalı yönünden şeklen kesinleşen kararda vekalet ücreti maddi tazminata, ilişkin 12.627,81 TL olarak hüküm altına alındığından, kaldırma kararı sonrasında verilen kararda ise 18.206,71 TL olarak hüküm altına alındığından, davalı ... bu kararı istinaf etmemiş olduğundan, bu miktarla sınırlı olarak vekalet ücreti takdir edilerek, yine davalının istinaf başvurusu çerçevesinde, davalı lehine manevi tazminat için takdir edilen vekalet ücretine ilişkin 8. maddedeki " ..." ibaresi hükümden çıkarılarak, karar düzeltilerek ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın kısmen kabulü ile; (a) Maddi tazminat istemi yönünden; 114.711,39-TL sürekli iş göremezlik tazminatının ... Sigorta AŞ yönünden 14.06.2016 temerrüt, diğer davalılar yönünden 12.11.2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının geçici iş göremezlik tazminatı istemi yönünden davacının usulû kazanılmış hakkı gözetilerek; 8.761,24 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...'dan 12.11.2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili davacıya ödenmesine, davacının diğer davalılardan talep ettiği geçici iş görmezlik tazminatı talebinin ve fazlaya dair isteminin reddine, (b) Manevi tazminat istemi yönünden; 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ... AŞ’den 12.11.2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Maddi tazminat davası bakımından alınması gereken 7.835,93 TL harçtan 31,40 TL peşin harç, 418,30 TL ıslah harcının toplamı olan 449,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.386,23 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Manevi tazminat davası bakımından alınması gereken 2.390,85 TL harcın davalı ... ile ... AŞ’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 418,30 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 481,10 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Maddi tazminat davası bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 18.206,71 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 6-Maddi tazminat davası bakımından davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan maddi tazminat miktarı yönünden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 8.761,24 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... AŞ ve davalı ... şirketine ödenmesine, 7-Manevi tazminat davası bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile ... AŞ’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 8-Manevi tazminat davası bakımından davalı ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan manevi tazminat miktarı yönünden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9- Davacı tarafından yapılan 896,90 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.250,00 TL bilirkişi ücreti, 314,50 TL adli tıp gideri olmak üzere toplam 2.461,40 TL'den 2.123,90 TL'nin (davalı ... AŞ'nin 1.637,38 TL ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerilerinde bırakılmasına 11-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-İstinaf başvurusu kabul edilen davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 135,10-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 873,10 TL'nin kaldırma sebebine göre davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 222,90 TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 960,90 TL'nin davacı'dan alınarak davalı ... Anonim Şirketi'ne verilmesine, 4-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5- Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 30.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n