8. Hukuk Dairesi 2017/8114 E. , 2018/13656 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Babalığın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili ... babası müteveffa ... ile diğer müvekkil ...'un babalarının davalıların murisi ... olduğu…
**8. Hukuk Dairesi 2017/8114 E. , 2018/13656 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Babalığın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili ... babası müteveffa ... ile diğer müvekkil ...'un babalarının davalıların murisi ... olduğunu ileri sürerek, ... ve ...'un babalarının davalıların murisi ... olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. 1-Evlilik haricinde doğan çocukla baba arasındaki soybağı hakim hükmüyle de kurulabilir. Bunu sağlayan dava ise babalık davasıdır. (TMK.nun 301. md). Bu dava, ana ve çocuk tarafından babaya, baba ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır. Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 282.maddesi ve devamında düzenlendiğinden, buna ilişkin davalarda görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Bu açıklama karşısında, davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden asliye hukuk mahkemesi olarak yargılamaya devamla davanın kabulü, 2-Dava sonucu itibariyle miras hukukunu yakından ilgilendirdiğinden; davadan etkilenecek olan ...'un bütün mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılmaları gerekirken, mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bu durum nazara alınmadan ve taraf teşkili de sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.06.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 2/2. maddesi, "... Aile Mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen asliye hukuk mahkemesince bakılır..." hükmünü içermektedir. Anılan maddede asliye hukuk mahkemesinin Kanun kapsamındaki dava ve işlere, "Aile mahkemesi sıfatıyla" bakacağına yönelik bir açıklamaya yer verilmemiştir. 4787 sayılı Kanun'un 2/2. maddesine uygun olarak, ... İlçesinde mustakil aile mahkemesi bulunmaması nedeniyle dava Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, mahkemece davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakıldığı belirtilmeksizin karar verilmiştir. Dava dilekçesindeki talep, TMK'nun 301 maddesine dayalı babalığın tespitine ilişkindir. Mustakil özel yetkili mahkeme bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi özel yetkili mahkemenin görevine giren işleri özel mahkeme sıfatıyla görüp karara bağlar. HMK’nun, “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1-a bendinde, “... mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa, hükmün hangi sıfatla verildiği”nin hükümde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda ... Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla tüm taleplerle ilgili karar vermiştir. 6100 sayılı H.M.K.’nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1086 sayılı H.U.M.K’nun 428. maddesinde bozma nedenleri sayılmıştır. 1-Kanunun ve taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması 2-Mahkemenin görevsiz olması 3-Birbirine çelişik kararlar verilmiş olması 4-Usulü Muhakemeye muhalefet edilmesi 5-Mesele-i maddiyenin takdirinde hata edilmesi 6-İki taraftan birinin davasını ispat için gösterdiği delillerin kanuni sebep olmaksızın kabul edilmemesi Birinci bentte belirtilen, bir hukuk kuralının yanlış uygulanmasının, bozma sebebi sayılabilmesi için, verilen kararın hukukun bu yanlış uygulanmasına dayanması gerekir. Yani hukuk kuralının yanlış uygulanmış olması ile verilen karar arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü-Beşinci Baskı 1991 3306 s.) 4. bentte belirtilen, usulü muhakemeye muhalefet edilmesinin hangi hallerde bozma nedeni olacağı son fıkrada hüküm altına alınmıştır. Bir usul hukuku kuralının yanlış uygulanmış olmasının bozma sebebi teşkil edebilmesi için verilen kararı değiştirebilecek nitelikte olması gerekir. Yani, o usul kuralı yanlış uygulanmasaydı karar başka türlü olacaksa, bu hal bozma sebebi kabul edilebilir. Somut olayda mustakil aile mahkemesi bulunmadığı için davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesinin, davayı aile mahkemesi sıfatıyla gördüğünü belirtmemesi HMK'nun 297/1-a da işaret edilen bir usul eksikliğidir. Bu usulün belirtilmemesinin bozma nedeni yapılması HUMK'nun 428/son maddesine uygun değildir. Bala Asliye Hukuk Mahkemesinin, davaya aile mahkemesi sıfatıyla baktığını belirtmemesi ancak sonuca etkili olmayan usuli bir eksiklik olarak kabul edilebilir. Bu nedene dayalı olarak hükmün bozulmasının, 6100 sayılı H.M.K.’nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1086 sayılı H.U.M.K’nun 428. maddesinin 1 ve 4 bendi ile son fıkrasına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının esaslı bir unsurunu teşkil eden makul süre içinde yargılanma hakkına, T.C. Anayasası'nın davaların en az gider ile ve mümkün olan suretle sonuçlandırılması gerektiğine yönelik 141/3. maddesine, HMK'nun 30. maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisi ilkesine uygun düşmeyeceği, bu nedenlerle bu konuya ilişkin sayın çoğunluğun bozma nedenine katılmıyorum. 04/06/2018