Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbiri kapsamında geçen sürelerin hükmolunan hapis cezasından mahsup edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbiri kapsamında geçen sürelerin hükmolunan hapis cezasından mahsup edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Eski Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi olan başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında 21/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 22/7/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştır. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/10/2016 tarihli kararı ile başvurucunun salıverilmesine ve yurt dışına çıkışının yasaklanmasına karar verilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrasının (j) bendi gereğince konutunu terk etmemek (elektronik kelepçe takılmak) suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar verilmiştir. 30/11/2016 tarihinde başvurucuya elektronik kelepçe takılmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/11/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Yargıtay Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) hakkında kamu davası açılmıştır. Yargıtay Ceza Dairesinin E.2017/76 sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada 22/1/2018 tarihli duruşmada konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca ikametgâhına en yakın mahallî kolluk birimine birer hafta arayla haftanın belli bir günü başvurma adli kontrol tedbirine tabi tutulmasına ve yurt dışına çıkmama adli kontrol tedbirinin devamına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 11/2/2019 tarihinde başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına üye olma suçunu işlediği sabit görülerek neticeten 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi gereğince gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin mahsubuna, yurt dışına çıkmama adli kontrol tedbirinin devamına, 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendince verilen tedbirin ise kaldırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2/7/2019 tarihli ilamı ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiş, böylelikle mahkûmiyet hükmü anılan tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu 29/11/2016 ila 22/1/2018 tarihlerinde 13 ay 24 gün boyunca elektronik kelepçe takılmak suretiyle ev hapsinde kalması nedeniyle bu sürenin mahkûmiyetinden mahsup edilmesini talep etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 21/1/2020 tarihli ek kararı ile başvurucunun talebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: "Hükümlünün ...Ankara Sulh Ceza Hakimliğinin 29/11/2016 tarih ve 2016/573 sorgu sayılı kararı ile hakkında CMK 109/3-j maddesi gereği 'Konutu terk etmemek (elektronik kelepçe takılmak)' suretiyle adli kontrol tedbiri uygulamasına karar verildiği anlaşılmıştır. CMK.nun 109/6 maddesinde 'adli kontrol altında geçen süre şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm maddenin Fıkrasının (e) bendinde belirlenen hallerde uygulanmaz.' hükmü karşısında hükümlünün durumunun da madde metninde belirtilen istisnaları kapsamadığı bu nedenle hükümlünün elektronik kelepçe takılmak suretiyle konutu terk etmemek suretiyle uygulanan adli kontrolde geçen sürenin TCK'nın Maddesi gereğince cezasından mahsup edilemeyeceği sonucuna varılmıştır." Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi 26/2/2020 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; CMK'nın 109/3-j maddesi gereğince verilen konutunu terk etmemek adli kontrol tedbirinin Denetimlik Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 56/1-h, 57/5 ve 104/1 maddeleri gereğince elektronik kelepçe takılmak suretiyle yerine getirilmesinin mümkün olduğu, CMK'nın 109/6 maddesi gereğince adli kontrol altında geçen sürenin şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmesinin mümkün olmadığı, bunun tek istisnasının aynı maddenin fıkrasının e bendi gereğince verilen tedbirler olduğu anlaşıldığından hükümlü müdafiinin, hükümlünün elektronik kelepçe takılmak suretiyle konutunu terk etmeme adli kontrol tedbiri altında geçirdiği sürenin mahkûmiyetinden mahsubuna dair talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından itirazının reddine karar vermek gerekmiştir." İtirazın reddi kararı 2/3/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Bahadır Öztürk [GK], B. No: 2019/5896, 21/10/2021, §§ 21-