Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak askerlik yaptırılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak askerlik yaptırılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 21/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1996 yılı Ağustos ayı celp dönemi öncesinde son yoklama sırasında yapılan sağlık muayenesinin ardından askere alınmış; 1996-1998 yıllarında İskenderun ve İstanbul'da er olarak on sekiz ay askerlik hizmetini yaptıktan sonra terhis olmuştur. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasında sağ gözündeki şaşılık nedeniyle ameliyat edilmiş; sağlığına kavuşmasının ardından askerlik hizmetine devam ederek askerlik hizmetini normal süresinde tamamlamıştır. Başvurucu hakkında silah ruhsatı için düzenlenen 25/7/2012 tarihli sağlık kurulu raporunda sağ ezotropya (alternans yok) + sağ ambliyopi tanısı konularak başvurucunun silah ruhsatı alamayacağı belirtilmiştir. Başvurucu; anılan rahatsızlığın kendisinde doğuştan var olduğu, askerlik sırasında anılan rahatsızlığından dolayı ameliyat olduğu, buna rağmen kendisine askerlik yaptırılarak zarara uğratıldığı iddiası ve maddi, manevi tazminat istemiyle 21/9/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurmuş; başvurusu 4/10/2012 tarihli işlemle reddedilmiştir. Başvurucu bu karar üzerine aynı taleple AYİM'de dava açmış, AYİM İkinci Dairesinin 22/5/2013 tarihli ve E.2013/629, K.2013/623 sayılı kararı ve oyçokluğuyla davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir: “1602 sayılı Kanunun 40'ncı maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gün olduğu, 42'nci maddesinde, ilgililerin, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 35'inci madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. Davacının 1996 Ağustos celp döneminde askere alındığı, 1996-1998 tarihleri arasında İskenderun 1'inci Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı ve İstanbul TCG Karayel Komutanlığında 18 ay er olarak askerliğini yaptığı ve terhis olduğu, bu durumda idari işlemden kaynaklanan iş bu tam yargı davasında 1602 sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca davacının terhis olduğu 1998 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde doğrudan tam yargı davası açılması yahut 35'inci madde uyarınca ihtiyari müracaatta bulunularak, ihtiyarı müracaat tarihine kadar geçen sürede dikkate alınarak, yazılı cevabın tebliğ tarihinden veya zımni red suresi geçtikten sonra kalan dava açma süresi içerisinde dava açılmış olması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 2012 tarihinde idari müracaatta bulunulduktan sonra Ordu İdare Mahkemesinde, müteakiben görevsizlik kararı üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan bu davada süre aşımı bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.” Bu karara katılmayan üyelerin karşıoy yazısının ilgili kısmı şöyledir:“Dava konusu olayda, davacının askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti amacıyla Ağustos 1996 celp dönemi öncesinde son yoklama sırasında muayenesinin yapıldığı, bu muayene sırasında davacının doğuştan var olduğu ileri sürülen "sağ ezotropya (alternas yok) + sağ ambliyopi" hastalığı olduğu halde, gerekli muayene yapılmadığından bu hususun tespit edilemediği ve "sağlam” kabul edilerek askerliğine karar alındığı, bu şekilde askerlik hizmetini tamamladıktan sonra Fatsa Devlet Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda 2012 tarihli raporla bu hususun tespit edildiği, böylece askerliğe alınmasına dayanak teşkil eden muayene sırasında da "askerliğe elverişli olmadığının" bu muayeneyle birlikte öğrenildiğinin iddia edildiği, zarar ortaya çıktığında dava açma süresinin geçirilmiş olduğunun kabulünün, dava açma hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracağı, zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının hak arama özgürlüğü ile bağdaşmayacağı, dolayısıyla da davacının söz konusu askere alma işlemi dolayısıyla hak ihlaline uğradığını 2012 tarihli raporla öğrendiği anlaşılmakla, bu yönüyle davada süre aşımı bulunmadığı değerlendirilmiş, ancak davacının bu zararına ilişkin Ordu İdare Mahkemesine davayı hangi tarihte açtığı ve anılan mahkemenin görevsizlik kararının davacıya hangi tarihte tebliğ edildiği dosya içeriğinden anlaşılmadığından, bu hususların araştırılmasına müteakip davanın süresinde açılıp açılmadığına karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, aksi yönde oluşan Sayın Çoğunluk görüşüne katılamadık.” Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 6/11/2013 tarihli ve 2013/1385, 2013/1220 sayılı kararı ve yine oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karar başvurucuya 21/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 23/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “İhtiyari müracaat” başlıklı maddesinin (a) bendi şöyledir: “Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.” Anılan Kanun’un “Dava açma süresi” başlıklı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: “Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.” Anılan Kanun’un “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı maddesi şöyledir: “İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”