T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/17 Esas KARAR NO : 2026/402 DAVA :Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 29/11/2019 KARAR TARİHİ : 10/04/2026 Mahkememizde görülmekte bulunan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ..…
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/17 Esas KARAR NO : 2026/402 DAVA :Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 29/11/2019 KARAR TARİHİ : 10/04/2026 Mahkememizde görülmekte bulunan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ... .İcra müdürlüğü'nün .../... sayılı dosyasına davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın İptali ile alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevine itiraz ettiklerini, zira söz konusu uyuşmazlığın ticari bir dava niteliğinde olmadığını, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, hak ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, takibe konu olan sözleşmedeki imzayı ve dolayısıyla borcu kabul etmediklerini, müvekkilinin sadece en baştaki 2013 senesindeki genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, dosyada görünen bir kısım belgelerde de müvekkilinin adı ve altında imzalarının bulunduğunu, bu imzaları müvekkilinin hatırlamadığını, bütün imzaların kabul edilme şansı olmadığını, belge asılları sunulduğu takdirde daha net cevap verebileceklerini, müvekkiline gerekli hatırlatma ve bilgilendirme yapılmadığını, rakam belli olmadığını, sözleşmede yazan rakamın sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin bu rakama kefil olmadığını, sözleşmedeki tarihler arasında da çelişki olduğunu, bir kısım evrakların ... tarihini yazarken bir kısmında ... , diğerinde de ... tarihinin bulunduğunu, davacının dava dilekçesine sunduğu eklerden anlaşıldığı üzere kredi borçlusu ... ... ' in bir değil birkaç tane Genel Kredi Sözleşmesi yaptığının anlaşıldığını, dava konusu alacağında ... Kredisi olarak geçtiğini, müvekkilinin bu sözleşmelerde imzası bulunmadığını, haklı ve usulüne uygun hesap katı ve ihtarı olmadığını, usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, asıl borçlulardan alacak tahsil edilmeden kefile başvurulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu ... tarih, .../.... Esas - ... /... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, yargılama giderlerinin taraflara kabul red oranına göre yüklenilmesine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya BAM ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarihli ve .../... Esas - .../... Karar sayılı ilamı ile " davacı vekilinin istinaf sebebi olarak sadece, takibi uzatmak kastıyla yapılan kötü niyetli itiraz nedeniyle davanın tam kabul edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, bunun dışında başkaca bir sebep ileri sürmediği gibi hükme esas alınan rapora itibar etmemek için bir neden göremediklerini de ayrıca belirttiği, davacının itirazının bulunmadığı rapora göre davanın kısmen kabul edildiği anlaşıldığından davacının istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, davalının kefalet limiti gözetilerek hesaplama yapılması konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan kabulüne" gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmiştir. Antalya BAM ... Hukuk Dairesi'nin Kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi ek raporunda özetle; ... tarihinde kullandırılan kredi limitinin ... TL olduğu; davalının kefalet limitinin ise ... tarihi itibariyle ... TL olduğu; davalının kendi kefalet limiti ile birlikte, kendi temerrüdü sebebiyle de sorumluluğunun bulunduğu; ... tarihinde ... TL olarak kullandırılan kredinin işlemiş faizleriyle birlikte ... takip tarihinde ... TL’ye ulaştığı; kullandırılan kredinin davalının kefalet limiti dahilinde kaldığı ve aşmadığı; dolayısıyla, kök rapordaki sorumluluk hesabının doğru ve geçerli olduğu; her ne kadar BAM kararında, “bankacı bilirkişi raporunda kefilin kefil olduğu miktarın ... TL ile sınırlı olduğu konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve hesaplamaların kefalet limiti gözetilmeksizin yapıldığı anlaşılmış” olduğu, ifade edilmişse de; Kök rapor hazırlanırken bu hususun gözetildiği, davalının kefalet limiti kullandırılan kredi limitinden fazla olması sebebiyle, davalının toplam banka alacağının tamamından sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili ... tarihli duruşmadaki beyanında, dosya borcunun anlaşmalı olarak ödendiğini, feragat ettiklerini, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan etmiş, vekaletnamesinde feragate ilişkin yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili ... tarihli duruşmadaki beyanında, dosya borcunun anlaşmalı olarak ödendiğini, karşılıklı olarak anlaştıktıklarını, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir. Davadan feragat HMK'nın 307 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yasada yer alan ilgili düzenlemelerde feragat ve kabul beyanının dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragatın ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davadan feragat ettiği anlaşıldığından feragatin yargılamaya tek yönlü olarak son veren ve kesin bir hükmün sonuçlarını doğuran taraf işlemi olması nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın Feragat Nedeniyle Reddine, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ... .-TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat kaydedilmesine, 5-Davalı tarafın vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı. 10/04/2026 Katip ... (E-İmzalı) Hakim ... (E-İmzalı)