10. Hukuk Dairesi 2024/3397 E. , 2025/915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1994 E., 2019/1498 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2013/748 E., 2017/356 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabul
**10. Hukuk Dairesi 2024/3397 E. , 2025/915 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1994 E., 2019/1498 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2013/748 E., 2017/356 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonucunda direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 23.05.1987 tarihinde davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, 25.09.2003 tarihinde davalı işyerinde geçirdiği iş kazası neticesinde yaralandığını ve % 41,2 oranında sürekli iş göremez duruma girdiğini, müvekkiline Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, olayda davalı işverenin kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.01.2016 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 90.411,93 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığı ve şirketin satın alınmasından önce ... Çimento Fabrikası olarak faaliyet gösterdiği sırada meydana geldiğini, olayın üzerinden 10 yıl geçtiğini, dolayısıyla o gün yaşananların ne olduğu hakkında bugün yorum yapmanın mümkün olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2017 tarihli ve 2013/748 Esas, 2017/356 Karar sayılı kararı ile davacının geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde sürekli iş göremezlik derecesinin Kurumun 17.07.2008 tarihli yazısı doğrultusunda % 41,2 olduğu, 18.07.2006 tarihli bilirkişi raporunda davacının % 40, davalı işverenin % 50, fabrika müdürü dava dışı ... % 5, üretim teknisyeni dava dışı ... % 5 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, dava dışı davalı işveren çalışanlarının kusur oranlarının davalı işveren kusuru içinde değerlendirildiği, 30.12.2015 tarihli hesap raporunda davacının uğradığı maddi zararının 61.480,61 TL olduğunun belirtildiği, itirazlar doğrultusunda düzenlenen 15.03.2017 tarihli ek raporda ise 143.473,67 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 22.01.2016 tarihinde davasını ıslah ettiği, zamanaşımı yönünden bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerektiği, davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalının kusuruna tekabül eden kısmının mahsubu ile taleple bağlı kalınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 90.411,93 TL maddi, 45.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli ve 2017/4023 Esas, 2018/766 Karar sayılı kararı ile iş kazasının meydana geldiği tarihte işletmenin dava dışı ... Çimento Fabrikası tarafından işletilmekte iken 30.10.2007 tarihli sözleşme ile davalı şirkete devredildiği davalının kusuru bulunmasa da devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğu, davanın 12.07.2013 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle tazminat talebinin zamanaşımına uğramadığı, hesap raporunun Yargıtayın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda düzenlendiği ve bu doğrultuda hüküm altına alınan maddi tazminatın yerinde olduğu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fazla olduğu dikkate alınarak davacı yararına 30.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davalının manevi tazminata dair istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 90.411,93 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 07.05.2019 tarihli ve 2018/5345 Esas, 2019/3508 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda maddi tazminatın, 17.07.2013 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak kısmi dava olarak talep edildiği ortadadır. Bu duruma göre zamanaşımı süresi dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihinde kesilerek, bakiye alacak miktarı yönünden işlemeye devam edecektir. Hal böyle olunca, 22.01.2016 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline 26.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin 27.01.2016 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'ini açıkça ileri sürdüğü değerlendirilerek, maddi tazminat istemine ilişkin dava dilekçesinde talep edilen miktarla sınırlı olarak bir karar verilmesi gerekirken; ıslah edilen kısmı da kapsayacak şekilde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile açıkça belirsiz alacak davası açtığını belirttiği, bu yorumun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarına da uygun olduğu bu nedenle davanın kısmi dava olduğu ve ıslah tarihi itibariyle ilk talep dışındaki maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığına dair bozma ilâmına uyulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2024 tarih ve 2019/(21)10-680 esas ve 2024/105 karar sayılı ilamında özetle; "... Somut olayda davacının 25.09.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde davacı vekilince 12.07.2013 tarihli dava dilekçesi ile davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmek suretiyle 25.000,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin haklar açıkça saklı tutularak eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde açıkça belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açmış, bilirkişi raporuyla maddi tazminat miktarının belirlenmesi üzerine verdiği 22.01.2016 harç tarihli "Bilirkişi raporuna karşı beyanlarımızın ve ıslah talebimizin sunulması" başlıklı dilekçesi ile maddi tazminat miktarını yükseltmiş, başka bir anlatımla dava ile talep ettiği tazminat miktarını arttırmıştır. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açtığı anlaşılmakta olup dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak kısmi dava açıldığına değinen Özel Daire bozma kararının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Ne var ki bozma nedenine göre Özel Dairece davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir..." gerekçeleriyle direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının maddi zararının karşılandığını, kazadan sonra yıllarca aynı işyerinde çalıştığını, manevi zarara uğradığını iddia eden kişi için bu durumun mantıkla bağdaşmadığını, manevi tazminatın yüksek olduğunu, ıslahın bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden yapılabileceğini, davacının maluliyetinde gelişen ve değişen durumun söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri . 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.