(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/1592 E. , 2009/1031 K. Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-k.davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat ..... ile davalı-k.davacı vekili avukat ...... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek kar…
**(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/1592 E. , 2009/1031 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-k.davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat ..... ile davalı-k.davacı vekili avukat ...... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 07.06.2000 tarihli sözleşmeden kaynaklanmıştır. Asıl davada teminat mektubunun iadesi ile uğranılan zararın tahsili, birleşen davalarda, taşımanın idare tarafından gösterilen yere yapılmadığından, sözleşme eki kanalizasyon inşaatına ait özel ve teknik şartnamenin 26. maddesi ile içme suyu inşaatına ait özel ve teknik şartnamenin 9. maddesinde gösterilen yere nakledilmeyen taşımalara bedel ödenmeyeceği kabul edildiğinden davalıya yapılan tüm taşıma ücretinin iadesi istenilmiş, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulüne dair verilen karar davacı ve birleşen davaların davalısı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamından, taşıma için düzenlenen tutanakların gerçeği yansıtmadığından bahisle tutanağı düzenleyen banka görevlileri hakkında Yalova Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/3 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, sanıkların beraatine dair verilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. İş sahibince gösterilen boşaltma (depo) yerine başka yerlere yapılan taşımaların gerçek miktarının saptanması ve açılan ceza davasında belirleneceğinden bu davanın sonucu beklenmelidir. Diğer yandan mahkemece davanın kabulüne esas alınan şartnamelerin yukarıda sözü edilen 26 ve 9. maddelerindeki hükümler, sadece gösterilen yer dışındaki başka bölgelere yapılan taşımalar hakkında olup yüklenicinin, iş sahibince gösterilen Kılıç Köyü İlköğretim Okulu civarındaki depoya bir kısım taşımaları da yaptığı ihtilâfsızdır. Dolayısıyla yüklenici tarafından gösterilen depoya yapılan taşımalar için açılan davanın reddi gerekeceğinden bu depoya yüklenici taşımalarının miktarının saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar kesin olarak saptanamıyor ise sözkonusu depoda fiilen mevcut toprağın kaç kamyon taşımaya tekabül ettiği, bu depoya hangi yüklenicilerin taşıma yaptıkları ve iş kapasiteleri dikkate alınarak Borçlar Kanunu 42. maddeleri uyarınca adalete uygun bir karar verilmelidir. Her ne kadar mahkemece bu hususta bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ise de, alınan ilk raporda depo yerinde mevcut toprak miktarı 21.000 m3 bulunmuşken yeniden alınan raporda 10.000 m3 hesaplanmış, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden son rapora göre hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece yapılması gereken iş, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden uzman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılması, tarafların itirazlarının cevaplandırılması ve açıklanan doğrultuda davacının taşıdığı gerçek toprak miktarı bulunarak bedelinin alacaklı idare isteminden tenzili ile birleşen davalarda hüküm kurulmasından ibarettir. Çelişkili raporla hükme varılması usul ve yasaya aykırıdır (HUMK. 284). Diğer yandan 2004/394 sayılı davada oranı belirtilmeden ticari faiz istenilmiştir. Bu durumda istemin yasal faiz olduğu kabul edilerek hükme varılması gerekirken avans faiz oranının kabulü doğru olmadığı gibi, yine birleşen 2004/762 sayılı davada reeskont faizi istenildiği halde avans faizine hükmedilmesi de talebe aykırı olmuştur. Ayrıca 2004/762 sayılı davada, alacağın 30 gün içinde ödenmesi 26.08.2004 tarihli yazıyla istenildiği halde, bunun tebliğ tarihi araştırılarak buna verilen 30 günlük ödeme süresi eklendikten sonra bulunacak temerrüt tarihine göre faizin başlatılması yerine daha önceki bir tarihten faiz başlatılması da doğru olmamıştır. Karar tüm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve birleşen davalarda davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yararına BOZULMASINA, 625,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ve karşı davacı Bankadan alınarak davacı ve karşı davalı yükleniciye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, 26.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.