14. Ceza Dairesi 2016/8249 E. , 2016/6205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanıklar haklarında üçer kez), hakaret (sanık ...) HÜKÜM : Sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemleri görevi yaptırmamak için direnme kabul edilerek (birer kez) mahkûmiyetlerine, sanık ...'ın hakaret suçundan mahkûmiyetine İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında hakaret suçundan
**14. Ceza Dairesi 2016/8249 E. , 2016/6205 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanıklar haklarında üçer kez), hakaret (sanık ...) HÜKÜM : Sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemleri görevi yaptırmamak için direnme kabul edilerek (birer kez) mahkûmiyetlerine, sanık ...'ın hakaret suçundan mahkûmiyetine İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık hakkında yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği halde, TCK'nın 51. maddesi gereğince sanığın sabıkasız oluşu ve cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluştuğu gerekçesiyle cezanın ertelenmesine karar verilmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi, Sanıklar ... haklarında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; Olay tarihinde müştekilerin haciz işlemi için sanık ...'ın işyerine gittikleri, daha sonra ...'ın müşteki ...'ü arayarak başka bir adrese çağırdığı, müştekilerin bu adrese gittikleri, tarafların burada konuştukları sırada ...'ın diğer sanıklar ... ile ...'e kapıları kilitlemeleri yönünde talimat verdiği, ...'ın ...'e yumrukla vurduğu, daha sonra elindeki tabancayı müştekiye doğrulttuğu, müştekilerin bu şekilde 10 dakika kadar içeride kilitli tutulduğu anlaşıldığından, mevcut haliyle sanıkların eylemlerinin TCK'nın 109. maddesinde tanımlanan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 265. maddesinde yer alan görevi yaptırmamak için direnme suçlarını oluşturduğu; tek eylemle birden fazla suçun oluşmasına yol açması nedeniyle sanıkların TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralları gereğince bu suçlara ilişkin en ağır cezayı öngören ve eylemlerine uyan TCK'nın 109/2, 3-a-b-c, 43/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de; 5237 sayılı TCK'nın 265/3 maddesinde “suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın üçte biri oranında artırılacağı” hükme bağlandığı halde, 265/1 maddesi gereğince 6 ay olarak belirlenen temel ceza üzerinden 1/6 oranında arttırım yapılması sonucunda 7 ay yerine 9 ay hapis cezasına hükmedilmesi neticesinde fazla ceza tayini, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda da mağdurların dosyaya yansıyan maddi bir zararının bulunmadığı gözetilmeden ve TCK'nın 51. maddesi gereğince “sabıkasız oluşu ve cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluştuğundan” bahisle cezası ertelenen sanık ... hakkında, “yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmaması ve suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun uğradığı zarar giderilmemesi” şeklinde erteleme gerekçesi ile de çelişecek şekilde hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.