10. Hukuk Dairesi 2024/6967 E. , 2024/9313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2572 E., 2024/435 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manyas Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/36 E., 2023/108 K. Taraflar arasındaki boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ölüm aylığı nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmişt
**10. Hukuk Dairesi 2024/6967 E. , 2024/9313 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2572 E., 2024/435 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manyas Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/36 E., 2023/108 K. Taraflar arasındaki boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ölüm aylığı nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalının muvazaalı olarak boşanarak Kurumdan 49,228,114,1 emekli sicil numarası ile aylık almakta iken Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen denetmen raporuna göre boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tesbit edildiği ve aylığının kesildiği, 5510 sayılı Kanun'un gelir ve aylık bağlanacak haller başlığı altındaki 56 ncı maddesinin b fıkrasının ikinci paragrafında "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilerde ödenmiş olan tutar 96 ncı maddesi hükümlerine göre geri alınır" hükmünün yer aldığı, davalının aylık almakta iken boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı sabit olduğundan 01.08.2012 - 31.07.2013 tarihleri 5,640,92 TL haksız ve yersiz olarak ödeme yapıldığı iddiasıyla miktar itibariyle fazlayı talep hakları saklı kalmak kaydı ile 5,640,92 TL'nin her bir ödeme kaleminin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Kuruma ödenmsesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vasisi aşamalarda davanın yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; yapılan tespitlerin tamamının birbirinden farklı olduğu, tarafların da boşanma tarihinden sonraki ikamet adreslerinin farklı olduğu, iki seçim hariç diğer bütün seçimlerin farklı yer ve sandıklarda kayıtlı olduğu, Gönen ve Manyas İlçe Jandarma Komutanlıklarınca tarafların aynı çatı altında yaşamadıklarının tespit edildiği, su aboneliklerinin farklı adresler içerdiği, tanıkların beyanlarında tarafların aynı evde yaşadıklarına dair beyanlarının bulunmadığı, tarafların boşandıktan sonraki ikamet adresleri ve tarih aralıkları dikkate alınarak dinlenen muhtar ve azalarının da bazıları görgü ve bilgilerinin olmadığını, bazıları ise tarafların boşandıktan sonra aynı evde ikamet etmediklerini belirtmeleri, dinlenen tanık beyanlarına göre davalının boşandıktan sonra Salur Mahallesindeki ikamette ... ve ... ile birlikte yaşadığı, nitekim muhtar ve azaların beyanlarının tanık olarak dinlenen ...'ün beyanlarıyla uyumlu olduğunun görüldüğü, yeniden yapılan adres araştırmalarında tarafları tanıyan başkaca komşu ve mahalle sakinine rastlanamadığı, sosyal denetmenin beyanında Kurum tarafında fiili bir tespit yapılmadığı Kurumlarca yapılan yazışma neticesinde raporun tanzim edildiğinin beyan edildiği, bu kapsamda davalı ...'nun eski eşi ... ile beraber yaşadığına dair somut bir kanıya varılamadığı, tanık ...'ın alınan beyanında ...'ın davalının binasına 3-4 günde bir gördüğünü beyan etse de tarafların kızı ...'ın talasemi hastası olduğu raporla sabit olduğu ...'ın kızını hastaneye götürmek için binaya geldiği diğer tanık beyanları ve davalı vekilinin beyanlarıyla açık olduğundan ...'un sırf binada olması tarafların aynı evde yaşadığına delalet etmeyeceği, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından yapılan çevre soruşturmasında somut bir delile ulaşamadığı gibi sadece afaki görüşler üzerinden hareket edilerek rapor hazırlandığı emniyet müdürlüğü veya denetim elamanı tarafından fiili olarak müşterek yaşadıkları iddia edilen ... ile boşandığı eşi ...'ın yazılı ifadelerine başvurulmadığı yöntemince araştırma yapılmadığı, davacı Kurum (SGK) hiç bir belgeye dayandırmadan konusu açık olmayan bir ihbar dilekçesine istinaden ... hakkında işlem yaptığı bu nedenlerle davalı ...'nun boşandığı eşiyle fiili olarak müşterek yaşadığına dair somut bir kanıt elde edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin sabit olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yaptırılan kolluk araştırması sonucu düzenlenen tutanakta davacı ile boşandığı eşinin, fiilen birlikte yaşamadıklarının tespit edildiğinin belirtilmesi, davacı ile boşandığı eşinin boşanma sonrası farklı adreslerde kayıtlı bulunmaları, mahkemece dinlenilen tanıkların da davacının iddiasını destekler nitelikte beyanda bulunmaları, davacı ile boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonrasında karı koca gibi fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerini gösterir güç ve nitelikte somut, yeterli ve inandırıcı delil elde edilememesi gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ölüm aylığı nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsiline ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin 2. fıkrasında; eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği ve bu kişilere ödenmiş olan tutarların 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin 28.04.2011 tarihli ve 2009/86 Esas, 2011/70 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin anılan 2. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz isteminin reddine karar verilmiştir. 2. 5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin 2.i fıkrasıyla, daha önceki Sosyal Güvenlik Kanunları'nda yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanılmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan/olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir/aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan/yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. 3. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “Sosyal Güvenlik Kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma / irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek / samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin / aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. 4. Gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. 5. Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45. – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19. 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle/köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 6. Somut olayda; 08.12.2005 tarihinde boşanan davalıya, 31.05.2001 tarihinde ölen babası nedeniyle ölüm aylığı bağlandığı ancak 25.03.2013 tarihli Kurum denetmen raporu ile davalının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davalıdan istendiği anlaşılmaktadır. Davacı Kurum ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemi sonucu yersiz ... gelen ölüm aylıklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince davalının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığına dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 7. İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Kurumun denetim yapmasına neden olan 06.01.2012 tarihli yazılı ihbarı yapan ... dinlenmelidir. Şehit ... Caddesindeki davalı ile eski eşinin birlikte ikamet ettikleri belirtilen adrese komşu televizyon tamir dükkanı sahibi ve tutanak tanığı ...'ın gerek Kurum denetmenine gerekse duruşmadaki beyanında davalının evine çanak anten kurmaya gittiğini ve davalının eski eşinin bir kaç kez kendisine gelip tamir aletleri ödünç aldığını ve 1-1,5 yıl kadar bu adreste kaldıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla diğer tanık beyanları ile anılan tanık beyanı arasında oluşan çelişki giderilmeli; davalı ile boşandığı eşinin anılan adreste birlikte yaşayıp yaşamadıkları, söz konusu adreste yaşamıyorlarsa Nüfus kayıt sistemine beyanda bulundukları adres dışında hangi adreslerde yaşadıkları, tüm bu adreslerdeki komşular, apartman görevlileri, muhtar ve azalar gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. 8. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.