Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6612 E. , 2024/1768 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6612 Karar No : 2024/1768 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ..., ..., ... ve ... 'a velayeten 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6612 E. , 2024/1768 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6612 Karar No : 2024/1768 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ..., ..., ... ve ... 'a velayeten 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, doğum sancılarının başlaması üzerine Hakkari Devlet Hastanesine başvuran ... 'un doğumun henüz başlamadığı belirtilerek yatışının yapılmaması nedeniyle hastanenin tuvaletinde doğum yapmak zorunda kaldığı ve tuvalette gerçekleşen doğum esnasında ...'un yere düşerek başından yaralanmak suretiyle engelli hale geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık ... için 5.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, ... için 2.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, ..., ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 8.000,00 TL maddi ve 550.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, anne ... hastaneye başvurduğunda ilgilenilmediği, odaya alınmadığı, tuvalete gitmek zorunda kaldığında doğumun gerçekleştiği ve yeni doğan ...'un kafa üstü düşerek engelli hale geldiği, yaşanan durumun baba ...'tan gizlendiği, davalı idarenin hastaya bakma, ilgilenme, durumuna göre ortam sağlama ve tedavi etme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğu, anne ...'un gebeliğin başından beri kurallara uygun davrandığı, kontrollerini düzenli olarak yaptırdığı, her aşamada önerilere uyduğu, bu nedenle gizli gizli ıkınma, önerileri dinlememe, tedaviyi kabul etmeme gibi davalı iddialarının asılsız olduğu, davalı iddiaları doğru olarak kabul edilse bile, doğum esnasındaki sancı ve acılar nedeniyle ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal durumlara sağlık personelinin hazırlıklı olması gerektiği, anne ...'u yaşananlardan sorumlu tutmanın hakkaniyete ve vicdana aykırı olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunun davalı idarenin soyut iddialarına dayanılarak hazırlanmış olması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Müdahiller tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; Davacılar tarafından, doğum sancılarının başlaması üzerine ... 'un Hakkari Devlet Hastanesine başvurduğu, yapılan muayenenin ardından doğuma zaman olduğu ve bebeğin henüz 2 cm gelmiş olduğu söylenerek ... ile ilgilenilmediği, sancılarının olduğunu belirterek ısrar etmesine rağmen ... 'un yatışının yapılmadığı ve bu nedenle kadın doğum kliniğinin tuvaletine gitmek zorunda kaldığı, tuvalette ayakta iken ... 'un doğduğu ve kafa üstü yere düşerek yaralandığı iddia edilerek, hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarının tazmini için davalı idareye başvurulduğu ve başvurularının zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, Davalı idare tarafından, ... 'un takipli hasta olduğunun, sancılarının başlaması üzerine başvurduğunda rutin tahlilleri yapılarak damar yolunun açıldığının ve monitör altında takibe alındığının, doğum eylemi spontan olarak ilerlerken sancılarının artması nedeniyle ajite olduğunun ve NST cihazını bağlatmak istemediğinin, görevli personel eşliğinde tuvalete götürülmesine rağmen uyarıları dinlemeyerek ıkındığının, doğum masasına gitmediğinin ve götürülmesine izin vermediğinin, uyumsuzluğu ve iletişimsizliği nedeniyle tuvaletteyken ...'un doğduğunun ve tutulamadığının, olayın, düzenli ve sık gelen ağrılar nedeniyle ...'un ajite olması sonucunda kontrolünü kaybetmesi üzerine geliştiğinin belirtildiği, Hakkari Devlet Hastanesinde ebe olarak görev yapan ... tarafından dava dosyasına sunulan 16/02/2017 kayıt tarihli dilekçede, ...'un gerekli muayene ve tetkikleri gerçekleştirilerek yatışının yapıldığının, NST cihazına bağlanarak gözlem altına alındığının, aradan belli bir süre geçtikten sonra NST cihazını söktüğünün ve tekrar bağlatmadığının, lavaboya gitmek istediğini belirtmesi üzerine doğumun yaklaşmakta olduğu, ıkınmaması ve dikkatli olması gerektiği konusunda özellikle uyarıldığının, bizzat yanında lavaboya gittiğinin ve herhangi bir sıkıntılı durum olursa müdahale edebilecek şekilde yanında beklediğinin, rahatsızlık ifadeleri göstermesiyle birlikte müdahale etmek için kapıyı açmaya çalıştığının, ancak ...'un multipar (daha önce doğum yapmış) bir hasta olması ve doğumun anlık gerçekleşen bir olay olması nedeniyle yetişemediğinin, içeri girdiğinde doğumun başlamış ve ...'un yere doğmuş olduğunu gördüğünün, gerekli müdahaleyi yapıp ...'u acilen yeni doğan yoğun bakım servisine yetiştirdiğinin, olayın, ...'un NST cihazını sökmesi, uyarılara rağmen ıkınması, dikkatsiz ve özensiz davranması nedeniyle yaşandığının ifade edildiği, Davalı idare tarafından, dosyaya, gerçekleştirilen doğuma ve önceki gebelik takip sürecine yönelik detaylı herhangi bir tıbbi evrak (epikriz raporu, gözlem formu, muayene bulguları, tetkik sonuçları vs.) sunulmadığı, yalnızca, hasta detay işlemleri başlıklı gerçekleştirilen hizmetlerin listelendiği bilgisayar çıktılarının sunulduğu, Davacılar tarafından ise, Hakkari Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen doğuma yönelik bilgisayar çıktısı olarak alınmış olan epikriz raporunun sunulduğu, bu tıbbi belgede, ...'un ultrasonografi ölçümlerinin 37 haftalık gebelik ile uyumlu, muayene bulgularında servikal açıklığının 2 cm ve silinmesinin %70 olduğunun, seri NST takibine alındığının, takip sırasında servikal açıklık 3 cm ve silinme %80 iken lavaboya gittiğinin, gizli gizli ıkınarak ayakta spontan doğurduğunun yazıldığı, Olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "1984 doğumlu...'un 14/12/2013 tarihinde saat 04.00 sıralarında Hakkari Devlet Hastanesine miadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, 4. gebeliği olduğu, yapılan gebelik USG tetkikinde fetal kalp atışı pozitif olan 37 haftalık gebelik tespit edildiği, vajinal muayenede açıklık 2cm, silinme %70. su kesesi (+) olduğu, gebe servise yatırıldığı, gebe seri NST takibine alındığı, kişinin takipte vajinal muayenede açıklık 3 cm, silinme %80 olduğu, gebenin lavabayo gittiği, gizli gizli ıkınan gebe ayakta bebeği spontan doğurduğu, doğan bebek Travmatik doğum + Sefal Hematom + Subdural Hematom + YD konvulzyonu + HİE + Beslenme problemleri tanılarıyla takip edildiği, mevcut tıbbi belgelere göre normal doğum kararının doğru olduğu, aktif doğum eyleminde olan bir gebenin normal doğumunun gerçekleşmesi için rahim ağzı açıklığının 10 cm olması gerektiği, aktif doğum eyleminde olan bir gebenin her bir saatte rahim ağzının 1 cm açıldığı, gebenin müracaatında rahim ağzı açıklığının 3 cm olduğu dikkate alındığında kişinin doğumunun gerçekleşmesi için yaklaşık 7 saat geçmesinin gerektiği, ancak bazı durumlarda annenin erken ve yersiz ıkınması nedeniyle doğumun erken gerçekleşebileceği, kişiyi ebelerin uyarmasına rağmen kendi kendine ıkınmaması gereken zamanda ve yerde ıkınması sebebiyle doğumun gerçekleştiği, cihetle; dava konusu olayda kişinin tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp bilimince genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, dolayısıyla ilgili sağlık çalışanlarına ve idareye atfı-kabil kusur bulunmadığı" yönünde görüş bildirildiği, İdare Mahkemesince, bilirkişi raporuna yöneltilen itirazların raporu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, Hakkari Devlet Hastanesinde 14/12/2013 tarihinde gerçekleştirilen doğum eylemi ile ilgili yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğunun ve davalı idareye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de, davacıların istinaf başvurusunun reddediliği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararı ve dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumunca düzenlenmiş olan bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde; uyuşmazlığa konu olaya ilişkin tıbbi evrak dosyaya getirtilmeden, yalnızca davacılar tarafından sunulmuş olan epikriz raporu incelenmek suretiyle hazırlanmış olan bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve davacıların iddiaları karşılanmaksızın davanın esası hakkında karar verildiği görülmektedir. Hal böyle olunca, davalı idarece sunulacak olan detaylı hasta dosyasının aslı veya onaylı bir nüshası incelenmek suretiyle, uyuşmazlığa konu olayın ne şekilde meydana geldiği hususunda taraflar arasında çelişkili beyanlar olması nedeniyle, somut olaydaki çelişkiler de giderilerek hazırlanacak olan yeni bir bilirkişi raporu uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği açıktır. Hükme esas alınabilecek nitelikteki bir bilirkişi raporunun ise; 1) Yatışı yapılmamışsa, davacılardan ...'un doğum için başvurduğu esnadaki sağlık durumu göz önünde bulundurularak, kadın doğum servisine yatışı yapılmak suretiyle takibinin yapılmamasının tıbben uygun olup olmadığı, 2) Yatışı yapılmış ancak tüm uyarılara rağmen tuvalete gitmişse, davacılardan ...'un tuvalete gittiği esnadaki sağlık durumu göz önünde bulundurularak, o an için tuvalete gitmesine izin verilmesinin tıbben uygun olup olmadığı, tuvalete gitmeye yönelik ihtiyacının başka bir tıbbi yöntemle (sonda vs.) karşılanıp karşılanamayacağı ve başka bir tıbbi yöntemle (sonda vs.) karşılanmasının tıbben daha uygun olup olmadığı, tuvalete gitmeye yönelik ihtiyacının başka bir tıbbi yöntemle (sonda vs.) karşılanması imkanı varsa nispeten de olsa takipsiz ve kontrolsüz bırakılarak tuvalete gitmesine izin verilmesinin tıbben uygun olup olmadığı, 3) Davalı idare ve dosyaya beyan sunan ebe ... tarafından, davacılardan ...'un doğum esnasında ajite olması ve kontrolünü kaybederek uyumsuz davranması nedeniyle somut olayın meydana geldiği belirtilmişse de, böyle bir durumun yaşanmış olması ihtimalinde dahi, doğum yaptırmak ile görevli olan sağlık personelinin, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde doğum sürecinde meydana gelebilecek olan sancı ve acılar nedeniyle ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal durumlara hazırlıklı olmasının gerekip gerekmediği, bu durumda olan bir gebenin kontrolünün gerektiğinde fiziksel kısıtlama da dahil olacak şekilde sağlanmasının gerekip gerekmediği, 4) Öte yandan, davalı idare ve dosyaya beyan sunan ebe ... tarafından, davacılardan ...'un tuvalette bulunduğu esnada dahi hemen müdahale edilebilecek şekilde gözetim altında olmasına rağmen, daha önce de doğum yapmış olması ve uyarılara rağmen ıkınması nedeniyle aniden doğum yaptığı ve tüm çabalara rağmen yetişilemediği belirtilmişse de, tuvalete gittiği esnadaki sağlık durumu ve daha önce de doğum yapmış olduğu göz önünde bulundurularak, müdahale için hazır bekleyen sağlık personelinin gözetimine rağmen tek başına aniden doğum yapmasının tıbben beklenebilir bir durum olup olmadığı, tuvalette bulunduğu esnada aniden doğum yapma ihtimali varsa, doğum yaptırmak ile görevli olan sağlık personelinin gözetiminin ve ıkınmamasına yönelik uyarısının tıbben yeterli olacak bir gözetim ve takip yöntemi olup olmadığı, 5) Ayrıca, davalı idarece dava dosyasına hasta dosyası sunulmamış olmakla birlikte, hasta detay işlemleri başlıklı gerçekleştirilen hizmetlerin listelendiği evrakın sunulduğu ve bu evrakın incelenmesi neticesinde davacılardan ...'un gebelik takiplerini düzenli olarak hizmet kusurunun meydana geldiği iddia edilen Hakkari Devlet Hastanesinde yaptırdığı görüldüğünden ve daha önce de doğum yaptığı açık olduğundan, gebelik takiplerini düzenli olarak yaptıran ve daha önce doğum yapan bir gebenin doğum sürecinde uyumsuz ve özensiz bir şekilde davranmasının ve doğum yaptırmak ile görevli olan sağlık personelinin önerilerini dinlememesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, Hususlarında hukuki denetime elverişli olacak şekilde açık, net ve anlaşılır değerlendirilmeler içermesi ve belirtilen bu nitelikteki bilirkişi raporunu hazırlayan kurulda da mutlaka ilgili uzmanlık dallarından öğretim üyelerinin bulunması gerekmektedir. Öte yandan, yeniden yapılacak olan yargılamada davalı idarece hasta dosyasının aslı veya onaylı bir sureti sunulmadığından somut olayın ne şekilde meydana geldiğine yönelik çelişkiler giderilemezse, yukarıda belirtilen şekilde alınacak olan yeni bilirkişi raporu da değerlendirmek suretiyle yapılacak olan hukuki yorumlama neticesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı tespit edilmeye çalışılarak; ayrıca, davalı idarece hasta dosyasının aslı veya onaylı bir sureti sunulmadığından somut olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı tespit edilemezse, tıbbi evrakı uhdesinde bulundurma yükümlülüğünün idarede olması nedeniyle, somut olayın ne şekilde meydana geldiğine yönelik tespitin ve hizmet kusuru değerlendirmesinin davalı idarenin yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle yapılamadığı kabul edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, temyize konu Bölge idare Mahkemesi kararında, yukarıda belirtilen şekilde bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacıların istinaf başvurusu hakkında karar verildiğinden, hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.