13. Hukuk Dairesi 2014/10422 E. , 2014/37066 K. "" MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/12/2013 NUMARASI : 2011/19-2013/373 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı hastenede 18.12.2009 tarihinde MR çekilmesi sırasında damar yolu açılı…
**13. Hukuk Dairesi 2014/10422 E. , 2014/37066 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/12/2013 NUMARASI : 2011/19-2013/373 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı hastenede 18.12.2009 tarihinde MR çekilmesi sırasında damar yolu açılırken problem yaşandığını, kolunda ödem oluştuğunu, bir hafta sonra 02.01.2010 tarihinde davalı hastaneye başvurduğunu bir hafta tedavi uygulandığını,bu aşamada gerilediğini ancak tam iyileşmediğini, sonrasında tekrar nüksetmesi üzerine bir başka hastanede ameliyat olduğunu,davalıların ihmali sonucu oluşan ödem nedeniyle sol kolunu kullanamadığını ileri sürerek; 10.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar savunmalarında, dava konusu hastaya uygulanan MR işleminin bir başka hastane tarafından yapıldığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca kendilerine tedavi için davacı tarafından yapılan başvurusu sonrası davacıya uygulanan tedaviye ilişkin bir kusurları olmadığını savunmuşlardır. Mahkemece adli tıp raporundaki tespitlere itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı doktor tarafından, davalı hastahanede yapılan MR çekilmesi sırasında kolunda ödem oluştuğu ve kolunu kullanamadığını ileri sürerek, davalıların kusuru nedeni ile maddi ve manevi zararının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Vekil, hastanın zarar görememesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunu gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1 maddesin hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.