Başvuru, suç tarihinde çocuk olan başvurucunun hakkında suç tarihinden uzun süre geçtikten sonra kovuşturmanın duruşma devresinde uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, suç tarihinde çocuk olan başvurucunun hakkında suç tarihinden uzun süre geçtikten sonra kovuşturmanın duruşma devresinde uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından olay tarihi olan 9/7/2020 tarihinde on üç yaşında olan mağdurenin kanuni temsilcisinin şikâyeti üzerine 17/8/2004 doğumlu olup olay tarihinde on beş yaşında olan başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkında cinsel saldırı suçundan soruşturma başlatılmıştır. Mağdurenin soruşturma kapsamında temin edilen jinekolojik ve psikiyatrik raporlarında cinsel saldırı eyleminin organ sokma suretiyle gerçekleştiği ve eylem neticesinde mağdurenin psikolojisinin bozulduğu tespitleri bulunmaktadır. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan mağdure, başvurucu ile rızasıyla ilişkiye girdiğini beyan etmiştir. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu isnadıyla başvurucunun ifadesi alınmış, başvurucu üzerine atılı suçlamaları reddetmiştir. Başsavcılık, başvurucu hakkında tutuklama sebeplerinin bulunduğunu fakat atılı suça ilişkin tutuklama yasağının öngörülmesi nedeniyle başvurucu hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği isnadı nedeniyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. 13/7/2020 tarihinde İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun vasfı, mevcut delil durumu, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza gözetilerek başvurucu hakkında yurt dışına çıkamama ve haftada bir gün imza atma şeklinde adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında 24/11/2020 tarihinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"... mağdur hakkındaki 12/07/2020 tarih... adli raporda hymende... yırtık olduğunun tespit edildiği, çocuğun savunmasında iddiaları kabul etmediği, mağdur beyanı ile hakkındaki adli raporun örtüşmesi sebebiyle çocuğun suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilmediği, söz konusu kafe müdürü alınan beyanında olay günü lavaboda tartışma sesleri duyduğunu, mağdur ve çocuğun onu fark etmeleri üzerine kafeden ayrıldığını beyan ettiği, kamera araştırmasında tuvaletin giriş ve çıkışlarını gösterir kamera tespit edilemediğinin belirtildiği, eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a delaletiyle 103/2 maddelerinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarına vücut verdiği, mağdurun çocuktan şikayetçi olmadığı, ancak müştekinin çocuktan şikayetçi olduğu, mağdurun beyanında geçen yetişkin şüphelilere ilişkin ... sayılı ayrı bir soruşturma yürütüldüğü..." Çocuk Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama 11/2/2021 tarihinde İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) aynı olayla ilgili olarak diğer iki sanık hakkında yürütülen yargılama ile birleştirilmiştir. Birleştirmeye Ağır Ceza Mahkemesinin 9/2/2021 tarihli müzekkere ile onay vermesi sonrasında 11/2/2021 tarihinde karar verilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince 9/2/2021 tarihli duruşmada, birleşen yargılamada suça sürüklenen çocuk olan başvurucunun gelecek duruşmada ifadesinin alınması için -yargılamada tutuklu iki sanık bulunması nedeniyle- başvurucu hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine karar verilmiştir. Dosyaların birleştirilmesi sonrasında gerçekleşen 6/4/2021 tarihli duruşmada Ağır Ceza Mahkemesi "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, mevcut delil durumu ve atılı suçun katalog suçlardan olduğu"gerekçesiyle başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucunun itirazı İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesince dosya kapsamına göre tutuklama kararının orantılı olduğu belirtilerek 16/4/2021 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, ret kararını 20/4/2021 tarihinde öğrendiğini bildirmiş olup 6/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi 14/9/2021 tarihinde başvurucunun çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan neticeten 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutuklu kaldığı süre gözetilerek tahliyesine, hakkında yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi başvurucu yönünden istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine, Yargıtay Ceza Dairesi ise 7/11/2022 tarihinde, eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gerekçesiyle başvurucu yönünden hükmün bozulmasına karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 4/5/2023 tarihinde başvurucunun çocuğun cinsel istismarı suçundan neticeten 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Temyiz incelemesi devam etmektedir. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.