Başvuru; sokağa çıkma yasağı uygulaması nedeniyle seyahat hürriyeti ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bu dönemde düzenlenen güvenlik operasyonu sırasında yakınların ölümü nedeniyle yaşam hakkının, güvenlik operasyonu sırasında ölen kişilerin cenazelerine uzun süre ulaşılamaması ve cenazeler için defin töreni düzenlenememesi nedeniyle de kötü muamele yasağı ile özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; sokağa çıkma yasağı uygulaması nedeniyle seyahat hürriyeti ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bu dönemde düzenlenen güvenlik operasyonu sırasında yakınların ölümü nedeniyle yaşam hakkının, güvenlik operasyonu sırasında ölen kişilerin cenazelerine uzun süre ulaşılamaması ve cenazeler için defin töreni düzenlenememesi nedeniyle de kötü muamele yasağı ile özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru konusu olayların gerçekleştiği tarihlerde PKK terör örgütünün kamuoyunda hendek olayları olarak tabir edilen silahlı ayaklanma girişimine karşı Sur ilçesinin de içinde bulunduğu bazı yerleşim merkezlerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilerek terörle mücadele operasyonları yürütülmeye başlanmıştır (hendek olayları ve sokağa çıkma yasakları hakkında arka plan bilgisi ve ayrıntılı açıklamalar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28, 342). Hendek olayları sırasında Sur ilçesinde gerçekleşen silahlı saldırılarda 66 güvenlik görevlisi şehit olurken 428 güvenlik görevlisi yaralanmıştır. Yalnızca 11/12/2015-23/12/2015 tarihleri arasında Sur ilçesinde güvenlik güçleri ile terörist unsurlar arasında 320 silahlı çatışma yaşanmıştır. Bunlardan 72'sinde terörist unsurlar tarafından roketatar kullanılarak saldırı düzenlenirken, 86 saldırıda da patlayıcı kullanıldığı rapor edilmiştir. Aynı dönemde Sur ilçesinde PKK terör örgütü üyeleri tarafından sivillere ait ikamet ve işyerleri ile kamu kurumlarına ait binalarda 56 ayrı kundaklama yapıldığı belirlenmiştir. Başvurucular 4/1/2016 ve 5/1/2016 tarihli başvurularında yakınlarının Sur ilçesinde yaşanan silahlı çatışmalarda öldüğüne ve cesetlerinin bir caminin avlusunda bulunduğuna dair bilgi aldıklarını belirterek Sur'da uygulanan sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve yakınlarının cenazelerini teslim almalarının sağlanması için Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesi uyarınca geçici tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 8/1/2016 tarihli ara kararında, benzer nitelikteki başvuruların birleştirilerek 2016/43 numaralı bireysel başvuru üzerinden birlikte ele alınmasına ve başvurucuların geçici tedbir taleplerinin reddine karar vermiştir. Belirtilen kararın ilgili kısmı şöyledir:" Somut olayda başvurucular, Anayasa Mahkemesine sundukları ilk dilekçelerinde yakınlarının cenazelerinin kurşunlu Camii avlusunda açıkta bekletildiğini ileri sürmüş, daha sonra gönderdikleri dilekçelerinde ise cenazelerin Yavuz Selim Ortaokulu bahçesinde olduğuna dair belgeler sunmuşlardır. Resmi makamlar, Sur ilçesinde yaşanan çatışmalar neticesinde ölü olarak ele geçen örgüt mensupları ile yine çatışma bölgesinde yaşamını yitiren vatandaşların nakledilmiş oldukları hastanelerde öldüğü iddia edilen kişilere dair bir bilgi bulunmadığını belirtmişlerdir. Bu nedenle, başvurucuların yakınlarının silahlı çatışmalar sırasında hayatlarını kaybettiğine dair iddiaların bu aşamada henüz doğrulanamadığı görülmektedir. Nitekim başvurucular da yakınlarını henüz teşhis edemediklerini, ölüm olayını basında ve sosyal medyada yer alan haberlere dayandırdıklarını belirtmektedirler (bkz. §§ 11-14). Öte yandan başvurucular ilk dilekçelerinde somut olarak bir cami avlusunda cenazeler olduğunu ancak yetkililer tarafından cenazelerin bulunduğu yerden alınmadığını ileri sürmüşlerdir. Diyarbakır Valiliğinin 5/1/2016 tarihli yazısında Kurşunlu Camii avlusunda cenaze olmadığı belirtilmiş; 8/1/2016 tarihli yazısında aynı bilgi tekrar edilerek cami avlusunda cenaze olmadığını gösteren üç adet fotoğraf sunulmuştur. Bu durumda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden Kurşunlu Camii avlusunda bir cenaze bulunduğuna ya da bulunan bir cenazenin yetkililer tarafından tespit edilmesine rağmen bulunduğu yerden alınmadığına dair bir sonuca ulaşılamamıştır. Başvurucular, ek dilekçelerinde cenazelerin bir okulun bahçesinde olduğuna dair yeni bilgileri Mahkemeyle paylaşmışlardır. Diyarbakır Valiliğinden başvurucuların iddialarına ilişkin okul bahçesinde araştırma yapılması talep edilmiştir. Valilik; anılan bölgenin terör örgütü mensuplarıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yerlerden biri olduğunu, terör örgütü mensuplarının uzun namlulu silahlarla saldırmaları, yollara barikat kurmaları ve bomba düzenekleri yerleştirmenin ilerlemeyi zorlaştırdığını, güvenlik güçlerinin ilerledikleri yerlerde tespit ettikleri cenazeleri adli işlemlerin yapılması için adli makamlara teslim ettiklerini, okulun bulunduğu yere ve diğer yerlere ulaşıldığında gerekli araştırmalar yapılarak varsa cenazelerin ilgili makamlara teslim edileceğini, bu aşamada fiilen okul bahçesinde tespit yapılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir ( bkz. § 16). Açıklanan bilgi ve belgelerden, başvurucuların yakınlarının hayatlarını kaybedip kaybetmediği, eğer kaybetmiş iseler cenazelerinin açıkta bekletilip bekletilmediği konularında resmi makamlarca bir araştırma yapılmadığına ya da cenazelerin tespit edilmesine rağmen bulunduğu yerden alınamadığına dair bir sonuca ulaşılamamıştır. Nitekim Valilik de cenazelere ulaşılması halinde ilgili makamlara teslim edileceğini Mahkememize sunmuş olduğu yazılarda belirtmektedir. Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında başvurucuların tedbir taleplerinin bu aşamada koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekir." Geçici tedbir talebinin reddine dair yukarıda belirtilen kararın ardından başvurucular, Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi ve belge sunmamış, gelişmeler konusunda bilgi vermemiştir. Adalet Bakanlığının (Bakanlık) 21/8/2019 tarihinde sunduğu görüşlerde yer verdiği bilgilere göre 8/1/2016 tarihinden sonra başvuru konusu olaylara dair gelişmeler özetle şöyledir:i. Okul bahçesinde olduğu iddia edilen cenazelerin teslim alınabilmesi için Yavuz Selim İlköğretim Okulunun olduğu bölgede 12/1/2016 günü, 30-30 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı kaldırılarak güvenlik operasyonlarına ara verilmiştir. Cenazeleri almak isteyen vatandaşlar belirtilen tarihte polis merkezi önünde toplanmış ancak terör örgütü mensuplarının güvenlik güçlerine karşı uzun namlulu silahlar ve bombalar kullanarak saldırı düzenlemesi üzerine cenazelerin bulunduğu iddia edilen bölgeye gitme kararından vazgeçmiştir.ii. Güvenlik güçleri 19/1/2016 tarihinde bölgeyi kontrol altına almayı başarmış ve başvurucu yakınlarının cesetlerine ulaşmıştır. 21/1/2016 tarihinde parmak izi veri sisteminde yapılan karşılaştırmayla cesetlerin başvurucu Ayhan Seviktek'in kardeşi S. ve başvurucu Mehmet Oran'ın oğlu İ.O.ya ait olduğu kesin olarak tespit edilmiş, cesetler aynı tarihte düzenlenen nakil ve defin ruhsatıyla yakınlarına teslim edilmiştir. Bakanlık görüşlerinde yer verilen bilgilere göre Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) 19/1/2016 tarihinde derhâl başlatılan soruşturmada olay yeri ve kiriminal inceleme raporları temin edilmiş, cesetler üzerinde otopsi yapılmış, tanık beyanları alınmış ve diğer deliller de toplanarak 6/7/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Belirtilen delilere göre;1- S. ve İ.O.nun ölümleri ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak gerçekleşmiştir. 2- S. hakkında Rızgar Delil kod adıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, İ.O hakkında ise Mazlum kod adıyla silahlı terör örgütüne üye olma ile silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçlarından arama kararı bulunmaktadır. 3- S.nin üzerinden şarjörü takılı hâlde uzun namlulu bir tüfek ve içinde bir miktar fitil bulunan koli bandı yumağı ele geçirilmiştir. İ.O.nun üzerinden ise tabanca kılıfı içinde bir tabanca ve bir bıçak ile iki uzun namlulu tüfek fişeği ele geçirilmiştir. 4- S.nin üzerinden elde edilen fitilin patlayıcı madde yapımında da kullanılabilen potasyum perklorat maddesi içerdiği tespit edilmiştir. Cesetlerden alınan svaplarda atış artıkları bulunmuştur. 5- Olay yerinden boş kovanlar elde edilmiş ve bunlardan birinin 18/1/2016 tarihinde Hasırlı Mahallesi'nde yapılan terör saldırısında kullanılan aynı silahtan ateşlendiği tespit edilmiştir.6- Çok sayıda tanık; başvurucu yakınlarının PKK içinde sorumlu düzeyde silahlı eylemde bulunduklarını, Sur'da yaşanan olaylarda güvenlik güçlerine silahlı saldırılarda bulunduklarını, el bombası ve uzun namlulu silah taşıdıklarını, duvar kırma ve tünel açma amacıyla gittikleri bir okulda güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada öldüklerini beyan etmiştir. Tanıklardan biri ise İ.O. ile birlikte Kurşunlu Camisi'nde düzenledikleri mayınlı saldırıda çok sayıda güvenlik görevlisini şehit ettiklerini ifade etmiştir.