Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu soruşturma dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Erzurum'un Ilıca ilçesi 33091 No.lu Akaryakıt Bölük Komutanlığı emrinde asker iken 28/7/2002 tarihinde yaşamını yitiren 1982 doğumlu E.K.nın annesidir. Olay hakkında yürütülen soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere göre 28/7/2002 tarihinde 00-00 saatleri arasında birliğin nizamiyesindeki (2) No.lu kulübedenöbet tutmakla görevli olan E.K.nın bulunduğu yerden saat 30 sıralarında silah sesleri duyulmuştur. Sesin geldiği yere gidilmesi üzerine başvurucunun oğlu E.K.nın çenesinin altından giren ve başının üst kısmından çıkan mermilerle başından vurulmuş vaziyette olduğu görülmüştür. Yapılan kontrolde E.K.nın olay yerinde hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Olay hakkında bilgilendirilen Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi savcısı, olayın gecikmesinde sakınca bulunan hâllerden olduğunu değerlendirerek Olay Yeri İnceleme ekibiyle birlikte saat 00 sıralarında ölümün gerçekleştiği yere gitmiştir. Askerî savcının talimatları doğrultusunda gerçekleştirilen olay yeri incelemesi sonucunda hazırlanan rapora göre olay, nizamiyenin kuzeyindeki (2) No.lu nöbet kulübesinde meydana gelmiştir. Olay yeri inceleme raporunda, boyutları 200x203x230 (yükseklik) cm olan nöbet kulübesinin tavanının sac, tabanının tahta ızgara ile kaplı olduğu; nöbet kulübesinin duvarlarının ise beton olduğu belirtilmiştir. Raporda; olayınmeydana geldiği (2) No.lu nöbet kulübesinin yanı sıra nizamiyenin güneyinde (1) No.lu ayrı bir nöbet kulübesinin daha bulunduğu, nöbet kulübeleri arasındaki mesafenin 17 metre 25 cm olduğu ifade edilmiştir. Raporda; olay yerine girildiğinde E.K.nın nöbet kulübesinin kuzey duvarı ile doğu duvarının birleştiği köşeye sırtını yaslar vaziyette çömelmiş olduğunun ve bacakları arasında namlusu tavanı gösteren bir adet 89040446 seri numaralı Kalaşnikof marka piyade tüfeğinin bulunduğunun görüldüğü, tüfeğin seri konumda olduğu belirtilmiştir. Rapora göre olay yerinde ayrıca 7 adet 62 mm çapında mermi kovanı, 2 adet nüve ve 5 adet 62 mm çapında fişek bulunmuştur. Raporda ayrıca E.K.nın tırnak diplerinde boğuşmaya dayalı herhangi bir kıl ve doku parçasına rastlanmadığı, nöbet kulübesinin tavanında da bir adet delinmenin olduğu ifade edilmiştir. Askerî savcının talimatı doğrultusunda olay yerinde bulunan piyade tüfeği ile yine olay yerinde bulunan 7 adet 62 mm çapındaki mermi kovanı, 2 adet nüve ve 5 adet 62 mm çapındaki fişek muhafaza altına alınmıştır. Askerî savcının talimatı doğrultusunda ayrıca E.K.nın el svapları ile olay günü (1) No.lu kulübede nöbet tutan P. Er A.nın el ve yüz svapları alınmıştır. Askerî Savcılık tarafından E.K.nın dolabında yapılan aramada bulunan defterlerde ise "PSİKOPAT", "KISMET DEĞİLMİŞ MUTLULUK", "1981/1 tertiplerin veda gecesi. Ben tuvaletteyim lakabımı psikopat koydular, bazen kendimi öldürmeyi bile düşündüm, şimdi alıştım, annem aradı moralimi düzeltti. Şafak: Bitmez. DELİ ÇOCUK" şeklinde yazılar olduğu tespit edilmiştir. Olay yeri incelemesi işleminden sonra ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene tutanağında; ölen kişinin çenesinin altında 4x3 cm ebadında ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği, sol kaşının 5 cm üst kısmından başlayıp yukarı doğru uzanan kısımda ve bunun hemen yukarısında saçlı deri içinde 5x3 cm ebadında mermi çekirdeği çıkış deliklerinin bulunduğu belirtilmiştir. Ölü muayene tutanağında; E.K.nın sağ ve sol kolunda birçok yeni psikopatik kesi izlerinin olduğu, sağ ve sol kolda ayrıca eski psikopatik kesi izlerinin de bulunduğu ifade edilmiştir. Ölü muayene tutanağında; ölen kişinin sağ kolunda tükenmez kalemle yazılmış "Lanet olsun doğduğuma" şeklinde bir yazının bulunduğu, sol kolunda ise "psikopat" kelimesinin yazılı olduğu belirtilmiştir. Ölü muayenesi sonucunda kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmiştir. Ölüm olayından sonra elbiseleri kontrol edilen E.K.nın üzerinden diğer bazı şeylerin yanı sırabir adet de jilet çıkmıştır. Kesin ölüm sebebinin tespiti için klasik otopsi yapılmasına karar verilmiştir. Klasik otopsi sonucunda hazırlanan raporun sonuç kısmı şöyledir:" Her ne kadar adli tahkikatta birden fazla ateş edildiği belirtilmiş ise de cesette 1 adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası bulunduğu, giriş deliğinin defekt şeklinde ve büyük olması nedeniyle bütün mermi çekirdeklerinin aynı alandan girmiş olabileceği, Alında ve saçlı deri içerisinde ayrı ayrı ve birbirine yakın iki adet çıkış deliği veya defekti tespit edildiğinden mermi çekirdeklerinin bu iki alandan vücudu terk etmiş olduğu, Giriş deliğinin özellikleri itibariyle atışın veya atışların bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, Müteveffa [E.K.nın] ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği (harp silahı) yaralanmasına bağlı kafatası parçalanması, beyin harabiyeti ve beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatindeyiz." Olay yeri incelemesi sonucunda muhafaza altına alınan E.K.ya ait 89040446 seri numaralı silah, şarjör ve yedi adet 62x39 çapındaki mermi kovanı, beş adet fişek ve 2 adet nüve gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığına gönderilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 23/8/2002 tarihli uzmanlık raporunda; 89040446 seri numaralı silahın ateş etmesine mâni mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, incelenmek için gönderilen 62x39 mm çap ve tipindeki yedi adet kovanın 89040446 seri numaralı silah ile atılmış olduğu tespitleri yapılmıştır. Başvurucunun oğlu E.K.nın ellerinden ve P. Er A.nın el ve yüz bölgesinden alınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan 19/8/2002 tarihli uzmanlık raporuna göre E.K.nın sağ el dış, sağ el iç, sol el dış ve sol el iç bölgelerinden alınan svaplarda baryum, antimon ve kurşun tespit edilmiştir. P. Er A.nın sağ el iç svabında baryum, antimon ve kurşun; sol el dış svabı üzerinde baryum elementi tespit edilmiştir. Raporda; baryum, antimon ve kurşun elementlerinin atış artıklarının kimyasal yapısında bulunduğu açıklanmıştır. Askerî savcı, olay yerinin yanındaki (1) No.lu kulübede nöbet tutan P. Er A.nın ifadesini 29/7/2002 tarihinde saat 30'da almıştır. P. Er A.nın ifadesi şöyledir:"[E.K.] bölüğe birkaç hafta önce katılmıştı. Kendisini yeni yeni tanıyordum. Kendisi ile fazla samimiyetim yoktu. İçine kapanık, çekingen biriydi. Bildiğim kadarıyla kendisi bugün ilk defa çarşıya çıktı. Benim de çarşım olduğu için çarşıya çıkarken kendisini görmüştüm ancak sohbet etmemiştim. Kendisiyle birlikte 00-00 nizamiye nöbetçisiydim. Saat 45'te nöbetçi Onbaşı [Ö.A.] nöbet mangasını topladı. Doldur boşalt istasyonuna gittik. Nöbetçi subay [İ.] nezaretinde doldur boşalt yaptık. Nöbete iki şarjörle, bir tanesi avcı yerinde diğeri silahta dolmak üzere mermiyi namluya sürmeksizin silah emniyette olacak şekilde gitmekteyiz. Nöbete gelirken müteveffa [E.K.],nöbet mangasındaki soy ismini şu an hatırlayamadığım [R.] ile bir şey konuştu ancak ne konuştuklarını duymadım. Biz nöbeti nizamiyede bulunan iki kulenin önünde tutuyoruz. Normal olarak kulenin içine girmiyoruz. Nöbete başladıktan sonra ben kendisine çarşı izninin nasıl geçtiğini sordum. İyi geçti dedi. Okey ve bilardo oynadığını söyledi. Yemek yedik dedi. 10 sularında devriye aracı geldi. Kontrole uzman çavuş [] gelmişti. Ben aracı durdururken müteveffa [E.K.] mevziye girdi. Devriye uzman çavuşu parola işareti sordu. Diğer nöbetçiyi sordu. [E.K.] mevziden çıkarak kendisini gösterdi. Daha sonra devriye aracı gitti. Biz nöbet tutmaya devam ettik. 10 veya 15 dakika kadar sonra nizamiye kulübelerinin önündeyken [E.K.] de kendi kulübesinin etrafında geziyordu, aramızda yaklaşık 5-10 metre kadar mesafe vardı. Bir ara kulübeye girdi ve kurma kolu sesi duydum. Bir anda çekip bıraktı ve ardından seri halde mermi sesi duydum. Hemen alarm butonuna bastım ve nizamiyede bulunan uzman çavuş olayı duyup hemen yanıma geldi. Nöbetçi kulübesinin kapısını açtı ve [E.K.nın] kendini vurduğunu anladık. Ben şoka girmiştim. Başka bir şey hatırlamıyorum dedi.Soruldu: Devriye aracı çıktıktan 10-15 dakika kadar sonra [E.K.] kulübeye girdi Girdikten sonra kapıyı kapattı. Ben kapıyı kapatmasından şüphelenmedim. Kurma kolu sesini duyar duymaz ikaz edemeden mermi sesi geldi. Ben [E.K.nın] bölükte dövüldüğünü veya kötü bir muameleye tabi tutulduğunu görmedim. Ailevi bir problemi olup olmadığını bilmiyorum. Fazla konuşkan biri değildi. dedi" Askerî Savcı, olay günü nizamiyede emniyet kontrol uzman çavuşu olan O.K.nın ifadesini 30/7/2002 tarihinde almıştır. Uzman Çavuş O.K.nın ifadesi şöyledir:"Ben Olay günü nizamiye emniyet kontrol nöbetçi uzman çavuşu idim.Bizim görevimiz nizamiyeden giriş çıkışları düzenlemek[tir], doldur boşalt işlemi emniyet nöbetçi subayı tarafından yapılmaktadır. Olay günü müteveffa [E.K.] saat 00 sularında nöbetine başladı. 10 sularında devriye aracı geldi. Bu esnada ben dışarıdaydım. Kendisi nöbetçileri kontrol etti. Herhangi bir sorun olmadı. [E.K.nin] yanında nöbetçi olan [A.] ile nöbetçi uzman çavuş muhatap oldu. Daha sonra benimle konuştu. Devriye uzman çavuşu [] idi. Daha sonra nizamiyeyi terk etti. Ben de sandalyemi nizamiyenin yanında bulunan binanın ön tarafına çıkardım. Hava güzel olduğu için orada oturuyordum. Ancak oturduğum yerden nöbetçiler gözükmüyordu. Fakat arada bir kalktığımda nöbetçileri görüyordum. Bir ara lavaboya girdim. Tekrar dışarı çıkarken seri halde silah sesi duydum. Bu esnada [A.] alarma basıp dışarı çıkmış, şokta idi. Ben [A.nın] silahını yere bıraktırdım. Bu esnada diğer kulübenin kapısı kapalı ve içinden duman geliyordu. Kapıyı ilk olarak ben açtım. Baktığımda [E.K.] çökmüş vaziyette, silahı kucağında başından vurulmuştu. Hiçbir hayati belirtisi yoktu. Bu esnada acil müdahale mangası geldi. Nöbetçi Amirliğine haber vermiştik. Bu esnada [E.K.nin] kucağındaki silahın dolu olduğunu ve tehlike arz ettiğini düşünerek silahın namlusundan tutup kucağından aldım ve hiç ellemeksizin namlusu havayı gösterecek şekilde kulenin yan tarafındaki emniyetli bölgeye bıraktım. Bu esnada baktığında silah seri konumda idi. Emniyete de almadım. [E.K.] nöbet esnasında herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadı. Kalsaydı ben görür veya duyardım. İntihar etmeden önce kulübeye girdiğini görmedim. Genellikle nöbetçiler kulübenin dışında nöbet tutmaktadırlar dedi." Askerî savcı, soruşturma kapsamında 30/7/2002 tarihinde E.K.nın arkadaşlarının da ifadesini almıştır. Bu kapsamda ifadesi alınan E.H. özetle E.K.nın sessiz, içine kapanık biri olduğunu belirtmiştir. E.H.; olay günü E.K. ve diğer arkadaşlarıyla birlikte çarşı iznine çıktıklarını, önce bir okey salonuna gidip saat 00'e kadar okey oynadıklarını, ardından bir dönercide yemek yediklerini, akabinde ise önce postaneye sonra da bilardo salonuna gittiklerini, birliğe dönüşte yine postaneye uğradıklarını ifade etmiştir. E.H.; E.K.nın bu sırada moralinin iyi olduğunu, hatta okey oynarken çok şanslı olduğu için oldukça mutlu gözüktüğünü belirtmiştir. E.H. ayrıca, E.K.nın kolunda jilet izi olduğu için ona şakadan psikopat dediklerini ifade etmiştir. E.H. son olarak E.K.ya kötü davranan biri olmadığını belirtmiştir. Askerî savcı tarafından ifadesi alınan diğer kişiler de genel olarak E.H.nin ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur. E.Ha. adlı bir asker ayrıca E.K.nın İzmirli bir kız arkadaşının olduğunu ancak onun evlendiğini 3-4 gün kadar önce kendisine söylediğini, E.K.nın bu sırada moralinin çok da bozuk olmadığını ifade etmiştir. Askerî savcı 30/7/2002 tarihinde E.K.nın babasının ifadesini almıştır. E.K.nın babası ifadesinde özetle oğlunun sivildeyken herhangi bir psikolojik sorununun bulunmadığını, akıllı ve uslu bir çocuk olduğunu ancak on beş yaşlarında iken amcasının kızması üzerine bir cam parçasıyla kollarını kestiğini fakat bu olaydan sonra bir daha böyle bir şey yapmadığını belirtmiştir. E.K.nın babası; telefon görüşmelerinde oğlunun rahat bir askerlik yaptığını söylediğini, oğlunun bu görüşmelerde annesine herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadığını söylediğini ifade etmiştir. E.K.nın babası ayrıca oğlunun sevdiği kızın yaklaşık bir yıl önce sözlendiğini ancak evlenip evlenmediğini bilmediğini belirtmiştir. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm bu verileri değerlendirerek E.K.nın ölümünde hiçbir kimsenin cezai sorumluluğunu gerektirecek durumun bulunmadığı, ölümün intihar sonucu meydana geldiği kanaatine varmış; 23/9/2002 tarihli karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, hangi yollara başvurulacağı ve başvuru süresi açıkça belirtilmemiştir. Bu karar, başvurucu ile aynı yerde ikamet eden F.K. adlı kişiye 11/10/2002 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/6/2015 tarihli dilekçe ile 23/9/2002 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir. Başvurucu, öncelikle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda hangi yollara başvurulacağı ve başvuru süresi açıkça belirtilmediğinden itiraz hakkını süresi içinde kullandığını savunmuştur. Başvurucu akabinde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın eksik inceleme sonucu verildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; ölümün şüpheli bir ölüm olayı olduğunu, Askerî Savcılığın eksik inceleme sonucu hatalı olarak intihar nitelendirmesi yaptığını belirtmiştir. Başvurucu, silah üzerinde hiçbir parmak izinin bulunmamasının oldukça şüpheli olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu; eğer olay gerçekte intihar ise askerlik öncesinde herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunmayan oğlunun askerlik hizmeti sırasında psikolojisinin bozulduğunun açık olduğunu, olayda devletin sorumluluğunun bulunduğunu, oğlunun kollarında jilet izlerinin bulunduğu da dikkate alındığında yaşam hakkını korumak için gerekli olan tedbirlerin alınmadığının açık olduğunu ifade etmiştir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) 10/9/2015 tarihli kararla başvurucunun süreye ilişkin itirazını haklı bulmuş ve itirazın süresinde yapıldığını kabul etmiştir. Bununla birlikte Askerî Mahkeme, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak başvurucunun esasa ilişkin itirazının reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"(...)Yukarıda açıklanan ve dosyada mevcut deliller değerlendirildiğinde; müteveffanın askerlik yaptığı süre boyunca arkadaşları ve komutanları tarafından tespit edilen bir sorununun olmaması, vücudunda bulunan kesiler, deftere yazdığı beyanlar, koluna yazdığı kelimeler ve çizdiği figürlerin tek başına psikolojık rahatsızlığını gösterir işaret ve emareler olmamasının değerlendirilmesi, ailesiyle yapmış ulduğu telefon görüşmelerinde rahat bir askerlik yaptığını beyan etmesi, dosyadaki mevcut bulunan olay yeri fotoğrafları, olay yeri krokisi, otopsi raporu ve özellikle tanık [A.nın] beyanları sonucu müteveffaya zimmetli silahta parmak izi bulunmamasına yönelik şüphenin ortadan kalktığı, bu izlerin nasıl ve ne şekilde yok edildiği veya izlerin neden bulunamadığının açığa kavuşturulmasının, olay üzerinden uzun zaman geçmesi sebebiyle mümkün olmadığı ve bu nedenle tüm dosya kapsamında ki deliIlere göre müteveffanın hayatına son vermek kastıyla eylemi gerçekleştirdiği ve bu olayda cezai anlamda bir kimsenin sorumluluğuna gidecek delil ve emarelerin bulunmadığının kabulü gerektiği, ayrıca cezai anlamda yaptırıma gidecek kimsenin olmamasının devletin yaşam hakkına ilişkin yükümlülükleri yerine getirdiği anlamına gelmediği, bu hususun idari dava açılarak mağduriyetin giderilmesini talep edilebileceği vicdani kanaate ulaşmakla, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." Bu karar 17/11/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-