9. Ceza Dairesi 2021/15571 E. , 2024/9155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/274 E.; 2016/29 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılan mağdure vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ... hakkında beden veya ruh sa
**9. Ceza Dairesi 2021/15571 E. , 2024/9155 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/274 E.; 2016/29 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılan mağdure vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanıkların atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Dosya kapsamında sanıkların atılı suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeter delil olmasına rağmen beraatlerine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. GEREKÇE A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Kovuşturma evresinde ifadesinin alındığı 10.02.2015 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin sanık ...'den şikayetçi olmadığını beyan etmesi ve sanıkların müsnet suçu iştirak halinde işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/5. maddesi gereğince sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçmenin diğerini de kapsaması nedeniyle sanık ... ile ilgili vazgeçme sanık ...'a da sirayet edeceğinden, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin sanıklar yönünden davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden mağdure vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş, belirtilen nedenle Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. B. Sanık ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri ve bozma isteyen Tebliğname görüşü yerinde görülmemiştir. C. Sanık ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm İle Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olayın oluş şekli, mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunmalar, tanık ...'ın beyanı, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanlığınca düzenlenen raporlar, adli muayene raporları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanık ...'ın olay günü mağdureye yönelik istismar eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp tanık beyanı ve adli raporlar dikkate alındığında mevcut haliyle mağdureye yönelik eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacağı; sanık ...'nin ise olay tarihinde on beş yaşından küçük olması nedeniyle rızası hukuken geçerli olmayan mağdureyi cebir, tehdit veya hile olmaksızın evine götürmesi ve bir müddet orada tutması şeklindeki eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı gözetilerek sanıkların bu suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine yazılı şekilde beraatlerine dair hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Sanık ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm İle Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısınin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden Üye ... ve sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden Üye ...'nın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşup oluşmadığına ilişkindir. Mağdurenin beyanına göre olay günü kendisini bulunduğu yerden almasını istediği sanık ...'nin, sevk ve idaresinde bulunan araçla mağdureyi almak için bulunduğu yere gittiği, mağdurenin alkollü olması ve bu şekilde eve gitmek istemediğini söylemesi üzerine sanığın mağdureyi alarak evine getirmesi şeklinde gerçekleşen olayda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarından olan kast unsurunun mevcut olmaması nedeniyle atılı suçun oluşmayacağı ve bu nedenle sanık hakkında müsnet suçtan verilen beraat kararının onanması kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki görüşle hükmün bozulmasına dair çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. KARŞI OY Yerel Mahkemece verilen beraat kararının onanması yerine bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum: Sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davasında, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK 109), sanık ... hakkında ise çocuğun nitelikli cinsel istismarı (TCK 103/2) suçlarından verilen beraat kararlarının, Dairemizce belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar verilmişse de, somut olayın özellikleri dikkate alındığında, sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. Sanık ... hakkında yapılan değerlendirmede, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyim. TCK’nın 109. maddesi, “kişiyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmekten veya bir yerde kalmaktan alıkoymayı” suç olarak düzenlemektedir. Bu suçun oluşabilmesi için maddi ve manevi unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: Maddi unsur, mağdurun hareket özgürlüğünün hukuka aykırı şekilde kısıtlanmasıdır. Manevi unsur, failin bu eylemi gerçekleştirme kastıyla hareket etmesidir. Somut olayda, mağdurun yaşının 15’ten küçük olması sebebiyle rızasının hukuken geçerli olmadığı tartışmasızdır. Ancak, bu durum tek başına suçun oluştuğu anlamına gelmemektedir. Zira, suçun oluşması için mağdurun hareket özgürlüğünün fiilen ve hukuka aykırı biçimde kısıtlanmış olması gerekmektedir. Olay günü sanığın savunması, mağdurun beyanı ve tanık ...’ın anlatımları dikkate alındığında, mağdurun sanıktan bulunduğu yerden kendisini almasını istediği, sanığın ise köy idaresine ait araçla mağduru almak için bulunduğu yere gittiği, mağdurun alkollü olduğu ve bu şekilde eve gitmek istemediğini söylemesi üzerine sanığın mağduru alarak evine götürdüğü sabittir. Bu kapsamda: Sanığın, mağduru bir yere gitmekten veya bir yerde kalmaktan hukuka aykırı olarak alıkoyduğuna ilişkin somut bir delil bulunmamaktadır. Mağdurun özgürlüğünün kısıtlandığını gösteren fiziksel veya psikolojik herhangi bir zorlama unsurunun mevcut olmadığı, mağdurun kendi iradesiyle sanıktan yardım istediği anlaşılmaktadır. Sanığın, mağdurun hareket serbestisini kısıtlama kastıyla hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmamaktadır. Mağdurun beyanları, sanığın iradesine aykırı bir hareket içinde olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu hususlar göz önüne alındığında, sanığın eylemi mağdurun hareket özgürlüğünü hukuka aykırı olarak kısıtlama niteliği taşımadığından, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmamıştır. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun 234/3. maddesinde düzenlenen çocuk kaçırma ve alıkoyma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın beraat kararı verilmesi, hukuki açıdan tartışılması gereken bir konu olup, mahkemece bu husus ele alınmadan karar verilmiştir. Sanık ... hakkında yapılan incelemede ise, nitelikli cinsel istismar (TCK 103/2) yerine basit cinsel istismar (TCK 103/1) suçundan hüküm kurulması gerektiği kanaatindeyim. Dosya kapsamındaki doktor raporları birlikte değerlendirildiğinde, mağdur hakkında alınan 06.02.2013 tarihli genital muayene raporunda, hastanın dış jinekolojik muayenesinde saat 4 hizasında yeni yırtılma mevcut olduğu belirtilmiştir. Ancak, Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 05.05.2015 tarihli raporunda, mağdurun yapılan jinekolojik muayenesinde kızlık zarının normal yapıda olup bozulmamış olduğu tespit edilmiştir. İlk rapor ile aradan uzun bir süre geçtikten sonra alınan ikinci rapor arasındaki çelişki, sanığın hukuki durumunun daha dikkatli değerlendirilmesini gerektirmektedir. Zira, tıbbi bulgulardaki bu farklılıklar dikkate alındığında, sanığın eylemlerinin nitelikli cinsel istismar (TCK 103/2) kapsamında değil, basit cinsel istismar (TCK 103/1) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, sanık ...’nin eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK 109) kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak çocuk kaçırma ve alıkoyma (TCK 234) suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaksızın beraat kararı verilmesinin hukuki olarak yeterli olmadığı, sanık ... hakkında ise nitelikli cinsel istismar (TCK 103/2) yerine basit cinsel istismar (TCK 103/1) kapsamında hüküm kurulması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.