Başvuru, başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektubun ceza infaz kurumunca alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlâl edildiğine ilişkindir.
Başvuru, başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektubun ceza infaz kurumunca alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlâl edildiğine ilişkindir. Başvuru 10/6/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Komisyon tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyon tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 29/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 4/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 10/8/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: (Kapatılan) Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinin 17/11/1994 tarihli kararı ile başvurucunun müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, posta yolu ile yurt dışında yaşayan bir arkadaşına göndermek istediği iki sayfalık mektup Türkçe dışındaki bir dil ile yazılmıştır. Sakıncalı olduğuna karar verilen mektubun onaylı suretinin incelenmek üzere gönderilmesi Bölümler Başraportörlüğü tarafından istenmiştir. Orijinali ve Türkçesi ile beraber gönderilen mektubun Ceza İnfaz Kurumu tarafından aynı suretle bire bir Türkçe'ye çevrildiği, daha sonra da karar verildiği anlaşılmaktadır. Türkçe'ye çevrilmiş hâliyle mektupta geçen ifadelerin bir kısmı şöyledir: "Merhaba değerli arkadaş mer.. BAW..", " Senin ve ... radyosunun çalışanlarının ... zamanı iyi ve güzel olsun", "Ben birkaç kez farklı zamanlarda mektup yazdım ve resimlerle birlikte Z. arkadaşa, N.E.'ye, Z.K.'ye, E.E.'ye, R.B'ye ve K.E. arkadaşa gönderdim ama idare anlamsız gerekçelerle mektuplara el koydu ve göndermediler. En son K.E. arkadaşa bir kart yazdım yine engel çıkardılar.", "Yine K.E. arkadaş bana başka bir isimle hitap ediyor, artık şu anki ismimi kullansa iyi olur.", "Bunun dışında; 4 nisanda güneşimizin doğum günü olan günde...", "En son olarak, benim/bizim durumumuz iyidir. Bizi hiç merak etmeyin, çünkü dışarıda kadar çok hızlı olay ve gelişmeler oluyor ve biz hep merak ediyoruz." Anılan mektup, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 6/5/2013 tarihli ve 2013/153 sayılı kararıyla değerlendirilmiştir. Söz konusu kararın "Alınan karar bilgileri" kısmında, karar tipi olarak "Mektubu Yok Et" yazmaktadır.Karar metni şöyledir:"Yapılan inceleme neticesinde hükümlü Kamuran Reşit Bekir'in A.'ya göndermek istediği mektupta radyo kanalı aracılığı ile terör örgütüyle haberleşmeyi sağlayan ifadeler nedeniyle sakıncalı görülerek Ceza İnfaz Kurumumuz Disiplin Kurulu tarafından mektubun Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 'üncü maddesinin 2'nci bendinde "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlenmesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün, yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır" gereğince Ceza İnfaz Kurumumuz Disiplin Kurulu tarafından mektubun Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün maddesine göre İMHA edilmesine karar verilmiş olup, kararın hükümlüye tebliğine, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karara Sincan İnfaz Hakimliğine itiraz edebileceğinin hatırlatılmasına, kararın bir örneğinin sicil müşahede dosyasına, bir örneğinin açılan özel kartona konulmasına, kararın infazı için ilgili birime yazılmasına oy birliği ile karar verildi." Başvurucu Disiplin Kurulunun bu kararına karşı Sincan İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Başvurucunun şikâyet dilekçesi özetle şu şekildedir:"... Belçika adresinde ikamet eden A.'ya normal mektup göndermek istedim.Ceza Disiplin Kurulunun karar tarihi 6/5/2013 ile ... mektubu yok et-imha edilmesi kararı almıştır. Ben bu karara itiraz ediyorum. Çünkü mektubun içeriği ile ilgili cezaevi güvenliği zarar veren, suç teşkil edebilecek, Kanun ve nizamlara karşı delil ve teşvik edici söz, genel ve özel olarak aykırı ve tehlikeli bir söz veya ima yoktur. Aynı zamanda Disiplin Kurulunun hukuki bir sıfatı yoktur. Alınan karar yasaları zorlayarak ve keyfi ve şahısları hedef alarak alınmıştır. Bir de disiplin Kurulunun hepsi Kürt dilini bilmedikleri için nasıl anladılar ki mektubun içerisinde suç teşkil edecek bir durum vardır?Ayrıyaten Mahkemeniz adı geçen mektubumu alıp, inceleyip ve içeriğiyle ilgili suç teşkil edilecek bir husus varsa bana bildirilmenizi talep ediyorum. ... " Sincan İnfaz Hâkimliği, aşağıda yer alan gerekçelerle başvurucunun şikâyetini reddetmiş; şikâyet konusu metin hakkında aşağıda açıklanan hususlar çerçevesinde İnfaz Tüzüğü'nün maddesine göre işlem yapılmasına ve kararın bir örneğinin gereği için Ankara 2 No.lu F tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine karar vermiştir. İnfaz Hâkimliğinin gerekçesi şu şekildedir:"...Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik uygulaması, mahkûmların genel olarak özgürlük hakkı hariç Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden yararlanmaya devam ettikleri yönündedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesine göre: "herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Anılan haklar ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda gerekli bulunan müdahalelerin dışında, kamu makamları tarafından hiç bir müdahale yapılamaz." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin birçok kararında da; ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun asli temellerinden olduğu, toplumun ilerlemesinin ve herbireyin gelişmesinin başlıca şartlarındanbirini oluşturduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesinin fıkrasına tabi olmak kaydıyla bu özgürlüğün, yalnızca olumlu karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olarak algılanan ‘bilgi’ ve ‘fikirler’ için değil; şok edici, zedeleyici yahut kaygı verici bilgi ve fikirler için de geçerliği olduğu vurgulanmıştır. Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre şiddete çağrı ve teşvik, kin ve nefret söylemi, hakaret ise ifade özgürlüğünün koruması altında değildir. Herhangi bir beyanın şiddete çağrı ve teşvik,kin ve nefret söylemi ve hakaret kapsamında olup olmadığı,beyanın genelinden, nerede nasıl söylendiğine, kimin tarafından söylendiğine, söylem ve eylemin pratikte bir karşılığı olup olmadığına, söylemin etkinliği açısından yakın tehlike kavramının değerlendirilmesine kadar bir dizi unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir.5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68/ maddesinde de "Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suçörgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez"düzenlemesi yer almaktadır. Bu ilkeler ve yasa maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda;Hükümlüye gönderilen mektubun "B."isimli kişiyegönderildiği, mektubun gönderen tarafından doğrudan doğruya muhatabına değil de önce Belçika'da kayıtlı bir adrese ve başka bir isme gönderildiği, sonradan da bu isim tarafından da muhatabına iletilmek üzere postaya verildiği,Hakimliğimize intikal eden birçokdosyadan da ( mesela 2013/2111, 2120, 2117 Esas sayılı dosyalar) anlaşıldığı üzere bu şekilde gönderen tarafından doğrudan muhatabına postalanmayan mektupların Belçika'da kayıtlı bir adrese ulaştırılıp o adreste görünen bir isim tarafından muhatabına iletilmek üzere postaya verildiği, bu uygulamaya göre de mektupların bir merkezde toplandıktan sonra muhataplarına iletildiği, mektuplaşmanın bu şekilde bir merkezin kontrol ve denetiminde gerçekleştiğianlaşılmıştır. Öte yandan mektubun içeriğinde de itiraz edenin"K.E arkadaş bana başka bir isimle hitap ediyor artık şu anki ismimi kullansa iyi olur" ifadesinin geçtiğideanlaşılmıştır.Buna göre gerek mektuplaşmanın usulü gerekse içeriği gözetildiğinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68/ maddesinde belirtilen "terör ve çıkar amaçlı suçörgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olma" hali söz konusu olduğundan İdare kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu, itirazın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle...". Başvurucunun Sincan Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yaptığı itiraz, İnfaz Hâkimliğinin kararına atıf yapılarak Mahkemenin 24/5/2013 tarihli ve E.2013/1698 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu 10/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz (B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-19) kararında, hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan müdahalelere ilişkin mevzuata yer verilmiştir.