Başvuru, adli yargı tarafından verilen görevsizlik kararı üzerine davaya bakan idare mahkemesinin davalı Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin Türk İdari Teşkilatında yer almadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, adli yargı tarafından verilen görevsizlik kararı üzerine davaya bakan idare mahkemesinin davalı Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin Türk İdari Teşkilatında yer almadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 26/5/2017 ve 3/4/2018 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu Ayhan Çelikbay'a ait 2018/9088 numaralı başvurunun konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/25250 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi Türkiye ve Kırgızistan arasında 30/9/1995 günü İzmir’de Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek Şehrinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma (anlaşma) imzalanmıştır. Anlaşma, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20/6/1996 tarihli ve 4144 sayılı Kanunu ile onaylanmış; 23/6/1996 tarihli ve 22675 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anlaşma kapsamında Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi (Üniversite) yönetiminin Türkiye ve Kırgızistan devletleri tarafından müşterek işlemlerle oluşturulacağı belirtilmiştir. Anlaşma gereğince Üniversitenin statüsü 23/9/1996 tarihli ve 22766 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Tüzüğü (Tüzük) ile belirlenmiştir. Söz konusu Tüzük 19/3/2013 tarihli ve 28592 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Tüzüğü Hakkında Mutabakat zaptına ek tüzük ile yürürlükten kaldırılmıştır. Tüzük'ün "Akademik ve İdari Personel" başlıklı maddesinde öğretim elemanlarının üniversitede görevli profesör, doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi, okutman, uzman ve araştırma görevlisi unvanına sahip kişilerden oluşacağı ve sözleşmeli olarak çalışacakları belirtilmiştir. Tüzük'e göre öğretim elemanları haricen yapılacak bir sözleşme ile veya Türkiye'den 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun maddesine göre yapılacak görevlendirme ile çalıştırılabilecektir.B. Somut Başvurulara İlişkin Olgular Başvurucular muhtelif tarihlerde Üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapmıştır. Başvuruculardan Mahmut Durmaz kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, yıllık ve tatil ücretleri gibi alacakları ile manevi tazminat talebiyle; başvurucu Ahmet Çelikbay kıdem tazminatı talebiyle Üniversite aleyhine iş mahkemelerinde dava açmıştır. İş mahkemeleri uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Söz konusu karar gerekçelerinde, davalı Üniversitenin Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti Hükûmeti arasında imzalanan 30/9/1995 tarihli anlaşma ile kurulmuş olduğu vurgulanmış; sözleşme hükümleri kapsamında başvurucuların sürekli nitelikteki bir kamu hizmetinde çalışmaları sebebiyle kamu personeli sayıldıkları gerekçesiyle davanın idari yargının görev alanına girdiği belirtilmiştir. Görevsizlik kararı üzerine başvurucular tarafından Ankara İdare Mahkemesi ve Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemeleri) dava açılmıştır. Ankara İdare Mahkemesinin 4/11/2016 tarihli ve Ankara İdare Mahkemesinin 25/5/2014 tarihli kararlarıyla Türk yargı sisteminde Türk makamlarınca tesis edilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olması dolayısıyla iptali için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal ya da tam yargı davalarının açılabileceği, Üniversitenin Türk idari teşkilatı içinde yer almadığı gerekçesiyle davanın esasının incelenme olanağının bulunmaması sebebiyle 1/6/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama ve Usulü Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının b bendi gereğince davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Başvurucuların istinaf ve temyiz başvuruları reddedilmiştir. Başvurucular 26/5/2017 ve 3/4/2018 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Kanun 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un "Milletlerarası yetki" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Dava şartları şunlardır:a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.b) Yargı yolunun caiz olması...." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının incelenmesi" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Dilekçeler, ...a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü,c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı...Yönlerinden sırasıyla incelenir." 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek kararlar" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;a)3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,...Karar verilir." 12/6/1979 tarihli ve 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Olumsuz görev uyuşmazlığı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilir." 2247 sayılı Kanun'un "Yargı merciince yapılacak işlemler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararın kesinleşmesinden sonra taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir." 2247 sayılı Kanun'un "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." Uyuşmazlık Mahkemesi İçtihadı Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 29/12/2014 tarihli ve E.2014/1093, K.2014/1141 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Manas Üniversitesi bünyesinde çalışacak öğretim elemanlarının sözleşme ile işe alınacağı, Türkiye’den yapılacak görevlendirmelerde de yine sözleşmenin imzalanacağını kaleme almaktadır. Ancak daha önce de belirtildiği üzere, davacının, davalı üniversitede Yüksek Öğretim Kurumu tarafından görevlendirildiğine dair bir iddiası olmadığı gibi dosyası kapsamında da bu konuya ilişkin bir bilgi yada belge bulunmamaktadır. Davacının, 1991 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ni bitirdiği, 1991 tarihinde Ankara Üniversitesi TÖMER Kurumu’nda Türkçe Okutmanı olarak göreve başladığı, 1993-1994 tarihleri arasında görevli olarak Kırgızistan’da bulunduğu, 1999 tarihinde, Manas Üniversitesi’ne müracaat ettiği ve okutman olarak çalışma talebinde bulunduğu, talebinin uygun bulunması üzerine, taraflar arasında imzalanan yıllık sözleşmeler ile 1999-2008 tarihleri arasında davalı kurumda Türkçe Okutmanı olarak görev yaptığı, 2008 tarih ve 920-10 sayılı yazı ile 2008-2009 Eğitim-Öğretim Dönemi içinde sözleşmenin yenilenmeyeceği belirtilerek, davacının görevine son verildiği anlaşılmıştır.Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 2013 gün ve 24033795/741/0600199209617 sayılı yazı içeriğinden, davacının 1999 yılının ayından, 2008 yılının ayına kadar SSK sigorta sicil numarası ile isteğe bağlı sigortalı statüsünde çalıştığı tespit edilmiştir.Tüm bu tespitler ışığında, davacının davalı üniversitede 2547 sayılı Kanun kapsamında değil, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi gereğince 1999-2007 tarihleri arasında çalıştığı, bu sırada sigorta primlerini kendi isteği ile SSK sicil numarası üzerinden ödediği, 2008 yılı Eğitim ve Öğretim Dönemine ilişkin olarak sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine görevinin sona erdiği; davacı tarafından, davalı kurumda çalıştığı döneme ilişkin olarak kıdem alacağı ve kendisi tarafından ödenmek zorunda kalınan sigorta primlerinin ödenmesinin istendiği anlaşılmakla; davaya konu uyuşmazlığın, özel hukuk hükümleri çerçevesinde (Türk Mahkemelerinin, ulusal açıdan yargılama görev ve yetkisine ilişkin değerlendirme hakkı saklı kalmak kaydı ile) adli yargı yerinde görülmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır...." Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 11/4/2016 tarihli ve E.2016/203, K.2016/242 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “...Türkiye ve Kırgızistan Devletleri arasında, 1995 tarihinde İzmir’de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek Şehrinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma’nın imzalandığı ve bu anlaşmanın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 4144 sayılı Kanunu ile onaylandığı, 1996 gün ve 22675 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır.…davacının, davalı Üniversitede ilk olarak 2002-2003 öğretim yılında Üniversitenin kararı ve Kırgızistan tarafından atanan rektörün ve Türkiye tarafından atanan rektör vekilinin talebi üzerine ve İstanbul Üniversitesi'nin uygun görmesi ile işe başladığı; 2004 yılında İstanbul Üniversitesinden emekli olduğu,2004-2005 yılından sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar sadece davalı Üniversitenin Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde öğretim üyesi olarak hizmet verdiği; bu süreçte bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerinde de bulunduğu; davacının davalı Üniversitede her yıl yenilenen hizmet sözleşmesi ile 2002 yılından 2012 tarihine kadar kesintisiz olarak görev yaptığı; iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinden ve çalışma süresi kıdem tazminatı almasını gerektirecek sürede olduğundan bahisle, İş Kanunu hükümleri kapsamında kıdem tazminatı alacağının; iş sözleşmesinin 2012 tarihinde haklı bir nedene dayanmadan feshedildiğinden, sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin yazılı bildirimin ise sözleşmede öngörülen sürede yapılmadığından iş sözleşmesi kendiliğinden bir yıl daha uzamış olduğundan bahisle bakiye süre ücret alacağının ve son olarak da manevi tazminatın ödenmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.Tüm bu tespitler ışığında, davacının davalı üniversitede 2547 sayılı Kanun kapsamında değil, taraflar arasında imzalanan iş/hizmet sözleşmesi gereğince çalıştığı, sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine görevinin sona erdiği; davacı tarafından, davalı kurumda çalıştığı döneme ilişkin olarak kıdem tazminatı, bakiye süre ücret alacağı ve manevi tazminat ödenmesinin istenildiği anlaşılmakla; davaya konu uyuşmazlığın, özel hukuk hükümleri çerçevesinde(Türk Mahkemelerinin, ulusal açıdan yargılama görev ve yetkisine ilişkin değerlendirme hakkı saklı kalmak kaydı ile) adli yargı yerinde görülmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır....” Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 28/1/2016 tarihli ve E.2015/15747, K.2016/971 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dava, hizmet tespiti ile sigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının belirlenmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir....Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 2014 tarih, 2014/1093 Esas ve 2014/1141 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, davalı Manas Üniversitesi’nin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaya da 5018 sayılı Kanun ile Milli Bütçeye dahil edilen kurumlar arasında yer almaması nedeni ile Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde ayrı bir Kamu Tüzel Kişiliğine sahip üniversite olarak değerlendirilmesinin mümkün olmaması, davacının da, davalı üniversite nezdinde 2547 sayılı Kanun kapsamında değil, iş sözleşmesine bağlı olarak çalışması karşısında, hizmet tespiti ile sigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının belirlenmesi istemiyle açılan davanın çözümünde adli yargının görevli olduğunun açık olmasına göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir....Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. " Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/2/2019 tarihli ve E.2018/1294, K.2019/1474 sayılı kararlarının ilgili kısmı şöyledir:"Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarınınreddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'nden alınmasına 2019 gününde oybirliğiyle karar verildi."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği, ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her ne kadar bizzat madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81). AİHM, uyuşmazlık tespit edilirken görünüşün ve kullanılan dilin ötesine geçilerek her davanın koşullarına göre durumun gerçeklerine yoğunlaşılması gerektiğini belirtmiştir (Gorou/Yunanistan (No. 2) [BD], B. No: 12686/03, 20/3/2009, § 29). AİHM; Sözleşme'nin maddesinin Sözleşmeci devletlerin iç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlam öngörmediğini, bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak iç hukuka başvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerinden farklı bir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunması gerektiğini, yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirin kabul edilip edilmemesine karar vermede takdir hakkının kullanıp kullanmadığının dikkate alınabileceğini hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununla birlikte salt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının bir hakkın varlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddia edilen hakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranın talebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğini belirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§ 91-94). İlgili diğer AİHM içtihadı için bkz. Yusuf Bilin, B. No: 2014/14498, 26/12/2017, §§ 28-