(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2012/19511 E. , 2012/22324 K. MAHKEMESİ :... Mahkemesi Davacı, murisinin ... kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan s…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2012/19511 E. , 2012/22324 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :... Mahkemesi Davacı, murisinin ... kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava 29.12.2001 tarihinde meydana gelen ... kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Yerel Mahkemenin davacı ...’nun maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, davacı çocukların maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kabulüne ilişkin 10.05.2007 günlü kararının davalılar vekilince temyizi üzerine Dairemizce yargılama sırasında dosyada bulunduğu anlaşılan ve borcu söndüren belge niteliğindeki İbranameye ilişkin olarak davacıların beyanının alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar vekilinin ibraname ile ödenen 5.000,00-TL’nın davacılar arasında eşit olarak paylaştırılmasına ilişkin bayanı esas alınarak, yapılan ödemenin 1/3 ü davacı eşin maddi zararından, 1/3 ü de (çocukların maddi zararı çıkmadığından) manevi tazminatlarından indirilmek suretiyle ...’nun maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, davacı çocukların maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bozma öncesinde de davacı çocukların maddi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği ve bu karar davacı tarafça temyiz edilmediğinden bozma sonrası kurulan kararda da aynı yönde kurulan hüküm isabetlidir. Davacı eş yararına hüküm altına alınan maddi tazminat ile davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminatlara yönelik temyize gelince: Davacıların imzasını taşıyan ve 17.04.2012 tarihli duruşmada içeriği davacı ... tarafından da doğrulanan 04.01.2002 tarihli ibranamenin maddi tazminatın belirlenmesinde ve manevi tazminatın takdirinde gözetilmemesinin nedenleri açıklanmadan yazılı şekilde maddi ve manevi tazminat takdiri hatalı olmuştur. 04.01.2002 Tarihinde düzenlenen İbranameye göre, davacıların 29.12.2001 tarihindeki ... kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminatlarına karşılık 5.000,00-TL alarak davalı işvereni ibra ettikleri, belirtilmiş bulunup içeriğinin davacı tarafça da kabul edildiği, davacılar ile işverenin imzasını taşıdığı ve ibranamedeki imzaya görülmekte olan dava sırasında itiraz edilmediği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davalı işverenin yaptığı ödemenin ne kadarının maddi tazminata, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu, 30.10.1998 tarihli belgenin ibraname olarak kabulünün mümkün olup olmadığı, noktalarında toplanmaktadır. Davacı ve davalı tarafın ibranamede yazılı bulunan 5.000,00-TL nin ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğuna dair beyanları yoktur. Yalnızca yapılan ödemenin davacılardan eşit olarak mahsup edilmesi davacılar vekilince talep edilmiştir. Tarafların yapılan ödemenin maddi ve manevi tazminatlara bölüştürülmesi konusunda anlaşmalarının söz konusu olmadığı ödemenin dağılımı konusunda her hangi bir delilin ileri sürülmediği durumlarda yapılan ödemenin maddi ve manevi tazminatlar arasında eşit olarak bölüştürülmesi gerektiği dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Hal böyle olunca da 5.000,00-TL’lık ödemenin 2.500,00-TL’sının maddi tazminata ve 2500,00-TL’sinin da manevi tazminata karşılık alındığının kabulünün gerektiği açıktır. Öte yandan, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K’ nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Bu durumda davacının manevi zararına karşılık yapılan ödemeyi kabul ederek ibraname verildiği göz ardı edilerek manevi tazminat taleplerinin reddi yerine, manevi tazminatın bölünmeyeceği göz ardı edilerek yazılı şekilde davacılar yararına manevi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Maddi tazminat gelince: Uyuşmazlık, davacılara eşit oranda ödendiğinin kabulü gereken 2.500,00-TL karşılığında düzenlenen 04.01.2002 tarihli belgenin içeriği ve kapsamı yönünden davacıların tüm alacaklarını aldıkları ve bu suretle borçluyu borcundan kurtardıkları biçiminde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kural olarak hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumun, ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Yapılacak ...; ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak hak sahiplerinin gerçek zararını saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin; hak sahiplerinin her birinin ödeme tarihindeki, gerçek zararını hangi oranda karşıladığını saptamak; son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan, davalı tarafın; ödeme yapılan tarih itibarıyla hak sahiplerinin her biri bakımından karşıladığı zarar oranında indirim yapmak ve usuli kazanılmış haklarda gözetilerek varsa kalan miktara hükmetmek, açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacı eşin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, tarafların bu yönleri temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 06/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.