T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:25/05/2023 Davanın Türü:Alacak (Sebepsiz Zenginleşme) Dava Tarihi:12/10/2022 Karar Yazım T:12/03/2026 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü; I.…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:25/05/2023 Davanın Türü:Alacak (Sebepsiz Zenginleşme) Dava Tarihi:12/10/2022 Karar Yazım T:12/03/2026 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili açtığı dava ile, davacının yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetleri de içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmetleri gibi faaliyetler yürüttüğünü, davacı şirket ile ... Sanayi ve Ticaret- ... arasında 17/03/2017 tarihli 27/02/2014 tarihli ve 31/12/2023 tarihli sözleşmeler akdedildiğini, söz konusu sözleşmelere istinaden, anılan şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte, KDV tutarının tamamı anılan şirkete ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 371.maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle davacı üzerinde kaldığını, bu nedenle sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında davacı tarafça vergi dairesine yatırılan 78.383,10 TL'nin davacıya iade edilmesi gerektiğini, fazla ödenen miktarın geri ödenmesi için ihtar edildiğini, ancak ödemenin iadesinin yapılmadığını belirterek, alacaklarının ihtar yazısının tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevabında, davacı kurum ile davalı arasında nakliye işi ile ilgili anlaşma yapıldığını, davalının, davacı tarafa nakliye işi ile ilgili olarak bir hizmet sunduğunu, davalının firmanın anlaşma tarihlerinde yasada tevkifat uygulaması olmadığından, davalının bu tarihe kadar olan sözleşme ilişkisi nedeniyle tevkifat kesintisi yapılamayacağını, davalı şirketin ikametgah adresinin İzmir olması nedeniyle davaya yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi, taraflar arasında nakliye sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye göre taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dâhil ise de ilgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dâhil olmayıp, idare tarafından yükleniciye ödeneceği, fakat bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya kesilen faturaların % 18 KDV ile kesildiği ve tevkifat uygulanmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre 3065 sayılı KDV kanunu 9. maddesi ve KDV uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5) bölümü uyarınca, davalı tarafından kesilen faturada gösterilen toplam %18 KDV tutarının, 9/10'unun sorumlu sıfatıyla tevkif edilmek suretiyle davacı tarafından vergi dairesine ödenmesinin gerektiği, davalı tarafından düzenlenen faturalarda 9/10 Tevkifat KDV tutarı gösterilmeyerek, 9/10 KDV’nin davacıdan yersiz olarak tahsil edildiği, davacının sözleşme ile davalıdan almış olduğu hizmet kapsamından davalıya fatura karşılığını hakediş ödemesi yapar iken %18 Toplam KDV’nin, 9/10’unu davalıya ödemeden Vergi Dairesine ödemesi gerekirken, davalı tarafından hatalı düzenlenen faturalar nedeniyle %18 KDV’nin tamamını davalıya ödediği, vergi sorumlusu olarak Hazineye intikal ettirilmesi gereken 9/10 KDV’nin vergi dairesine ödenmesinden sorumlu olduğu, düzeltme beyanları ile Hazineye KDV’nin intikalini pişmanlık maddesi hükümlerince yerine getirmiş olduğu, hem hazineye hem de davalıya iki kere ödeme yaptığı, mahkemece de hükme esas alınan gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi raporu ile belirlenen 77.216,59 TL yönünden davacının talebinin TBK'da düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda davalının sebepsiz zenginleştiği ve davacının bu miktarı davalıdan talep hakkı olduğu, TBK 117. maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarih itibariyle temerrüt oluşmuş ise de, taleple bağlılık ilkesi gereğince taleple bağlı kalındığı, davalının 27/02/2021 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş ise de, tarafların tacir ve işin ticari iş olması nedeniyle hükmedilen alacağa avans faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 77.216,59 TL alacağın temerrüt tarihi olan 27/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davalı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, cevap dilekçesinde belirttikleri hususlarda yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme sonucu karar verildiği, hatalı değerlendirme sonucu zaten var olmayan bir tevkifat borcu üzerinden vergi dairesine ödeme yaptığı, dolayısıyla ortada bir sebepsiz zenginleşme durumunun olmadığı, davacının, davalıya haber vermeksizin kendi başına bu şekilde bir ödeme yapmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, davalının da ödeme yükümlülüğü kapsamında olmayan bu ödemeden sorumlu tutulmasının beklenilemeyeceği, davacının yaptığı yersiz ödemeyi vergi dairesinden geri istemesi gerektiği gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıya sözleşme gereği yapılan ödemelerden kesilmediği ve davalı adına vergi dairesine yapıldığı belirtilen KDV ödemelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TBK 77-82. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmaktadır. 2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 3. Değerlendirme Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire, ortaya koyduğu gerekçeye ve taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve davalı tarafından sözleşme gereği tanzim edilen faturalar, Maliye Bakanlığının görüş yazıları, uzman görüşü ve mali müşavir bilirkişi raporu içerikleri dikkate alınarak, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. V. KARAR 1)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)Alınması gerekli 5.274,67 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 1.318,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.955,97 TL harcın istinaf yoluna başvuran davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 12/03/2026 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. ...