2. Hukuk Dairesi 2016/15617 E. , 2018/4703 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmem…
**2. Hukuk Dairesi 2016/15617 E. , 2018/4703 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece; ortak çocuk 27.07.2011 doğumlu Enes'in velayeti "annenin ortak çocuğu yargılama aşamasında babaya bıraktığı ve baba yanında kalan çocuğun bakımının babası tarafından sağlandığı" gerekçesiyle davacı-karşı davalı babaya bırakılmıştır. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gerekecektir. Yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Somut olayda; 04.04.2016 tarihli karar duruşmasına davalı-karşı davacı anne katılmamış, duruşmaya katılan davacı-karşı davalı baba ise; annenin ortak çocuğu kendisine bıraktığını, çocuğun bakımının kendisi tarafından yapıldığını beyan etmiştir. Ortak çocuğun yargılama süresince davalı-karşı davacı anne yanında bulunduğu, annenin yaşadığı çevrede alınan sosyal inceleme raporunda annenin velayet görevini yerine getirebileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince aile mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, davacı-karşı davalı baba ve çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip, babanın da barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumuna göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, velayet hakkında bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece velayet kendisine bırakılan baba ile ilgili sosyal inceleme raporu alınmamıştır. Ayrıca, davalı-karşı davacı anne temyiz dilekçesinde, ortak çocuğu kişisel ilişki kurması amacıyla kısa süreliğine babasına bıraktığını, babanın bu durumu mahkemede kötüye kullanarak çocuğun velayetini kendisine verilmesini sağladığını iddia etmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında; velayetin kamu düzenine ilişkin olduğu hususu da gözetilerek, babanın yaşam koşullarını ve çocukla ilişkilerini değerlendirir şekilde uzman raporu alınması, annenin yukarıda belirtilen iddialarının araştırılması, bu konuda gerektiğinde tarafların beyanlarına başvurulması ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek çocuğun üstün yararının, velayetinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.04.2018 (Pzt.)