başvurucunun eşi olan şırnak jandarma komando tugay komutanlığı emrinde tabip üsteğmen olarak görev yapmıştır da aralarında bulunduğu bir grup asker tarihinde başlayan yıldırım operasyonu kapsamında ana üs bölgesine üs bölgesi doğru başvuru numarası karar tarihi tarihi itibarıyla yaya olarak intikal faaliyetine başlamıştır bu görev esnasında istirahat için verilen arada asker grubunun içinde olduğu ve dinlenirken sigara içtiği görülmüştür arasının ardından intikal faaliyetine devam edilmiş ve ge
başvurucunun eşi olan şırnak jandarma komando tugay komutanlığı emrinde tabip üsteğmen olarak görev yapmıştır da aralarında bulunduğu bir grup asker tarihinde başlayan yıldırım operasyonu kapsamında ana üs bölgesine üs bölgesi doğru başvuru numarası karar tarihi tarihi itibarıyla yaya olarak intikal faaliyetine başlamıştır bu görev esnasında istirahat için verilen arada asker grubunun içinde olduğu ve dinlenirken sigara içtiği görülmüştür arasının ardından intikal faaliyetine devam edilmiş ve gece yarısından sonra tarihinde üs bölgesine ulaşılarak intikal faaliyeti tamamlanmıştır görevin tamamlanmasının ardından alınan vukuat tekmilinde mevcut olmadığı tespit edilmiş ise de kendisinin çadır veya konteyner içinde uyuduğu düşünülerek vukuat yok şeklinde tekmil verilmiştir aynı gün içinde tabur komutanı tarafından durumunun tekrar sorulması üzerine kendisinin üs bölgesinde olmadığı anlaşılmıştır üs bölgesinde olmadığının anlaşılması üzerine bölgede ve operasyon mevkilerinde arama faaliyeti başlatılmıştır tarihine kadar sürdüğü anlaşılan arama faaliyeti sonucunda herhangi bir iz ya da emareye ulaşılamamıştır arama faaliyeti sonrası düzenlenen tarihli idari tahkikat raporunda ise operasyonun ardından üs bölgesine hiç gelmediği anlaşılan arazide kaybolmuş olabileceği veya daha önce sözleşmesini feshetme isteğini arkadaşları ile paylamış olması nedeniyle firar etmiş olabileceği değerlendirilmiştir tarihinde kaybolma vakasına ilişkin olarak diyarbakır hava kuvveti komutanlığı askeri savcılığı askeri savcılık tarafından soruşturma başlatılmıştır başvurucu yürütülen soruşturmaya müdahil olmak gelişmelerle ilgili bilgilendirilmek ve dosya içeriğinde mevcut belgelerin fotokopilerini almak istemiyle tarihli dilekçesiyle askeri savcılığa başvurmuştur askeri savcılık tarihli yazısıyla soruşturmanın gizlilik içinde yürütülmesi nedeniyle kendisine belge verilemeyeceğini ve hazırlık soruşturması sonunda verilecek kararın kendisine tebliğ edileceğini başvurucuya bildirmiştir askeri savcılık tarafından yürütülen soruşturma devam ederken başvurucu tarihinde ankara sulh hukuk mahkemesi nezdinde eşinin gaipliğine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır anılan mahkeme tarihli kararıyla tarihinden itibaren kendisinden haber alınamayan ölümünün pek muhtemel olduğu kanaatine vararak gaipliğe hükmetmiştir söz konusu karar tarihinde kesinleşmiştir gaiplik kararının kesinleşmesi üzerine tarihli işlemle türk silahlı kuvvetleri tsk ile ilişiği kesilmiştir kesme işlemini takiben jandarma genel komutanlığı nakdi tazminat komisyonu tarihli işlemi ile kanuni hak sahiplerine tarihli ve sayılı terörle mücadele kanunu ile tarihli ve sayılı nakdi tazminat ve aylık bağlanması hakkında kanun uyarınca tl nakdi tazminat ödenmesine karar vermiştir devam eden soruşturma sonunda askeri savcılık tarihinde görevsizliğine ve dosyanın diyarbakır cumhuriyet savcılığına gönderilmesine karar vermiştir kararda firar ettiğine ilişkin hiçbir delil emare bulunmadığı ve başvuru numarası karar tarihi bölgede pkk terör örgütü eylemlerinin yoğun olduğu dikkate alındığında m öldürülmüş olma ihtimalinin daha yüksek olduğu vurgulanmış askeri ceza mevzuatı kapsamında suç teşkil eden bir eyleme ilişkin delil bulunmadığından soruşturma yetkisinin diyarbakır cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu ifade edilmiştir dosyanın diyarbakır cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesini takiben başvurucu sosyal güvenlik kurumunun vazife malullüğü durumunu değerlendirebilmek adına kaybolma olayıyla ilgili tahkikat belgelerine ve varsa savcılık iddianamesi veya mahkeme kararına ihtiyaç duyduğunu belirterek soruşturma süreci ile ilgili tarafına bilgi verilmesi için tarihli dilekçesi ile diyarbakır cumhuriyet başsavcılığına başvuruda bulunmuştur diyarbakır cumhuriyet başsavcılığı tarihinde görevsizliğine ve dosyanın askeri savcılığa gönderilmesine karar vermiştir kararda yaşayıp yaşamadığının terör örgütü tarafından kaçırılıp kaçırılmadığının belirsiz olduğu bu hususa dair delil bulunmadığı ifade edilmiş ve askeri savcılığın kararına atıfla ihtimale dayalı görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu vurgulanmıştır kaybolmasında komutanları yönünden görevi kötüye kullanma suçlarının da oluşabileceği hususlarının dikkate alınması gerektiği belirtilerek soruşturma yetkisinin askeri savcılığa ait olduğu sonucuna varılmıştır soruşturma sürecinin akıbeti ile ilgili olarak başkaca bilgi veya belge dosya içeriğinde bulunmamaktadır başvurucu eşinin görevi sırasında kaybolması nedeniyle kendisinin ve kızının maddi manevi zarara uğradığını belirterek jandarma genel komutanlığına ve bakanlığına tarihli dilekçelerle tazminat ödenmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur bu talepler cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir başvurucu tarihinde kızının ve kendisinin uğradığını ileri sürdüğü maddi zararın tazmini istemiyle askeri yüksek mahkemesi a nezdinde dava açmıştır a dairesi tarihli kararıyla davayı reddetmiştir ret gerekçesinde öncelikle tarihli ve sayılı mülga askeri yüksek mahkemesi kanununun dava açma süresine ilişkin hükümlerine yer verilerek idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin şart olduğu bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde ret işleminin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açmaları gerektiği hatırlatılmıştır m gaipliğine hükmeden kararın tarihinde kesinleştiği ve başvurucunun da bu tarih itibarıyla zarara yol açan eylemi ve zararı öğrenmiş olduğu ifade edilmiştir bu bağlamda başvurucunun tarihinden itibaren bir yıl içinde en geç tarihinde idari başvuru yaparak zararının tazmin edilmesini istemesi gerekirken tarihinde yaptığı başvuru üzerine açtığı davanın süre aşımına uğradığı belirtilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur başvuru numarası karar tarihi süre aşımı yönünden davanın reddi kararı ile alınmıştır azınlıkta kalan üyenin karşıoy gerekçesinde gaipliğine karar verilmesine esas olan olayda idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğa dayalı tazmin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmadığı hatırlatılmıştır bu bağlamda başvurucunun anılan husus açıklığa kavuşturulmadan dava açmayacağı bir yıllık idareye müracaat süresinin de idarenin tazmin sorumluluğuna ilişkin durumun tespit edilmesinden sonra başlatılması gerektiği vurgulanmıştır sonuç itibarıyla henüz ceza soruşturması tamamlanmadığı için bir yıllık sürenin başlamadığı belirtilerek çoğunluk görüşüne benimsenmediği ifade edilmiştir ret kararına yönelik karar düzeltme istemi a dairesinin tarihli hükmüyle reddedilmiştir başvurucu nihai kararı tarihinde tebellüğ etmesinin ardından tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv a ulusal hukuk kanun hükümleri sayılı mülga kanunun maddesinin birinci fıkrası şöyledir eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların askeri yüksek mahkemesinde dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler tarihli ve sayılı yargılama usulü kanununun maddesinin numaralı fıkrası şöyledir eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir bu isteklerin kısmen a tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir danıştay danıştay onuncu dairesinin tarihli ve sayılı kararı şöyledir bir eylemin ve doğurduğu zarar bazı durumlarda eylemin gerçekleşmesiyle kimi zaman da değişik araştırma ve incelemelerden hatta ceza davalarından sonra ortaya çıkabilmektedir başvuru numarası karar tarihi özelikle kamu görevlilerinin idari tasarrufta bulunurken uyulması zorunlu görülen kurallara uymamaları nedeniyle kendilerine izafe edilebilecek nitelikte olmakla birlikte resmi yetkilerin kullanımı sırasında gerçekleştiği için idaresinden de ayrılamayan göre kusurlarından doğan zararın tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin zararın kamu görevlisinin kişisel kusurundan mı görev kusurundan mı kaynaklandığının ceza muhakemesi sonucunda belirlenmesiyle ortaya çıkabilmektedir bu nedenlerle sayılı kanun un maddesinde öngörülen ve yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ve doğurduğu zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur aksi yorumun dava açma yolunun kullanımını güçleştirerek hak arama hürriyetini olumsuz etkileyeceğini belirtmek gerekir anılan yasa hükmünde öngörülen tam yargı davalarının idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik olması sebebiyle davanın açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur aynı dairenin tarihli ve sayılı karan şöyledir sayılı yargılama usulü kanununun maddesinde idari eylemlerden hakları ihlal edilen ilgililerin idari eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde idari eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği hükme bağlanmıştır anılan yasa hükmünde idareye başvuru için öngörülen en geç beş yıllık sürenin hangı tarihten itibaren başlatılacağı zaman zaman duraksamalara yol açtığından bu irdelenmesi gerekmektedir tam yargı davaları idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir bu nedenle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur eylem idarenin işlevi sırasında bir hareketi bir davranışı bir tutumu veya hareketsizliği idari karar ve işlemle ilgisi olmayan başka bir deyişle öncesinde temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir söz konusu eylemlerin ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken bazen de çok sonra değişik araştırma inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir özellikle kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken mevzuatın üstlendiği ödevin ve yürüttüğü hizmetin kural usul ve gereklerine aykırı olarak kendisine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde ancak yine de resmi yetki görev ve olanaklardan yararlanarak onları kullanarak hareket ettiği bu nedenle de idaresinden tamamen ayrılmasını önleyen ve engelleyen görev kusurları nedeniyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin bazen ceza davalarıyla personelin şahsi kusuru sonucu mı yoksa görev kusuru sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir bu itibarla sayılı kanunun maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur aksi yorumun zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır başvuru numarası karar tarihi danıştay onuncu dairesinin tarihli ve sayılı kararı şöyledir tam yargı davaları idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir bu nedenle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur söz konusu eylemin ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken bazen de çok sonra değişik araştırma inceleme ve hatta ceza yargılaması sonucu ortaya çıkabilmektedir bu itibarla sayılı kanunun maddesinde öngörülen ve yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur aksi yorumun zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır uyuşmazlıkta tazmini istenilen zarar idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zarar olduğuna göre davacıların kardeşinin kapalı cezaevinde meydana gelen olaylar sonucunda tarihinde çıkan yangında hayatını kaybetmesinde davalı idareye yüklenebilecek hizmet kusurunun varlığı idarenin bir kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine bağlıdır dava dosyası ile dairemizin sayılı dosyası içerisinde yer alan cumhuriyet başsavcılığının tarih ve sayılı kovuşturmaya yer olmadığım dair kararı davacılar yakınının diğer hükümlü ve tutuklu ile beraber kapalı ceza kurumunun koğuşunda saat sıralarında çıkan yangında yaşamını yitirdiği cezaevinden sorumlu cumhuriyet savcısının nezaretinde elektrik ve inşaat mühendisi iş ve sosyal güvenlik uzmanı kimya uzmanı itfaiyeciler ve olay yeri inceleme ekibi tarafından yapılan incelemede kişinin koğuşun üst katında kol kola ve sıralı bir şekilde yanarak yaşamlarını yitirdikleri koğuş kapısının dolap ve kapatıldığı yangına katılmak istemeyen mahkumun diğer hükümlü ve tarafından tuvalete kilitli vaziyette bırakıldıkları ve bu kişilerin kurtarıldığı cezaevi kamera kayıtlarına göre yangının sıralarında başladığı infaz koruma memurlarının yangından sıralarında haberdar oldukları ilk itfaiye aracının ilk ambulansın da cezaevine giriş yaptığı ve yangının sıralarında tamamen söndürüldüğü olayla ilgili yapılan disiplin soruşturması neticesinde görevli personel hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve yine olayla ilgili şanlıurfa cumhuriyet başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın da adıyaman ağır ceza mahkemesinin sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır dolayısıyla davacıların yakınının hayatını kaybetmesinde eylemin idariliğinin bulunup bulunmadığı cumhuriyet başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile kesinlik kazanmıştır bu durumda olayda eylemin idariliğinin kesin olarak ortaya çıktığı tarihin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarih olması nedeniyle bir sürenin de bu tarihten itibaren başlayacağı açıktır başvuru numarası karar tarihi b uluslararası hukuk avrupa haklan sözleşmesinin maddesinin numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir dava açma hakkını kullanmak yasal birtakım şartlara bağlansa da mahkemelerin usul kurallarını uygularken hem yargılamanın adil olmasına halel getirecek aşırı şekilcilikten hem de yasalar tarafından konulan usul kurallarını ortadan kaldırma sonucunu doğuracak aşırı esneklikten kaçınmaları gerekir b no yapılan düzenlemeler hukuk güvenliği ilkesi ve adaletin iyi bir şekilde tecelli etmesi amaçlarına hizmet etmediği ve dava açmak isteyen kişinin önünde davasının esasını yetkili ve görevli mahkeme önünde inceletmek bakımından bir engel oluşturduğu durumlarda mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olur ve b no tazminat davasının ileri sürülen bir kusur veya ihmale dayandığı durumlarda başvurucunun yalnızca bu kusur veya ihmalin sonuçlarından haberdar olduğu veya haberdar olması gerektiği andan itibaren yani haklarının ihlal edildiğiyle ilgili belge ya da karardan haberdar olduğu tarihten itibaren dava açma süresi işleyebilecektir kk b no avrupa haklan mahkemesi sefer yılmaz ve meryem b n o başvurusunda askerde ölüm olayıyla ilgili yürütülen ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanmasının ardından a açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin başvuruda başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği hususunu değerlendirmiştir söz konusu olayda başvurucuların oğlu my tarihinde nöbet kulübesinde el bombasının patlaması sonucu vefat etmiştir yapılan soruşturmanın ardından tarihinde askeri savcılık ölüm olayının meydana gelmesinde kimsenin kusur ya da kastının bulunmadığı mynin el bombasıyla intihar ettiği sonucuna varmıştır askeri savcılığın bu sonuca varmasında olay yeri inceleme raporu olay yeri krokisi otopsi raporları ile tanıkların mynin ailevi ve maddi çeşitli sıkıntılara bağlı olarak psikolojik sorunlarının olduğuna dair ifadeleri etkili olmuştur söz konusu kararın ardından başvurucular o tarihinde tazminat istemiyle bakanlığına başvuruda bulunmuş istemin zımnen reddi üzerine o tarihinde a tam yargı davası açmışlardır a sayılı mülga kanunun maddesinde öngörülen bir yıllık süreyi ölüm tarihinden başlatarak davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir a kararında yürütülen soruşturma sonucunda ölüm olayının davacılar yakınının intihar kastıyla el bombasını patlatması şeklinde gerçekleştiği ve bu durumun davacılar tarafından da önceden bilinen ölüm sebebinde herhangi bir değişiklik yapmadığı kanaatine varıldığı da aynca belirtilmiştir ise davanın temelinde yer alan konunun bir yıllık süre sınırının mynin ölüm tarihinden itibaren başlatılması olduğunu belirtmiş başvuranların oğullarının tarihinde hayatını kaybettiğini öğrendiklerini ancak kesin ölüm nedenini bilmediklerini bu bağlamda takipsizlik karan tebliğ edilinceye kadar söz konusu olayın kaza cinayet veya başvuru numarası karar tarihi intihar olduğunu kesin olarak bilemediklerini ve bu durumun a başvuru yapılması için belirleyici bir etkiye sahip olduğunu vurgulamıştır olay tarihinde başvurucuların elinde idarenin kusur veya ihmaliyle ilgili kıstaslar bulunmadığını kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan haberleri olduğu tarihten itibaren tam olarak soruşturma unsurlarına erişebildiklerini ve idarenin olası bir hatası veya ihmalinden haberleri olduğunu anılan kararın tebliğinin üzerinden bir yıl geçmeden idareye başvuru yapıldığı ve bu koşullarda başvurucuların ihmalkar davrandıkları ya da hatalı oldukları yönünde suçlanamayacaklarını belirterek a kararının başvuranları mahkemeye erişim haklarından mahrum bıraktığı sonucuna varmıştır sefer yılmaz ve meryem v