(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/9171 E. , 2011/10291 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı tarafa ait aracın 160 promil alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kaz…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/9171 E. , 2011/10291 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı tarafa ait aracın 160 promil alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören 3.kişiye toplam 6.619 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalı aracının sürücüsünün olayda %100 asli kusurlu olduğunu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirterek 6.302 TL'nin 8.6.2009, 317 TL'nin 12.5.2009 ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline ait aracın sürücüsünün alkollü olduğuna dair delil bulunmadığını kabul anlamına gelmemek üzere bir an için sürücünün alkollü olduğu tesbit edilse dahi kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinin ispatlanması gerektiğini, hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile 6.302 TL'nin 8.6.2009, 317 TL'nın 12.5.2009 ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde hangi tarihte duruşmasının bulunduğunu, hakkında ki iddia ve isnatların, lehinde ve aleyhindeki delillerin nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK'nun 73.maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.