Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12117 E. , 2024/7641 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/12117 Karar No : 2024/7641 DAVACI : ... İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ..., Av.... DAVALILAR : 1- ... (E-Tebligat) 2- ... Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan, davacı adına tapu kaydı bulunan ... ada ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel …
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12117 E. , 2024/7641 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/12117 Karar No : 2024/7641 DAVACI : ... İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ..., Av.... DAVALILAR : 1- ... (E-Tebligat) 2- ... Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan, davacı adına tapu kaydı bulunan ... ada ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları da kapsayan alanların, 7269 sayılı Umumi Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. ve 14. maddesi uyarınca afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin 25/01/2016 tarihli, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 25/03/1963 tarihli ve 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İmar ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan 25/09/1962 tarihli jeolojik rapor ve 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece heyelan sahası hakkında raporun iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu alana ilişkin olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından düzenlenen 25/09/1962 ve 22/01/1963 tarihli jeolojik etüt raporlarının güncel bilimsel ve teknik gelişmeler ile bu kapsamda alınabilecek tedbirleri içermediği, raporlarda belirtilen gerekçelerin mevcut yapıların yıkımını gerektirmediği, 1962 tarihli raporda, meskun halde olan yapıların nakli maliyetli olacağından, kanalizasyon tesislerinin yapılarak olası afet tehlikesinin önüne geçilebileceğinin belirtildiği, bu raporun düzenlenmesinden sonra yapılardan bir kısmının yıkıldığı, diğerlerinin ise sağlamlaştırılarak tedbir alındığı, yerleşim yeri ve üzerindeki mevcut yapılar objektif kriterlere göre değerlendirilmeden hazırlanan rapora dayanılarak afete maruz bölge ilan edildiği, aynı işlemle afete maruz bölge ilan edilen alanda başka taşınmazlara ilişkin açılan davalarda, afete maruz bölge kararının hukuka aykırı bulunarak Mahkeme kararı ile iptal edildiği, davalı idarece, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile ortaya çıkan işlemin, anılan bölgede kalan tüm yapılar yönünden uygulanması gerekirken, sadece parsel bazlı uygulanması nedeniyle mağduriyetlerin yaşandığı, dava konusu alanın afete maruz bölge niteliğinde olmadığı, yaşanan depremlerde mevcut yapıların zarar görmediği, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak; davanın süresinde açılmadığı, dava konusu Jeolojik etüt raporlarının kesin ve yürütülebilir işlem niteliğinde olmadığı ileri sürülmüş, esasa ilişkin olarak ise; oluşan heyelan neticesinde kamu düzeninin sağlanması, can ve mal kaybının önlenmesine yönelik olarak 7269 sayılı Kanuna ve ilgili mevzuata uygun şekilde tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... DÜŞÜNCESİ : 25/01/2016 tarihli, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacının taşınmazlarına ilişkin kısmının iptaline, 25/03/1963 tarihli ve 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve 25/09/1962 tarihli jeolojik rapor ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece heyelan sahası raporu yönünden incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi içerisinde bulunan ve ekli krokilerde sınırları belirtilen alanın 7269 sayılı Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İmar ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan 25/09/1962 tarihli jeolojik rapor ve 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece heyelan sahası hakkındaki raporun iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin süreye ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur.", 14. maddesinde; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, İstanbul İli, Bakırköy İlçesi(Küçükçekmece Köyü)nde meydana gelen heyelan nedeniyle mülga İmar ve İskan Bakanlığınca 25/09/1962 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, daha sonra Bayındırlık Bakanlığı, İmar ve İskan Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı temsilcilerinden oluşan heyet tarafından 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece Heyelan Sahası Hakkında Raporun hazırlandığı, bu raporlara dayanılarak iptali istenilen 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla uyuşmazlığa konu bölgenin "afete maruz bölge ilan edildiği", Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının İstanbul Valiliğine yazdığı 11/07/2014 günlü, 14495 sayılı yazı ile 20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelge doğrultusunda İstanbul İlinde koordinatsız-kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarının yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması ve yeniden çizilmesi suretiyle genelge gereği jeolojik etüt raporu hazırlanarak yeniden teklife sunulmasının istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından 24/08/2015 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği ve koordinatsız kroki halinde olan 25/09/1962 ve 22/01/1963 tarihli jeolojik etüt raporlarına dayanılarak alınan 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Afete Maruz Bölge ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptal edilerek, aynı sınırların yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması sonucunda ekli listede koordinatları belirlenen alan için yeniden Afete Maruz Bölge (yapı ve ikamete yasaklanmış afet bölgesi) kararı alınmasının uygun olacağı görüşünün bildirildiği, bu rapora dayanılarak da dava konusu 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararının alındığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu bölgenin afete maruz bölge ilanına ilişkin 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararının dayanağı olan 25/09/1962 ve 22/01/1963 tarihli gözlemsel etüde dayanılarak hazırlanan raporlarda, hareket halinde heyelanın saptandığı, ancak alandaki mevcut yapıların heyelandan zarar görmediği, alınacak önlemlerle durumlarının sağlamlaştırılması gerektiği ve müşahade altında bulundurulmalarının zorunlu olduğu belirtilmiş; daha sonra bölgede yapılan inceleme sonucu düzenlenen 25/05/1986 tarihli jeolojik inceleme raporunda önceki raporlarla heyelandan etkilenmediği saptanan uyuşmazlığa konu alana yönelik olarak herhangi bir ilerlemenin bulunmadığı, ancak risklere karşı raporlarda belirtildiği gibi önlemlerin alınması ve Bakanlar Kurulu kararının yürürlükte kalması gerektiği kanaatine varılmış; yine 2007 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü tarafından düzenlenen Avrupa yakası güneyi mikrobölgeleme çalışması yönetici özeti raporu ile uyuşmazlığa konu alan Önemli Alanlar (ÖA)-2(a) kategorisinde değerlendirilerek, bu kategoride tanımlanan alanın tamamının bir seferde ve bölgesel ölçekte ayrıntılı olarak jeolojik-jeoteknik etüdünün yapılması, bu etütlerde inklinometre deneyleri de dahil yoğun stabilite analizlerine yönelik her türlü irdelemenin yapılması ve sonucuna göre gerekli önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır. Dava konusu 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararına dayanak alınan jeolojik etüt raporu ise bölgede yeni bir çalışma yapılmaksızın önceki raporlarda yer verilen bilgiler esas alınarak hazırlanmış ve afete maruz bölge sınırlarının yerinde koordinat alınarak sayısallaştırma gerçekleştirilmiştir. Dava konusu 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle aynı bölgede taşınmaz maliki olan başka kişiler tarafından açılan ve Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin E:2017/1730 sayısında kayıtlı dosya nedeniyle anılan Dairece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle; inceleme alanında Neojen yaşlı marn özellikli bir jeolojik birimin yüzeylendiği, dava konusu alandaki yapıların bu birimin üst kotlarındaki killi seviye üzerinde yer aldığı, mevsim şartlarına göre krip şeklinde gelişen çok yavaş zemin hareketleri belirtilerinin alanda gözlenebildiği, özellikle büyük çam ağaçlarının gövdelerinde görülen eğilmelerin, krip türü heyelan hareketinin mevcudiyetini gösterdiği, dava konusu sitede bulunan yapılar incelendiğinde; bölgede genellikle 3-4 katlı (bazı binalarda bodrum kat var), bitişik nizam, yığma ya da betonarme çerçeve sistemleri ile yapılmış, malzeme kalitesi orta-iyi seviyesinde, planda ve düşeyde çok düzenli olmayan binalar bulunduğu, binalar dışarıdan incelendiği gibi, ev sahiplerinden izin alınarak birkaç binanın içinde de inceleme yapıldığı, bu incelemeler sonrası binalarda önemli denebilecek bir hasar veya çatlağa rastlanmadığı, özellikle yığma bina gibi duvarlarla yüklerin aktarıldığı taşıyıcı sistemlerde zemin hareketleri kendini hemen çatlak olarak göstereceği ancak incelenen binalarda bu yönde ciddi bir sorunla karşılaşılmadığı, ev sahipleri ile yapılan görüşmeler sırasında, binaların 17 Ağustos 1999 depremi sırasında önemli bir hasar görmediği, sadece alanda bulunan metruk yapının bu deprem sırasında gözlenen hasarı aldığının söylendiği, dava konusu alanda, jeolojik dönemde oluşmuş ancak aktivitesini önemli ölçüde kaybetmiş bir paleo(durağan)-heyelan mevcut olduğu, alandaki marn türü kayacın üst kısmının ayrışmanın etkisi ile toprak özelliği kazandığı, bu zayıf malzemenin, zaman içerisinde çok küçük hareketler gösterdiği, dava konusu alanın 1999 yılında oluşan 2 büyük depremden (Adapazarı ve Düzce) olumsuz etkilendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, alanda yapılan en yeni çalışma olan 2007 mikrobölgeleme raporunda, dava konusu alanın Önlemli Alanlar-2a (ÖA-2a) kategorisinde olduğu, diğer bir deyişle dava konusu alanın“Afete Maruz Bölge” kategorisinde olmadığı, alanda devamlı hareket eden bir heyelan bulunmadığı, bazen duran, bazen de çok küçük hareketler gösteren bir paleo-heyelanın mevcut olduğu, bu bölgede halen çok düşük hıza sahip heyelan riskinin bulunduğu, ancak yeterli veri olmadığından etkilerinin tam olarak bilinmediği, bunun için uzun dönemde inklinometreler yardımıyla alan ve yakın çevresinin izlenmesi ve krip hareketlerinin hızı ile derinliğinin belirlenmesinin gerektiği, söz konusu heyelanın sadece dava konusu alanda değil, Büyükçekmece ve Küçükçekme bölgelerinde bu jeolojik birimin olduğu yerlerde de var olduğunun dava dosyasındaki raporlardan anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu alanda ise; bu aşamada sadece yollarda kısmi oturmaya ve istinat/bahçe duvarlarında genelde eğilme ile çatlamalara neden olduğu ve bu aşamada çok küçük ölçekli lokal hasarlar yarattığı, keşif tarihi itibarıyla, hiçbir binaya yapısal bir hasar vermediği, bu çerçevede, heyelanın alana ya da davacılara ait binaya etkisinin afete maruz bölge ilanını gerekli kılacak düzeyde olmadığı; ayrıca, alanın alt kotunda Marmaray hattı için alınan mühendislik önlemlerinin, Marmaray projesi kazıları sırasında oluşan heyelanın durdurulmasını sağladığı, bölgedeki zemin yapısı ve zemin hareketleri dikkate alındığında dava konusu alanda gerekli mühendislik önlemleri alınarak yeni inşaat yapılabileceği, ayrıca mevcut yapılarda mühendislik hizmeti alınarak uygulanacak fore kazık, drenaj sistemi, ankrajlı duvar sistemi gibi önlemlerin, heyelan etkilerini ortadan kaldırabileceği, 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı ve 25/01/2016 günlü, 2016/8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararları ile belirlenen sınırların birbirleriyle uyumlu olduğu, sahada yapılan gözlemler ve dosyada yer alan belgeler kapsamında, bu heyelanın şimdiye kadar yapıları olumsuz etkilediğine ilişkin bir veri bulunmadığı, bölgeye çok yakın ve yıkıcı bir depremde heyelanın tetiklenip tetiklenmeyeceği üzerine detaylı çalışmalar yapılması gerektiği, mevcut durumun yapılarda can ve mal güvenliği açısından bir tehlike oluşturmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, belirtilmiştir. Bu durumda; bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu alanda jeolojik dönemde oluşmuş heyelanın aktivitesini büyük ölçüde yitirdiği ve durağan heyelan alanı olduğu, alandaki mevcut yapıların kalitesinin orta-iyi seviyesinde olduğu ve yapısal hasarlarının bulunmadığı, mevcut durumun can ve mal güvenliği açısından risk oluşturmadığı, yapılarda mühendislik hizmeti alınarak uygulanacak fore kazık, drenaj sistemi, ankrajlı duvar sistemi gibi önlemlerin, heyelan etkilerini ortadan kaldırabileceği, gerekli mühendislik önlemleriyle yeni inşaat yapılabileceği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu alanın yeni bir jeolojik çalışma yapılmadan Afete Maruz Bölge olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararında davacıya ait taşınmazın bulunduğu alan yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, bölgede düşük hıza sahip heyelan riski olduğu, ancak yeterli veri bulunmadığından etkilerinin tam olarak bilinememesi nedeniyle, uygun yer ve sayıda uzun süreli yapılacak inklinometreler yardımıyla bölgenin izlenerek hareketin hızı, sınırı, derinliği, mekanizması belirlenmek suretiyle elde edilecek bilimsel verilerin sonucuna göre yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır. Dava konusu 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararına gelince; 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararında afete maruz bölge ilanına ilişkin bölge sınırlarının koordinatsız ve kroki halinde olması nedeniyle bölgenin sayısallaştırılarak yeniden teklife sunulması amacı doğrultusunda hazırlanan 24/08/2015 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak uyuşmazlığa konu bölgenin 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamından çıkarıldığı ve yeniden afete maruz bölge ilan edildiği, her iki Bakanlar Kurulu kararı sınırlarının uyumlu olduğu anlaşıldığından, 25/01/2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile 25/03/1963 tarihli Bakanlar Kurulu kararı yürürlükten kaldırılmış olmakla bu karar yönünden davanın konusu kalmamıştır. 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararının dayanağı olan 25/09/1962 tarihli Jeolojik Rapor ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece Heyelan Sahası Hakkında Raporun ise gerçekleşen heyelanın bölgeye etkilerini ortaya koyan ve o tarihteki durumu yansıtan raporlar olduğu gözönünde bulundurulduğunda, anılan raporların iptalini gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptaline, 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 25/09/1962 tarihli Jeolojik Rapor ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece Heyelan Sahası Hakkında Rapora ilişkin kısmının iptali istemi açısından ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/12/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ... ve davalı idareler vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içinde bulunan alanda meydana gelen heyelan hareketi nedeniyle İmar ve İskan Bakanlığı elemanları tarafından 25/09/1962 tarihli jeolojik etüt raporu ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece Heyelan Sahası Hakkında Raporun düzenlendiği, dava konusu alanın bu raporlara dayanılarak 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla "afete maruz bölge ilan edildiği", anılan 25/09/1962 tarihli jeolojik etüt raporunda "incelenen alanın heyelanlı saha ve heyelana müsait saha olarak ikiye ayrıldığı, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu heyelanlı alana ilişkin olarak "sahanın muhtelif heyelanlarla tabii durumunu tamamen kaybettiği, dalgalı, çatlaklı bir toprak ve moloz yığını şeklini almış olduğu, büyük bir kısmı gayrimeskun olarak bulunan bu saha üzerinde halen inşası devam eden kooperatif evlerinin bulunduğu, kooperatif inşasından sonra meydana gelen heyelan hareketinin bu binalar dışında meydana gelmesi nedeniyle zarar vermediği, hareket halinde bulunan bu bölgedeki heyelanın önlenmesi için alınacak tedbirlerin iktisadi görülmediği, heyelanın hareket halinde bulunuşundan dolayı kooperatif blokları dışındaki gayri meskun sahanın imar planında yeşil alan bırakılarak, yapı için yasak bölge ilan edilmesinin uygun olduğu" tespitlerinde bulunulmuş, 22/01/1963 tarihli raporda ise; "ekli haritadaki doğuda basın sitesi, güneyde Küçükçekmece gölü, kuzeyde havacı subaylar kooperatif evlerinin bulunduğu alanın hareket halindeki heyelan sahası olduğu, Basın sitesine 24 mt. mesafeden itibaren başlayan heyelan kopma hattında görülen 5-6 mt. falezden sonra arazinin heyelan sebebiyle göle doğru tamamen dalgalı bir topografya göstererek iskan için kullanılamayacak derecede tabii durumunu kaybettiği, heyelanlı sahaya nazaran kotu yüksek olan basın sitesinde açılan foseptik çukurlarında göllenme imkanı bulan suların tabana sızarak zeminin kolezyonunun azalmasına yardım ettiği, bunun sonucunda alanın eğim istikameti olan göle doğru hareket ettiği, sonuç olarak alan heyelanlı saha olduğundan iskan için yasak bölge ilan edilmesi, heyelanın meskür site ve apartmanlara ilerlememesi için önlem alınması gerektiği, basın köyünün bir bölümü ile komşu havacı subaylar sitesindeki blokların tehlikeli duruma girmesinin muhtemel olduğu, heyelanlı bölgenin kuzey bölümünde bulunan havacı subay evlerinde kayma veya çatlak görülmediği, buna rağmen müşahade altında bulundurulması" gerektiğinin belirtilmesi üzerine 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 7269 sayılı Kanunun 2. maddesine göre afete maruz bölge ilan edildiği görülmüştür. Daha sonra, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 25/05/1986 tarihli Jeolojik inceleme raporunda, "aktif heyelanlı bölgenin durumunu koruduğu, bu nedenle afete maruz bölge ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükte kalması" yönünde tespitte bulunulmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, alanların depreme karşı taşıdığı potansiyel risklerin belirlenmesi ve tehlike ile ilişkili arazi kullanım yönetimi ve şehir planlaması için temel teşkil etmesi amacıyla hazırlattırılan 2007 tarihli mikrobölgeleme rapor ve haritalarında, önlemli alanlar (ÖA) doğal afet tehlikeleri ve jeolojik- jeoteknik özellikleri nedeniyle yerleşime uygunluğu etkileyebilecek, birden fazla tehlike olasılığı açısından risk oluşturan alanlar olarak tanımlanmıştır. Raporda, önlemli alanlar-2(a) olarak belirlenen alanların "yüksek eğime sahip yamaçlarda karşılaşılan ciddi stabilite sorunlarının görülebileceği alanlar olduğu, yapılan analizler sonucu güvenlik faktörünün belirlendiği, kil, silt ve bu malzemelerin altında kumlu seviyelerden oluşan stabiliteyi olumsuz etkileyecek eğime sahip, yeraltı suyu problemleri içeren, stabiliteyi etkileyen kayma yüzeyleri 10 mt. den daha derinde bulunma olasılığına sahip olduğu" belirtilmiştir. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının İstanbul Valiliğine yazdığı 11/07/2014 günlü, 14495 sayılı yazısı ile "20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelge doğrultusunda İstanbul İlinde kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarının yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması ve yeniden çizilmesi suretiyle genelge gereği jeolojik etüt raporu hazırlanarak yeniden teklife sunulmasının" istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından 24/08/2015 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, bu raporun sonuç kısmında "koordinatsız kroki halinde olan 25/09/1962 ve 22/01/1963 tarihli jeolojik etüt raporlarına istinaden alınan 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Afete Maruz Bölge ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının kapsamından çıkarılarak, aynı sınırların yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması sonucunda ekli listede koordinatları belirlenen alan için yeniden Afete Maruz Bölge (yapı ve ikamete yasaklanmış afet bölgesi) kararın alınması uygun olacağı" yönünde görüş bildirildiği, bu görüş doğrultusunda dava konusu alanın Afete Maruz Bölge ilan edilmesine ilişkin 25/01/2016 günlü Bakanlar Kurulu kararının alındığı, bakılan davanın da 25/01/2016 tarihli, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacının taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açıldığı ve davacıya ait İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ..., ..., ... parsellerin tamamının, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ise kısmen afete maruz bölge içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasının, dava konusu işlemlerin iptali istemiyle farklı davacılar tarafından açılan Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/6707, K:2021/11291 sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden; anılan dosyada mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle; 25/03/1963 tarihli, 6/1547 sayılı ve 25/01/2016 tarihli, 2016/8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile belirlenen sınırların birbirleriyle uyumlu olduğu, dava konusu işlemle yeni bir jeolojik çalışma yapılmadan koordinatsız olan Afete Maruz Bölgenin koordinatlı hale getirildiği, 18/04/1996 tarih ve 96/8109 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe girmiş olan Türkiye deprem bölgeleri haritalarında İstanbul ilinin 1. Derece deprem bölgesinde yer aldığı, aynı zamanda Avrupa yakasında bulunan Bakırköy- Büyükçekmece hattının miyosen ve kuvaterner birimleri, su tablası yüzeye çok yakın olan alüvyon alanlar ve heyelanlı alanların üzerinde yer aldığı; inceleme alanında Neojen yaşlı marn özellikli bir jeolojik birim yüzeylendiği, dava konusu alandaki yapıların bu birimin üst kotlarındaki killi seviye üzerinde yer aldığı, aktif heyelanların günümüzde hareket eden heyelanlar olduğu, durağan (paleo) heyelanlar ise, geçmişte hareket etmiş ve zaman içerisinde oluşabilecek küçük tetiklemeler (yağış, drenaj sorunu, deprem, topuk kazılması/erozyonu vb.) ile tekrar hareket edebilen nitelikte heyelanlar olduğu; dava konusu alanda, jeolojik dönemde oluşmuş ancak aktivitesini önemli ölçüde kaybetmiş bir paleo-heyelanın mevcut olduğu, alandaki marn türü kayacın üst kısmının ayrışmanın etkisi ile toprak özelliği kazandığı, bu zayıf malzemenin zaman içerisinde çok küçük hareketler gösterdiği, ancak; alanın eski bir heyelan alanı olması nedeniyle, jeolojik malzemenin makaslama dayanımı parametreleri rezidüel (artık) değerlerine düştüğü, bu tür bir malzemenin dış etkilere oldukça hassas olabileceği, heyelanın günümüzde zaman zaman durup, zaman zaman çok küçük hareketle krip şeklinde davrandığının saha gözlemleri ve dosya bilgilerinden anlaşıldığı, dış koşullara bağlı olarak toprak yüzeyinde çatlama yaratmadan da küçük hareketler gösterebileceği, mevcut bilgiler ışığında; bu bölgede halen çok düşük hıza sahip heyelan riskinin mevcut olduğu, ancak etkilerinin ne olacağı hususunda yeterli veri olmadığından, etkilerinin tam olarak bilinemediği, bunun tespit edilebilmesi için uzun dönemde inklinometreler yardımıyla dava konusu alan ve yakın çevresinin izlenmesi ve krip hareketinin hızı ile derinliğinin belirlenmesinin gerektiği, ancak dosyaya sunulan çalışmalarda heyelanın bu özelliklerine ait bilgiler bulunmadığı, mevsim şartlarına göre krip şeklinde gelişen çok yavaş zemin hareketlerin belirtilerine ilişkin alanda yapılan incelemede; özellikle büyük çam ağaçlarının gövdelerinde görülen eğilmelerin, krip türü heyelan hareketinin mevcudiyetini gösterdiği, yapıların doğu ve güneydoğusunda görülen dik basamak şeklindeki yüzey morfolojisinın eski heyelanın taç kısmının kalıntısı özelliğinde olduğu, site ile marmaray istinat duvarı arasındaki alanda ani kot değişimleri ve dalgalı/tümsekli yüzey morfolojisinin mevcut olduğu, bu alanda yer alan eski evin duvarında ise çatlamalar görüldüğü, site yolları ile bahçe duvarlarında da yüzeysel hareket dolayısıyla deformasyonlar bulunduğu, alanın heyelanlı olduğunu gösteren dalgalı/tümsekli yüzey yapısının çok net bir şekilde görüldüğü belirtilerek görsellerinin sunulduğu, dava konusu alanda yapılan en yeni çalışma olan 2007 mikrobölgeleme raporunda, dava konusu alanın Önlemli Alanlar-2a (ÖA-2a) kategorisinde gösterildiği, dolayısıyla dava konusu alanın“Afete Maruz Bölge” kategorisinde olmadığının belirtildiği görülmüştür. Bilirkişi raporunun devamında, dava konusu sitede genellikle 3-4 katlı (bazı binalarda bodrum kat olduğu), bitişik nizam, yığma ya da betonarme çerçeve sistemleri ile yapılmış, malzeme kalitesi orta-iyi seviyesinde, planda ve düşeyde çok düzenli olmayan binalar bulunduğu, binalarda dışarıdan ve ev sahiplerinden izin alınarak birkaçının içinde yapılan incelemelerde önemli bir hasar veya çatlağa rastlanmadığı, bu aşamada mevcut heyelanın sadece yollarda kısmi oturma ve istinat/bahçe duvarlarında eğilme ile çatlamalar gibi çok küçük ölçekli lokal hasarlar yarattığı, keşif tarihi itibarıyla, heyelanın alana ya da davacılara ait binaya etkisinin afete maruz bölge ilanını gerekli kılacak düzeyde olmadığı; ayrıca, alanın alt kotunda Marmaray hattı için alınan mühendislik önlemlerinin, Marmaray projesi kazıları sırasında oluşan heyelanın durdurulmasını sağladığı, bölgedeki zemin yapısı ve zemin hareketlerine göre dava konusu alanda gerekli mühendislik önlemleri alınarak yeni inşaat yapılabileceği, yine mevcut yapılarda mühendislik hizmeti alınarak uygulanacak fore kazık, drenaj sistemi, ankrajlı duvar sistemi gibi önlemlerin, heyelan etkilerini ortadan kaldırabileceği, eldeki veriler ve mevcut koşullar kapsamında, bölgede olağanüstü dış etkiler (çok yakın ve yıkıcı bir deprem gibi) gerçekleşmediği sürece, bölgedeki binalarda can ve mal güvenliği ile ilgili önemli bir risk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmesi üzerine; Danıştay Altıncı Dairesinin 13/10/2021 tarih ve E:2021/6707, K:2021/11291 sayılı kararı ile 25/01/2016 tarih ve 8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı parseline ilişkin kısmının iptali yolunda verilen kararın İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onandığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden; Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; Davacı tarafından, taşınmazların tapu kayıtlarında yapılan sorgulama sonucunda afete maruz bölge olduğunun öğrenilmesi üzerine dava açıldığının belirtildiği, davalı idarenin savunma dilekçesinde, afete maruz bölge sınırları dahilindeki parsellere ait tapuların beyanlar hanesine 25/09/1963 tarih ve 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ilişkin şerh konulmadığı, anılan kararın iptali ile aynı alanın yeniden afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ise idarenin 08/04/2016 tarih ve 7826 sayılı yazısı ile tapuya şerh edildiğinin beyan edildiği, tapu kayıtlarının incelenmesinden, davacının taşınmazları 12/11/2013 tarihinde edindiği, dava konusu işlemlerin davacıya tebliğine ilişkin başka bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Afete maruz bölge ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ilgililere tebliğ edildiği sonucunu sağlamayacağından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir. Bu nedenlerle, davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden; Davanın, 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin kısmının incelenmesinden; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile dava konusu alana ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/6707 sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlığa konu alanda jeolojik dönemde oluşmuş heyelanın aktivitesini büyük ölçüde yitirdiği ve durağan heyelan alanı olduğu, alandaki mevcut yapıların kalitesinin orta-iyi seviyesinde olduğu ve yapısal hasarlarının bulunmadığı, mevcut durumun can ve mal güvenliği açısından risk oluşturmadığı, yapılarda mühendislik hizmeti alınarak uygulanacak fore kazık, drenaj sistemi, ankrajlı duvar sistemi gibi önlemlerin, heyelan etkilerini ortadan kaldırabileceği, gerekli mühendislik önlemleriyle yeni inşaat yapılabileceği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu alanın, yeni bir jeolojik-jeoteknik çalışma yapılmadan afete maruz bölge olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu 25/01/2016 tarih ve 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararında, davacıya ait taşınmazlar yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, bölgede düşük hıza sahip heyelan riski olduğu, ancak yeterli veri bulunmadığından etkilerinin tam olarak bilinememesi nedeniyle, uygun yer ve sayıda uzun süreli yapılacak inklinometreler yardımıyla bölgenin izlenerek hareketin hızı, sınırı, derinliği, mekanizması belirlenmek suretiyle elde edilecek bilimsel verilerin sonucuna göre yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır. Davanın, 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin kısmının incelenmesinden; Dosyanın incelenmesinden; 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile; dava konusu İstanbul İli, Bakırköy (Küçükçekmece) ilçesi, ... Mahallesinde bulunan alanın, Afete Maruz Bölge olarak belirlenmesine ilişkin 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kapsamından çıkartılarak, anılan Bakanlar kurulu kararı ile Afete Maruz bölge ilan edildiği anlaşıldığından, 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptal istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Davanın, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan 25/09/1962 tarihli jeolojik rapor ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece heyelan sahası hakkındaki rapora ilişkin kısmına gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde; dilekçelerin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği belirtilmiş olup, davanın esastan incelenebilmesi için dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekmektedir. 7269 sayılı Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmü yer almaktadır. Yine, (Mülga) Bayındırlık ve İskan Bakanlığının (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) 19/08/2008 günlü, 10337 sayılı Genelgesi ile, mevcut ve olası yerleşim alanlarında afet zararlarının azaltılması ve afete duyarlı planlamanın etkin hale getirilmesine yönelik olarak bir standart halinde jeolojik etüt raporlarının incelenmesi ve hazırlanmasının düzenlendiği; ayrıca, afet tehlike ve/veya riski nedeniyle, afete maruz bölge kararının alınması, kararın kaldırılması veya sınırlarının genişletilip daraltılmasını içeren plana esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik Etüt ve Mikrobölgeleme Etüt raporları ile Jeolojik Etüt (Afet Etüt) Raporlarına ilişkin inceleme, değerlendirme ve onay işlemlerinin Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelgesindeki düzenlemelere göre yürütüldüğü görülmektedir. Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içinde bulunan alanda meydana gelen heyelan hareketi nedeniyle İmar ve İskan Bakanlığı elemanları tarafından 25/09/1962 tarihli jeolojik etüt raporu ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece Heyelan Sahası Hakkında Raporun düzenlendiği, bu raporlara dayanılarak 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla afete maruz bölge ilan edildiği, 20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelge doğrultusunda İstanbul İlinde kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarının yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması ve yeniden çizilmesi suretiyle genelge gereği jeolojik etüt raporu hazırlanarak yeniden teklife sunulmasının istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından 24/08/2015 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, koordinatsız kroki halinde olan 25/09/1962 ve 22/01/1963 tarihli jeolojik etüt raporlarına istinaden alınan 25/03/1963 günlü, 6/1547 sayılı Afete Maruz Bölge ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının kapsamından çıkarılarak, aynı sınırların yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması sonucunda ekli listede koordinatları belirlenen alan için yeniden Afete Maruz Bölge (yapı ve ikamete yasaklanmış afet bölgesi) ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; afete maruz bölge kararının alınması, kararın kaldırılması veya sınırlarının genişletilip daraltılması önerilerini içeren jeolojik etüt raporlarının, asıl işlemlerin hazırlayıcısı, diğer bir ifade ile ön işlem niteliğinde teknik bir rapor olduğundan, nihai ve icrai bir işlem olarak tek başına idari davaya konu edilemeyeceği gibi dayanağı olduğu Bakanlar Kurulu kararı ile birlikte yargısal denetime tabi olacağı dikkate alındığında, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan 25/09/1962 tarihli jeolojik rapor ile 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece heyelan sahası hakkında raporu idari davaya konu olabilecek, icrai, kesin ve yürütülebilir işlem niteliğinde olmadığından incelenmesine olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu 25/01/2016 günlü, 8466 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden İPTALİNE, 2. Dava konusu 25/03/1963 tarihli ve 6/1547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3. Dava konusu 25/09/1962 tarihli jeolojik rapor ve 22/01/1963 tarihli Küçükçekmece heyelan sahası için düzenlenen rapor hakkındaki DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranı dikkate alınarak ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, yine ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine 6. Posta giderleri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 7. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 19/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.