1. Hukuk Dairesi 2012/14248 E. , 2013/3299 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2012 Yanlar arasında görülen bedelin tazmini davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu,açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı bedelin tazmini isteğine ilişkindir. Mah…
**1. Hukuk Dairesi 2012/14248 E. , 2013/3299 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2012 Yanlar arasında görülen bedelin tazmini davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu,açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı bedelin tazmini isteğine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak mirasbırakanları N. B..'nın 09/04/1991 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak taraflar ile dava dışı S..'yi bıraktığı, murisin kayden maliki olduğu 39 ada, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarını 03/09/1986 tarihli satış akdi ile oğlu olan davalıya temlik ettiği, onun da 12/03/1992 tarihli satış akdi ile taşınmazları dava dışı 3. kişilere devrettiği anlaşılmaktadır. Davacı, yapılan temlikin terekeden mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan, gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Bu durumda; yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak, resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.