Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2831 E. , 2024/2420 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/2831 Karar No : 2024/2420 DAVACI : ... DAVALI : ... / .. DAVANIN_KONUSU :16/05/2024 tarih ve 32548 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/05/2024 tarih ve 2024/119 karar numaralı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Seçme Kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlem ile davacı arasında hukuken korunabilir, somut, güncel ve meşru bir
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2831 E. , 2024/2420 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/2831 Karar No : 2024/2420 DAVACI : ... DAVALI : ... / .. DAVANIN_KONUSU :16/05/2024 tarih ve 32548 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/05/2024 tarih ve 2024/119 karar numaralı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Seçme Kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlem ile davacı arasında hukuken korunabilir, somut, güncel ve meşru bir menfaat ilgisinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü: Anayasa'nın 154. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler." hükmü yer almıştır. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 32. maddesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Yargıtay Büyük Genel Kurulunun, kendi üyeleri içinden göstereceği adaylar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçileceği, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adaylarını belirlemek için üye tamsayısının çoğunluğu ile toplanacağı, her üyenin ancak bir adaya oy verebileceği, adayların gizli oyla tespit edileceği, ilk oylamada en çok oy alan beş üyenin aday gösterilmiş olacağı, oylama sonucunun liste halinde Yargıtay Birinci Başkanlığınca Cumhurbaşkanı'na sunulacağı, Cumhurbaşkanı'nın listenin sunuluşundan itibaren onbeş gün içinde gösterilen adaylar arasından Cumhuriyet Başsavcısını seçeceği, seçim sonucunun ilgililere duyurulacağı ve Resmi Gazete’de yayımlanacağı düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Bununla birlikte, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru, güncel ve doğrudan bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Bakılan davanın, Trabzon Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 16/05/2024 tarih ve 32548 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/05/2024 tarih ve 2024/119 karar numaralı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Seçme Kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile açıklamalar çerçevesinde, üye tamsayısının çoğunluğu ile toplanan Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nca yapılan gizli oylama neticesinde belirlenen 5 aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından tesis edilen seçilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının seçilmesine ilişkin Karar'ın, seçilen aday haricindeki 4 adayın menfaatini doğrudan ihlal edeceği; bununla birlikte, bu adaylar haricindeki ilgilerin anılan Karar'ın iptalini istemekte doğrudan, kişisel ve güncel menfaatlerinin varlığından bahsedilemeyeceği açıktır. Bu durumda, Anayasa'nın 154. maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Seçme Kararı'nın davacının menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı ve Karar'ın iptalini istemekte halihazırda kişisel ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı, bu haliyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE, 2-Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine, 4- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/06/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Dava, 16/05/2024 tarih ve 32548 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/05/2024 tarih ve 2024/119 karar numaralı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Seçme Kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrasında, Cumhuriyet Başsavcılığını temsil etmek, Anayasa Mahkemesi'nde cumhuriyet savcılığı görevini yapmak, Ceza Genel Kurulunda görülen davaların duruşmalarına katılmak bizzat veya Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları marifetiyle siyasi partilerin tüzük ve programlarını ve kurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve kanun hükümlerine uygunluğunu, kuruluşlarını takiben ve öncelikle denetlemek, faaliyetlerini takip etmek, gerektiğinde siyasi parti, siyasi parti üyesi veya kuruluşu hakkında mahallinde denetleme, inceleme ve soruşturma yapmak, yaptırmak, siyasi partilerin kapatılması hakkında dava açmak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görevleri arasında sayılmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 14. maddesinde, yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirleneceği; 297. maddesinde, temyiz dosyalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğname düzenleneceği; 300. maddesinde, temyiz dosyalarında yapılan duruşmalarda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklayacağı; 308. maddesinde, Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebileceği; 309. ve 310. maddelerinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına bozma başvurunda bulunma görevi düzenlenmiştir. Dava açma ehliyeti, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade eder. Her davada, idari işlem ile davacı arasında subjektif ehliyet koşulu olarak aranan menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmesi, bununla birlikte, iptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekir. Bu açıklamalar karşısında, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanında dava konusu idari işlemin niteliğine bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde belirtilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görev ve yetkileri dikkate alındığında, subjektif dava ehliyetinin bakılan dava açısından geniş yorumlanması suretiyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve hukukun sujesi olan avukatlık mesleğini icra eden davacının dava açmakta menfaatinin mevcut olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.