DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/115 E. , 2024/268 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/115 Karar No : 2024/268 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2023 tarih ve E:2022/9341, K:2023/6974 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konu
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/115 E. , 2024/268 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/115 Karar No : 2024/268 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2023 tarih ve E:2022/9341, K:2023/6974 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak 21/06/2021 tarih ve 4098 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/10/2022 tarih ve E:2022/2553 K:2022/2980 sayılı usule ilişkin bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2023 tarih ve E:2022/9341, K:2023/6974 sayılı kararıyla; Dava konusu 21/06/2021 tarih ve 4098 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iki kısımdan oluştuğu, söz konusu karar ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 03/02/2021 tarih ve 3501 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine askı sürecinde yapılan itirazların reddedilmesinin yanı sıra, alana ilişkin mevcut imar planlarının yargı kararı ile iptaline karar verildiğinden, altlık imar planı paftaları yerine halihazır haritaların kullanılması gerektiğinden bahisle, kullanım kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmadan hâlihazır harita üzerine hazırlanan ekli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylanmasına da Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca karar verildiğinin anlaşıldığı, Dava dilekçesinin incelenmesinden, imar planı değişikliklerine yönelik itirazların değerlendirilmesine ilişkin kararla yeni bir plan onayı yapılamayacağı, yeni bir imar planı hazırlanması ile mevcut bir imar planında değişiklik yapılmasına yönelik süreçlerin birbirinden oldukça farklı olduğu, ayrıca onaylanan yeni planların askı işlemleri yapılmaksızın yürürlüğe girmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek, 21/06/2021 tarih ve 4098 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptalinin istenildiğinin görüldüğü, Uyuşmazlıkta, her ne kadar 03/02/2021 tarih ve 3501 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine, askı süresinden sonra 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan itirazın (işlemde 11. maddenin uygulanmayacağı bildirilmediğinden) zımnen reddedilmiş sayıldığı tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde anılan planların iptali istemiyle dava açılması gerekmekte ise de, anılan itirazlar üzerine alınan 21/06/2021 tarih ve 4098 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile sadece 03/02/2021 tarih ve 3501 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine askı sürecinde yapılan itirazların reddedilmediği, alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yeniden onaylanmasına da karar verildiği, zira bu aşamada alana ilişkin mevcut imar planlarının mahkeme kararıyla iptaline karar verilmesi nedeniyle planların mevzuat gereği zaten yeniden onaylanması gerektiği ve davacı tarafından açıkça 21/06/2021 tarih ve 4098 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği iddialarıyla iptalinin istenildiği dikkate alındığında, dava konusu işlemin, imar planlarına askı süresinde yapılan itirazların reddine ilişkin olmadığı, bunun yeni bir plan niteliğinde olduğu, dolayısıyla onaylanan imar planlarının ilgili yerlerde bir ay süreyle ilan edilerek askıya çıkarılması ve bu suretle kesinleştirilmesi gerekirken bu usule uyulmadan tesis edilen işlemin şekil yönünden hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, usule ilişkin itirazlar belirtildikten sonra, 03/02/2021 tarih ve 3501 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına yapılan itirazların, dava konusu işlem ile reddedildiği, parsele ilişkin kullanım kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin yeni bir plan onayı niteliğinde olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 28/09/2023 tarih ve E:2022/9341, K:2023/6974 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 21/06/2021 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 21/06/2021 tarih ve 4098 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının belirtilen gerekçe doğrultusunda onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum. KARŞI OY XX- İmar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca, imar planlarının belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceğinin düzenlendiği, buna benzer şekilde, "İmar planlarında Bakanlığın yetkisi" başlıklı 9. maddede de, "...Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler..." hükmüne yer verildiği görülmektedir. Dosyanın incelenmesinden; daha önce 03/02/2021 tarih ve 3501 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan imar planı değişikliklerine askıda yapılan itirazlar üzerine, dava konusu edilen işlemin tesis edildiği ve itirazların reddine karar verildiği, diğer bir ifadeyle, uyuşmazlık konusu edilen Cumhurbaşkanı kararının yeni bir imar planı onayı niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 03/02/2021 tarih ve 3501 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan imar planı değişikliklerinin, dava konusu edilen Karar ile itirazların reddedilmesi suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmakta olup, onay süreci tamamlanmış ve daha önce askıya çıkarılmış imar planlarının, yeniden askıya çıkarılmamış olması hususunun, anılan değişiklikleri sadece bu gerekçeyle hukuka aykırı hale getirmeyeceği sonucuna varılmıştır. Zira, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, imar planlarının yetkili idarece onaylanması suretiyle yürürlüğe gireceği, imar planlarının askıya çıkarılma gerekçesinin, aleniyeti sağlamaya yönelik olduğu gibi, imar planlarına ilişkin dava açma süresinin tayinine yönelik olduğu da kuşkusuzdur. Bu itibarla, temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, işin esasının incelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.