Başvuru, cezalı vergi tarhiyatına karşı açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cezalı vergi tarhiyatına karşı açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirketin ticaret yaptığı şirketlerin bir kısmının sahte belge düzenleyerek piyasaya sürdüklerinin tespiti üzerine başvurucu Şirket hakkında vergi incelemesi yapılmıştır. İnceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporunda başvurucu Şirketinsöz konusu belgeleri kayıtlarına intikal ettirdiği tespit edilmiştir. Raporda, 2007 ve 2008 yıllarına ilişkin olarak tespit edilen belgelerdeki matrah farkları üzerinden vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılması ve özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Vergi inceleme raporu ve rapora istinaden vergi dairesi müdürlüğü tarafından 2007 yılı için yapılan cezalı vergi tarhiyatına ilişkin ihbarnameler başvurucuya 27/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu tarafından 25/1/2013 tarihinde, İstanbul Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde 2007 yılı vergilerine ilişkin ihbarname bilgilerine ve tutarlarına yer verilmiş, 2008 yılına ilişkin ihbarnamelerin ise henüz tebliğ edilmediği açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte dava dilekçesinde vergilendirme dönemi olarak 2007-2008 yazılmıştır. Mahkeme 11/6/2013 tarihli kararında, davanın 2007 yılına ilişkin cezalı katma değer vergisi tarhiyatı ile özel usulsüzlük cezalarının iptali için açıldığı ancak 2008 yılına ilişkin vergi ve cezalardan da bahsedildiği, dava konusu dönem olarak 2007 ve 2008 yıllarının gösterildiği oysa davanın açılış tarihi itibarıyla henüz 2008 yılına ilişkin ihbarname tebliğ edilmediği de görüldüğünden dava konusunun 2007 yılı vergi ve cezalarına mı yoksa 2007 - 2008 yılları vergi ve cezalarına mı ilişkin olduğunun belli olmadığı ve netleştirilmesi gerektiği, bu hâliyle dilekçenin 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesine uygun bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun dava dilekçesini reddetmiştir. Bu karar, başvurucuya 25/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemenin dilekçenin reddine dair kararından önce 5/4/2013 tarihinde, 2008 yılı için yapılan tarhiyata ilişkin ihbarnameler de başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, söz konusu tebliğden sonra otuz günlük dava açma süresi içinde bu ihbarnamelere karşı herhangi bir dava açmamıştır. Dilekçe ret kararının 25/6/2013 tarihinde tebliği üzerine başvurucu 6/8/2013 tarihinde dava dilekçesini yenileyerek 2007 ve 2008 yılları için üç ayrı dava açmıştır. 2007 yılı katma değer vergisi ve vergi zıyaı cezasına ilişkin dava aynı Mahkemenin E.2013/2275 sayılı esasına kaydedilmiştir. 2008 yılı katma değer vergisi ve vergi zıyaı cezasına ilişkin dava ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin dava ise sehven İstanbul Vergi Mahkemesinde iki ayrı esas numarasına kaydedilmiştir. İstanbul Vergi Mahkemesi, 2008 yılı katma değer vergisi ve vergi zıyaı cezasına karşı açılan davada 17/9/2013 tarihinde, bakılan davanın İstanbul Vergi Mahkemesinin 11/6/2013 tarihli dilekçe ret kararı üzerine yenileme mahiyetinde açılan dava olduğu, anılan Mahkeme kayıtlarına alınması gerekirken sehven Mahkemelerinin esasına alındığı gerekçesiyle dosyanın esas kaydının kapatılarak İstanbul Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İstanbul Vergi Mahkemesince gönderilen söz konusu dava dosyasıMahkemenin 2013/2658 esasına kaydedilmiştir. Mahkeme 1/10/2013 tarihli kararıyla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararda, başvurucu adına tanzim ve tebliğ edilen 2008/ve dönemi vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi içerikli 26/12/2012 tarihli ihbarnamelerin 5/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 6/8/2013 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir.Başvurucu tarafından itiraz edilen bu karar, İstanbul Bölge İdare Mahkemesince 13/2/2014 tarihinde onanmıştır. Onama kararının gerekçesinde, dilekçe retkararının 2577 sayılı Kanun'un maddesine istinaden verildiği vurgulanmıştır.Başvurucu tarafından bu madde kapsamındaki eksiklikleri giderilerek açılan davanın aynı Mahkemenin E.2013/2275 sayılı dosyasında derdest olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple başvurucunun, bakılmakta olan davanın dilekçe ret kararı üzerine süresinde yenilenen dava olduğu yönündeki iddiasına itibar edilmediği ifade edilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 11/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar, başvurucu vekiline 8/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2577 sayılı Kanun'un "İdari davaların açılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerde;...b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,...d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası,Gösterilir...." 2577 sayılı Kanun'un "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek hâller" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir." 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:...g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,Yönlerinden sırasıyla incelenir." 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;...d) 3/g bendinde yazılı hâlde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak ... üzere dilekçelerin reddine,...Karar verilir.... Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi hâlinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.... ”.